Lacivert Renk Göz, Kulak, Burun, Ağız, Şifadır.

Lacivert Renk Göz, Kulak, Burun, Ağız, Şifadır.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Mavinin diğer koyu tonları gibi lacivert de, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir.  Bu rengin en önemli etki alanı kaş chakrası bölgesinde bulunur.  Dolayısıyla da söz konusu chakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kavuşturulmasıyla ilgilidir.  Ayrıca lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.  Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır.  Beynin her iki yarıküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerindendir.  Bu renk, yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüsler gibi. ) tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.  Bunlara ek olarak, laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici yanından söz etmek de doğru olur.  Bulunduğunuz ortamda veya kıyafetlerinizde laciverde gereğinden fazla yer vermenin yaratacağı olumsuz etkiler ise, yoğun bir depresyon hali veya toplumdan soyutlanmışlık duygusudur.  Göz, kulak, burun, sinir bozuklukları ve ruh hastalıklarına karşı. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renge bazen İndigo mavisi de denir.  Açık gecelerdeki gökyüzünün rengidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert renk merkezleri düzenli çalışan kişiler ruhen düzgündür, kuvvetli bir hafızaları vardır ve oldukça zekidirler.  Olayları bir bütün olarak kavrayabilme yeteneğine sahiptirler. Hoşgörülü ve iyimser bir kişilikleri vardır.
——

loading…

——
Eğer bu renkle uyum halinde bulunan renk merkezi düzensiz çalışıyorsa bu kişiler unutkanlaşır.  Çabuk kızarlar ve anlayışsız, kötümser bir tavır sergilerler.  Bu renk merkezinin düzensiz çalışması sonucunda akciğer, göz, kulak ve burun rahatsızlıkları, yüz felci, sinir bozuklukları ve ruh hastalıkları gibi durumlar ortaya çıkar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkle ilgili renk tedavisine devam edilirken uzmanların tavsiyesi krom, demir, bakır, brom, potasyum gibi metallerin hastanın üzerinde bulundurulmasıdır.  Bu renkle ilgili tedavi sırasında mavi ve mor renge sahip besin maddeleri (siyah üzüm, kara lahana gibi) yenmelidir.  Çivit mavi (Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk), anestezi etkisine sahip: Bu renk, aktif renktir ve anestezi etkisi vardır.  Diş ağrılarında, yüz kaslarındaki ve sinüzitteki ağrılarda, siyatik ve romatizma, kulak ve göz problemlerinde etkilidir

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Mavinin diğer koyu tonları gibi lacivert de, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir.
——




———-
Bu rengin en önemli etki alanı kaş chakrası bölgesinde bulunur.  Dolayısıyla da söz konusu chakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kavuşturulmasıyla ilgilidir.  Ayrıca lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.  Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk beynin her iki yarıküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerindendir.  Bu renk, yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüsler gibi. ) tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.
——

loading…

——
Bunlara ek olarak, laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici yanından söz etmek de doğru olur.  Bulunduğunuz ortamda veya kıyafetlerinizde laciverde gereğinden fazla yer vermenin yaratacağı olumsuz etkiler ise, yoğun bir depresyon hali veya toplumdan soyutlanmışlık duygusudur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Sonsuzluk, otorite ve verimliliği ifade eder.  Gücü, otoriteyi, ciddiyeti ve resmiyeti temsil eder.  Üniformaların ve resmi kıyafetlerin çoğunda lâcivert vardır.  Resmi kurumlar ve bazı firmalar amblemlerinde lâcivert ve tonlarını kullanır.  Ciddi ve sorumluluk sahibi olarak bilinmek isteyen insanlar, lâciverti fazla tercih ederler. .

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renk, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir.  Bu rengin en önemli etki alanları “alın şakrası” bölgesinde bulunur.  Dolayısıyla da, söz konusu şakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kuvuşturulmasıyla ilgilidir.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ışın gibi zihnin genişlik kazanmasına yardımcı olur.  Onu korkulardan ve çekingenliklerden kurtarır.  Ayrıca laciverdin yatıştı-rıcı ve dinlendirici özelliğide vardır.  Bu renk, lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesinide sağlar.
———-




———-
Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır.  Beynin her iki yarımküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerdendir.  Zor bir karar vermek durumunda kaldığınızdaKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk rengi tercih edin.  Lacivert sezgilerinizi canlandıracak ve doğru karar vermenize yardım edecektir.  Ayrıca geceleri rüyalarınızı hatırlamanız için lacivert bir pijama tercih edebilirsiniz.  Çevrenizce fark edilmemek ve rahatsız edilmemek istiyorsanız lacivert renk kıyafetler giyin.  Çevrenizce fark edilmemek ve rahatsız edilmemek istiyorsanızKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk kıyafetler giyin.

Göz, kulak, burun, sinir bozuklukları ve ruh hastalıklarına karşı. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renge bazen İndigo mavisi de denir.  Açık gecelerdeki gökyüzünün rengidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert renk merkezleri düzenli çalışan kişiler ruhen düzgündür, kuvvetli bir hafızaları vardır ve oldukça zekidirler.  Olayları bir bütün olarak kavrayabilme yeteneğine sahiptirler.  Hoşgörülü ve iyimser bir kişilikleri vardır.
——

loading…

——
Eğer bu renkle uyum halinde bulunan renk merkezi düzensiz çalışıyorsa bu kişiler unutkanlaşır.  Çabuk kızarlar ve anlayışsız, kötümser bir tavır sergilerler.  Bu renk merkezinin düzensiz çalışması sonucunda akciğer, göz, kulak ve burun rahatsızlıkları, yüz felci, sinir bozuklukları ve ruh hastalıkları gibi durumlar ortaya çıkar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkle ilgili renk tedavisine devam edilirken uzmanların tavsiyesi krom, demir, bakır, brom, potasyum gibi metallerin hastanın üzerinde bulundurulmasıdır.  Bu renkle ilgili tedavi sırasında mavi ve mor renge sahip besin maddeleri (siyah üzüm, kara lahana gibi) yenmelidir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ise insanı yatıştıran bir etki taşıyor.  Bunun nedeni mavinin tonu olması.  Mavinin diğer koyu tonları da insanda olumlu etki yaratıyorlar.  Bedensel ve ruhsal yakınmaların sağaltılmasındaKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk oldukça etkili.  Yatıştırıcı özelliğinin yanı sıra, insanın yorgunluğunu alan, dinlendiren özelliği de buluyor laciverdin.

Bu renk, düzenin ve ruhsallığın ifadesidir.  Bu rengin insanları huzur, barış ve sadelikten hoşlanırlar.  GiysilerinizdeKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renge ağırlık verirseniz, sadık ve dürüst, araştırıcı ve başarılı birisiniz demektir.  Lacivert renk, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir.  Bu rengin en önemli etki alanları alın enerji bölgesinde bulunur.  Dolayısıyla da, söz konusu şakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kuvuşturulmasıyla ilgilidir.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ışın gibi zihnin genişlik kazanmasına yardımcı olur.  Onu korkulardan ve çekingenliklerden kurtarır.  Ayrıca laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici özelliği de vardır.  Bu renk, lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar.  Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır.  Beynin her iki yarımküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerdendir.
—–

loading…

—–
Bu renk, yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüslerde) meydana gelen tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.  Neşe ve bilgeliğin Rengi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Strest’te Doğal Tedavidir. Renk terapisi (Kromoterapi) Güneş ışığının sahip olduğu elektromanyetik enerji dünyamızdaki doğal yaşamı devam ettirir.
———-




———-
Işık yeterince alınmazsa canlılar hayat enerjisini tam olarak alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi metabolizmanın sağlıklı ve dengeli bir şekilde çalışmasını sağlamak için renk enerjilerinden faydalanmak için yapılan terapidir.  İhtiyaç olan renk vucuda çeşitli yöntemlerle sağlanır.  Reiki, müzik, sarjlı sular ve renk şuruplarıyla ihtiyaç duyulan renk vücuda yüklenir.  Renk bir enerjidir.  Giysilerimiz bizim hem ayıracımız hemde renk süzgeçimizdir.  Renklerin büyülü dünyası hakkında fikir sahibi olmak için her şeyden önce ışık kavramını incelememiz gerek ışık rengi oluşturan bir tür elektromanyetik enerjidir.  Güneş tarafından, çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığa ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır.

Koyu renkte görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar.  Açık renkli nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar.  Parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar.  Işığı oluşturan dalga boylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterir.  Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli renkler ortaya çıkar.  Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür.  Gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur.  Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu.  Bu tedavi yöntemi insanda bazı renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır.  Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir.  Bunlar belirli renklerle de uyum halindedir.  Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır.  Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renkle ilgili besinler tavsiye edilir.  Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir.  Tedavi esnasındaki süre kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

Renklerle Tedavi Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koyuyor.  Tarihteki araştırmalar, Eski Mısırlılarla Çin ve Hind uygarlıklarında, renklerle terapiye çok önem verildiğini ortaya çıkardı.  Çünkü kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle dolu ve bu enerjiler insanın yaşamını devam ettirebilmesinde yardımcı oluyor.  Yapılan araştırmalara göre, insanda bedeni kuşatan Aura veya enerji beden adı verilen elektromanyetik bir alan bulunduğunu ifade ederek, bedeni saran bu enerji alanının, ışık (renk), elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimde olduğunu belirtiyor.
———-




———-
Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, ‘çakra’ adı verilen, her biri ayrı renge sahip enerji dağıtım merkezleri bulunduğunu kaydeden , “Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, insanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli renklere karşı duyarlıdır. ” dedi.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimlerin, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan etkileşim içinde olduğunu anlatan, “Bu titreşimler, çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir.  Daha sonra sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır.  Bu sayede, fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek duygusal ve zihinsel şikâyetler en aza indirilir” dedi.

Renkler, tedavide nasıl kullanılır? Renklerle tedavi günümüzde giderek popüler hale gelmektedir.  Gözler ve deri aracılığı ile vücuda ulaşan renkler, kişinin vücut fonksiyonlarına da tesir eder.  Her renk düşük veya yüksek titreşimli belli bir dalga boyuna sahiptir.  Renklerle tedavide, renklerin düşük veya yüksek titreşimli enerjiye ve farklı frekansa sahip olmalarının farklı psikolojik sonuçlara yol açtığı kabul edilir.  Bu açıdan farklı renklerin farklı psikolojik tesirlere yol açması renklerle tedavinin temel çıkış noktasıdır.  Tedavide renklerin tesiri olup olmadığını izlemede, kan basıncı ölçümleri, kalb atım hızındaki değişmeler, kasların gerilme indeksi değerleri kullanılır.  Sonuçlar kontrol grubuyla karşılaştırmalı olarak analiz edilir.  Kişi tarafından algılanan renkler, sempatik ve parasempatik sinir sistemi üzerinden ve bunlarla aktif hale geçen nöro-kimyevî maddelerin salgılanması yoluyla insana tesir eder.  Meselâ mavi, parasempatik sistemi uyarır.  Bu uyarılma, bir seri nöro-kimyevî madde ve hormonun salgılanmasını ardışık (münavebeli) olarak başlatır.  Sonuçta kan basıncı ve kalb atım hızı düşer.  Kişide rahatlama meydana gelir.  Kırmızı, mavinin zıddı olarak sempatik sinir sistemini uyarır.  Sonuçta kalb atım hızı ve kan basıncı artarak kişi, alarm durumuna geçer.  Renkler üzerinde çalışan psikologlar, Londra Köprüsü’nün sık sık intihar mekânı olarak kullanıldığını fark etmişler.  Renklerin insan tutum ve davranışlarına tesir ettiğinden yola çıkan uzmanlar, siyah olan köprünün, maviye boyanmasını teklif etmişler ve köprü maviye boyanmıştır.  Sonuçta köprü üzerinde gerçekleşen intihar girişimlerinde % 50 azalma sağlanmıştır.  Mor ve pembe, iştahın azalmasında tesirlidir.  Bu bilgiden yola çıkan Amerika’daki Johns Hopkins Tıp Fakültesi’ndeki uzmanlar, kilo verme programına katılan hastaların pembe renkli mekânlarda yaşamalarını sağlamışlardır.

Pembe mekânlarda yaşayan şişmanların iştahlarının ve streslerinin azaltılması kolaylaştırılmıştır.  Renklerin insan psikolojisine tesir ettiğine başka bir misal, cinayet işlemiş saldırgan mahkûmların kaldığı hapishanenin odaları ve bahçesi pembeye boyanmıştır.  Belli bir müddet sonra iç dekorasyonu pembeye boyanmış hapishanedeki mahkûmlar arasında gözlenen şiddet ve kavga olaylarında belirgin bir azalma görülmüştür.  Renkler şiddete ve kavgaya eğilimli öğrencilerin terbiyesinde de faydalı olmaktadır.  Şiddete eğilimli öğrencilerin mavi ve tonlarının hakim olduğu sınıflarda ders görmeleri ve okul dışında da mavi renkli mekanlarda yaşamaları sağlanmıştır.  Belli bir süre sonra, öğrencilerin saldırganlıklarında belirgin azalma sağlanmıştır.  Renklerin tabiattaki dağılışı, yoğunlukları ve insan üzerindeki tesirleri, tabiatta hiçbir şeyin tesadüfî olmadığını ve belli gâyelere hizmet etmek üzere yaratıldığını göstermektedir.  Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmaların, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koyduğunu bildirdi.  Dr.  İbrahimoğlu’nun belirttiğine göre, ‘Kırmızı’, kan dolaşımına ve kansızlık hastalıklarına iyi gelirken, ‘Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk’ da yorgunluğa, halsizliğe, uykusuzluğa, korkuya, depresyona karşı etkili oluyor.  Mor rengin ise, sinir sistemini, halsizlik, psikolojik ve duygusal yorgunlukları tedavi edici özelliği bulunuyor.  tarihteki araştırmaların, eski Mısırlılarla Çin ve Hind uygarlıklarında renklerle terapiye çok önem verildiğini ortaya çıkardığını söyledi.  Kaynağını güneşten alan ışığın, elektromanyetik enerjilerle dolu olduğunu vurgulayan , “Bu enerjiler, dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi, yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür ki bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar.  Işık eksik ve yetersiz olduğu takdirde, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir” dedi.  yapılan araştırmalara göre, insanda bedeni kuşatan “Aura” veya “enerji beden” adı verilen elektromanyetik bir alan bulunduğunu ifade ederek, “Bedeni saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir” diye konuştu.

Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, ‘çakra’ adı verilen, her biri ayrı renge sahip enerji dağıtım merkezleri bulunduğunu kaydeden , “Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, insanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli renklere karşı duyarlıdır” dedi.  insanın içinde bulunduğu duygusal değişikliklerin, çakralarda enerji dengesizliği meydana getirdiğini belirterek, “Bu durumda, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur ki, çakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkların doğmasına neden olur” diye konuştu.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimlerin, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan etkileşim içinde olduğunu anlatan, “Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir.  Daha sonra sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır.  Bu sayede, fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir” dedi.  renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorunun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesi olduğunu vurgulayarak, “Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  Renk terapisinde renkler tek başına kullanılabileceği gibi tamamlayıcı renklerle de kullanılabilir” diye konuştu.

Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu.  Bu tedavi yöntemi insanda bazı renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır.  Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir.  Bunlar belirli renklerle de uyum halindedir.  Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır.  Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renkle ilgili besinler tavsiye edilir.  Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir.  Tedavi esnasındaki süre kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

Kanser semptomlarının azaltılmasına yönelik tedavilerde, 18 beyin travması geçiren çocukların tedavisinde 9 ilik nakli olan çocukların durumlarının iyileştirilmesinde 20 ve sinir bozukluğu tedavisindeı sanat terapisi başarıyla uygulanmaktadır.  Sanat terapilerinden biri olan renk terapisİ de birçok alanlarda uygulanmaktadır.  Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine doğal tedavi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renkKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk Kalp, ciğer ve kan dolaşımı arasında bir denge oluşturmada kullanılan renk terapisi22 aktif dikkat problemi olan çocukların2J ve saldırgan davranışlar sergileyen bireylerin tedavisinde lA kullanıldığı gibi, uzaya gönderilen bireylerin dikkatlerini toplamada ve daha uzun süreli iş yapabilmelerini sağlamada da25 kullanılmaktadır.  Eğitimcilerimizin renklerin rahatlatıcı ve tedavi edici etkilerini göz önüne alarak, eğitim kurumlarını bu yönde yeniden tasarlamalarında büyük fayda vardır.  Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine doğal tedavi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renkKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk Mesela, öğrencilerin rahatlıkla görebilecekleri, insana rahatlık hissi veren yeşil ve mavinin tonlarıyla yapılmış manzara resimleri ile okulların stresli ortamları azaltılabilir ve öğrenme için daha uygun ortamlar oluşturulabilir.

Günlük yaşantımızda hepimizin renklerden etkilendiği bilinen bir gerçektir.  Bulunduğumuz mekanlarda canlı renkler bize huzur ve mutluluk verirken, donuk ve soluk renkler ise bizlere sıkıntı verir.  Renkler karşısında neden değişik ruh halleri yaşıyoruz? Ruh halimizi, renkler ne yönde etkiler? Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir.  Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir.  Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın bir yansımasıdır.  Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur.  Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli renkler ortaya çıkar.  Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer.  Ne var ki gökkuşağını oluşturan renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür.  Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur.  Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar.  Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Renkleri kendi içlerinde ise, üç temel gruba ayırabiliriz.  Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana renkler grubudur.  İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur.

Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı=Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, Kırmızı+mavi=Mor gibi.  İlk gruptaki renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup renkler oluşur.  Renkler, dünyamızda 4 Ana Unsur olan: Hava,Toprak,Su,Ateş ile birebir etkileşimleri vardır.  Kırmızı renk Ateş’i, Sarı renk Hava’yı, Yeşil renk Su’yu, Mavi renk ise Toprak’ı simgeler.  Makro uzayda ise, Renk evrenleri vardır ve 2 Ana Renk’den oluşur, bunlar; Kırmızı Ötesi Evrenler ve Mor Ötesi Evrenlerdir.  Kırmızı ötesinde yer alan evrenler (cehennemler) sıcak ve yakıcı, Mor Ötesi Evrenler (cennetler) ise huzur verici ve ilahidir.  Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır.  Her insanın renklere karşı verdiği tepki farklıdır.  Bir insana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk veya itici gelebilir.  Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün verebilir.  İnsanların renkten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir.  Bazı insanlar hangi renkle barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir.  İnsanlar renk seçerken, o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler.  Sonuçta her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsurları da içersinde taşır.  Renk bilim nedir ve Nasıl doğmuştur? Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların renklere ve renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz.  Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir.  Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz.  Oradaki şifacı din adamları da insanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurmuşlardır.  1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir.  Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir.  Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.

Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır.  Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.  Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır.  Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır: “Güneş giren eve doktor girmez. ” Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır.  Işığın, insanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz.  Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur.  Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür.  Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar.  Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz.  İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!.  Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.

Renklerle tedavi Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir.  Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz.  Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir.  Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur.  Bu değişikliklerin birçok nedeni vardır ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar ve negatif düşüncelerdir.  (Streslerdir. )

Renkleri tek başına ya da başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz. Eğer vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik alanı etkiler.  Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen auramızın da kötü etkilenmesine neden olur.  Eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz.  Çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir.  Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır.  Bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur.  Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

Renklerle bedenimizin enerji merkezleri arasındaki ilişkisi Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle bedenimizdeki enerji merkezleri arasındaki ilişkiden söz etmek istiyorum.  Vücudumuzda 7 tane “enerji merkezi” vardır.  Bunların her birinin kendine ait bir rengi vardır.  Yani her bir enerji merkezinin kendine ait bir ana rengi vardır.  Fakat bu enerji merkezleri diğer renklerden de yardım alabilirler.  Her bir enerji merkezinin kendi rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı renk diyoruz.  Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle tamamlayıcı unsurlar oluştururlar.

Biraz şansa mı ihtiyacınız var? Bunu kırmızı bir kazak giyerek, bir portakal yiyerek ya da elmas bir yüzük takarak sağlayabilirsiniz.  Hint geleneğine göre hayatınızda şans yaratmak ve aynı anda mutlulukla sağlığı teşvik etmek çevrenizde hangi rengin hakim olması gerektiğini bulmanıza bağlı.

“Bir insanın kendini iyi hissetmesi chakra’larına (insan vücudundaki yedi ana nokta) veya vücut ve buna bağlı fizik enerjisine bağlıdır” diye açıklıyor The Indian Luck Book (Hint Şans Kitabı)’nın yazarı Monisha Bharadvvaj.  “Her chakra negatif ya da pozitif titreşimleri çeker ve özel bir renge bağlıdır.  Bu rengi giymek sizin daha dengeli, mutlu, kontrollü olmanıza yardımcı olur ve buna bağlı olarak dışarıdan aldığınız tepkileri de etkiler.  “Kıymetli taşların gücü de aynı şekilde işler.  “Kıymetli taşlar chakra’lar üzerinde etkisi olan elektromanyetik enerji yayar,” diyor Monisha.  “Renklerine ve etkilenen chakra’ya göre kıymetli taşlar canlılığı arttırabilir, olumsuz etkileri önler, sağlığı korur, kazaları önlemek için gerekli enerjiyi verir ve gelişmeyi hızlandırır. ” Öyleyse kullandığımız renklere dikkat edelim.  İyi şanslar. . .

Giydiğiniz Renkler Chakra’larınızı, Mutluluğunuzu ve Ruh Halinizi Etkiliyor.

Rengi bir ışık olarak üstünüzde taşıyabilir, yiyecekler, içecekler ya da renkli bir su olarak içinize sindirebilirsiniz.  Bunu yaparken çeşitli yöntemlerden istifade edebilirsiniz.  Bunlar ışık kutuları, ışıklı ambarlar, renkli ampuller, kumaş ve dekorlardır.

 – Giydiğiniz elbiselerin renklerinde, kullandığınız çarşaf gibi eşyalarda mavi, pembe, yeşil ya da sarı kullanırsanız daha derin ve rahat nefes alabilirsiniz.  Bu renkler akciğerleri ve diyaframı güçlendirir.

 – Sinirli veya aşırı hareketli bir çocuk Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk veya kırmızı yatak takımının içinde uyumamalıdır.  Böyle çocuklar için yeşil ya da mavi uygundur.

 – Halı ve perdeler kişiliğe uygun renklerde olmalıdır.  Örneğin sürekli kavga eden bir ailenin duvardaki Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkli halıyı maviye, hatta pembeye çevirince daha iyi anlaşmaya başladıkları görülmüştür.

 – Duvar ve mobilyalar da hem insanın ruhi halini hem de sağlığını etkilemektedir.

 – Renkli tablolarla dekorasyon insana canlılık verir.  Bunu yaşadığınız mekanlarda uygulayabilirsiniz.

 – Doğada her tür renk bulunur.  Bu güzelliklerden faydalanarak onu yaşantımıza sokabiliriz.

 – Ev bitkileri renkli ya da yeşil bir ev, bitkiler yaşantımızda oldukça iyi sonuçlar verir.

 – Renkleri içinizde var olan gücünüzde canlandırarak üçüncü gözünrenklere karşı olan dikkatini artırabilirsiniz.

 – Gözlerinizi kapatıp, bir rengi hayalinizde canlandırarak, kendinize enerji yükleyin.

 – Renkleri içinize çekerek ve bunu vücudunuzun enerji merkezlerine yollayarak nefes alın ve verin.  Rengi orada tutarak o bölgenize enerji yükleyip tedavi edin ve tedavi olduğunuzu düşünün.  Düşünün ve “ben iyileştim” diyin.  Sonuçta iyileştiğinizi göreceksiniz.

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan renklerin kişilik yapımızdan tutunda, sağlığımıza hatta hastaları tedavi edici bir yöntem olarak kullanıldığını biliyormuydunuz? Kozmik bilim konusundaki çalışmalarıyla Türk kamuoyundan büyük ilgi gören Prof.  Dr.  Ahmet Maranki, renklerin insan hayatında önemli bir yeri olduğunu söylüyor.  Gerek eserlerinde, gerek konferanslarında ve gerekse sık sık çıktığı televizyon programlarında renklerin dünyası hakkında önemli açıklamalar yapan Prof.  Maranki, “Renkler insanın merkezi sinir sistemine pozitif enerji yayarlar.  Böylece sinir sistemimizin bu pozitif enerji ile beslenip vücuttaki enerji merkezlerimizi açarak enerjinin vücudumuzda dolaşması sağlanmaktadır.  Dünyadaki hayatın kaynağı olan Güneş’in yaydığı ışınlar, dalgalar verenkler insan hayatının ayrılmaz birer unsurlarıdır.  Bunlardan renkleri ele alacak olursak; renkler hayatımızı ve duygularımızı önemli derecede etkileyen unsurlardır.  Renkleri hayatımızda, yerinde kullandığımız takdirde, bazı hastalıkları tedavi edici etkisinin olduğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Çünkü renkler, merkezi sinir sistemine pozitif enerji yayarak sinir sistemimizin bu pozitif enerji ile beslenip vücuttaki enerji merkezlerimizi açarak, enerjinin vücudumuzda dolaşmasını sağlamaktadır.  Bu da bize psikolojik olarak mutluluk vermekte, böylelikle de hayatımızı düzene sokmuş olmaktayız. Renklerin insan hayatında ve kişiliği üzerindeki bu olumlu ya da olumsuz etkileri araştırmalarla bilimsel olarak da tespit edilmiştir.

Renklerin tedavi edici özelliğinden bahsettiniz.  Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız? Renklerin tedavi edici olması, vücuttaki enerji merkezlerinin renginin renk çarkında olmasına bağlıdır.  Renk terapisinde kullanılan renkler; kırmızı, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, sarı, yeşil, turkuaz,Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve mordur.  Bunlar renk çarkını oluştururlar.  Terapi esnasında kişiye bu renkler sunulur, sonra ona bu renklerden hoşuna gidenleri sıraya koyması söylenir.  Buradaki renk seçimine göre de onun kişilik yapısı hakkında tahminler yapılır.  Bu renk terapisi sonucunda kişinin duygusal ve fiziksel istifadelerini, eksikliklerini ortaya çıkarırız.  Ayrıca onda gizli kalmış yetenekleri de açığa vurmasını sağlarız.  Bunun yanında psikolojik problemlerin çözümlenmesinde, vücutta fizyolojik dengesizlikleri çözümleyecek hastalıkları önlemede de renk terapisinden istifade edilir.  Vücuttaki her enerji merkezinin kendine has bir rengi vardır.  Buradaki yedi renkten her biri, bağlantılı bulundukları enerji merkezi bölgesindeki organların hastalıklarının tedavisinde yüz yıllardır kullanılmaktadır.  Bu süreç Şamanizmden başlayarak Hint, Çin, Mısır, Yunan ve İslam medeniyetlerince de devam etmiştir.

Bu terapinin nasıl uygulandığını anlatır mısınız? Uygulama olarak hastalar renkli odalara renkli taşlardan da istifade edilerek yerleştirilir, ilgili uzman tarafından renklerin bedene etkisi çeşitli metotlarla sağlanırdı.  Osmanlı döneminde bu amaçlarla Edirne’de Selimiye Şifahanesi’nde hastaların renkli odalarda müzik ve su ile birlikte tedavi edildiği bilinmektedir.  Bugün insanoğlunun renkler konusunda az-çok bilgisi vardır.  Canlıların etrafını saran enerji ışınları alanı yani enerji alanı, sağlıklı bir canlıda baştan ayağa kadar bedenden 30 cm.  ileri uzanır.  Bedende yaralı bir yer varsa orada enerji alanı çok ince olur.  Bu görüntüler Kirlian fotoğrafçılığı ile bilimsel olarak ispatlanmıştır.

İnsan bedeninde 7 enerji merkezi vardır.  Diğer taraftan Güneş’in doğal olarak bize yansıttığı ve gözümüzle görebildiğimiz renk sayısı da 7’dir.  Böylece insan bedenindeki 7 enerji merkezi gökkuşağının 7 doğal rengini almıştır.  Sağlıklı bir insan elektromanyetik bir enerji içindedir.  Bu sebeple gökkuşağındaki bu renklerin enerjisi de her enerji merkezinde görülebilir.  Ama sağlıksız bir vücutta bu renkler lekeli veya bulanık görülür.  İşte bu renklerin bozulması vücutta ileride ortaya çıkacak hastalıkların işaretidir.  Enerji güçlü, açık, dengeli olduğu zaman enerji merkezlerinin içinden rahatlıkla geçer.  İnsan vücudunda bazen yeterli, bazen de açık enerji birikimi olur.  Eğer bir enerji merkezinde yetersiz enerji mevcutsa o zaman enerji merkezi kendi rengiyle tedavi edilir.  Renk terapisinde şu hususlar önemlidir ve dikkate alınmalıdır:

– Hastaya şifa verirken ışınlarla birlikte renkleri de gönderebilirsiniz.  Bu da hastalığın iyileşme sürecini hızlandırır ve yardımcı olur.

– Renklerden bilhassa sarı, yeşil, mavi ve mor daha etkili şifa verir.  İkinci derecede şifa renkleri Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, kırmızı ve pembedir.

– Renk tedavisinde hastayı tedavi ederken gönderdiğimiz renklerparlak ve berrak olmalıdır.  Çünkü donuk, kirli yani parlak olmayanrenkler hastalık işaretidir.

– Sezgilerimizle vardığımız kararla hastaya hangi renk uygunsa onu uygulamak gerekir.

– Renk terapisi için en uygun zaman, sizin kalbinizden ve üçüncü gözünüzden gelen enerjiyi birleştirebildiğiniz zamandır.

– Önce 4 şifa renginin kendiliğinden belirdiğini görmeniz gerekir, şayet görünmezse dört ana rengi denemeniz gerekir.

– Sırasıyla sarı, yeşil, mavi,Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve mor renklerini deneyin.  En uygun rengi bulduğunuzda seans boyunca o renkte kalın.

– Rengi düşünün ve içinize, yani istediğiniz bölgeye çekin, bunu sürdürün ve sonucu görün…

Renklerin insan hayatı üzerindeki diğer etkileri konusunda neler söylemek istersiniz? Daha önce de belirttiğimiz gibi renkler insan hayatı üzerinde çok yönlü bir etkiye sahiptirler.  Fiziki ve ruhi yapı üzerindeki etkinin yanında yiyecekler, giyecekler ve hatta yaşanılan mekanlar konusunda da geçerlidir.  Kozmik bilinç, işte bu noktada önemli bir görev ifa etmektedir.  Zira biyolojik yaşamımızda gıdaları ve kıyafetleri kullanırken bile ayrı bir metodu insanlığın istifadesine sunmaktadır Bu çerçevede, yiyeceklerimizi alırken ve kullanırken renklerine özen göstermeli, mümkünse çiğ olarak, tam pişirmeden, renklerini kaybetmeden ve haşlama sularını dökmeden yemeliyiz.  Yine sebze ve meyveleri tüketirken renklerle tedaviyi de düşünüp ona göre tüketmekle ayrı bir şifa özelliğinden istifade edebiliriz.  Her renkli sebze ve meyvenin, vücudun enerji bölgesinin renklerine göre yendiğinde bedenimizde ayrı bir şifa verdiği mutlaka görülecektir. Bunun bazı örneklerini şöyle ifade edebiliriz:

– Kök enerji merkezi kırmızı; yani kan tedavisi; kırmızı lahana, kiraz, böğürtlenle beslenebilir.

– Kalp enerji merkezi yeşil; yeşil fasulye, çam yaprağı, yeşil otlar ve yeşil çayla beslenir.

– Mide ve safra kesesi rengi sarı; şifası limon suyu ve zeytinyağı vs.  ile beslenir

Renklerin kıyafetler üzerinde de etkisi olduğunu ifade ettiniz.  Bu konuda neler söylemek istersiniz? Yapılan çeşitli araştırmalar, renklerin giysilerimizdeki etkisini fiziki ve ruhi yönden ispat etmektedir.  Güneş ışığının etkisiyle doğal kristalden çıkan renkler; bedenimizin o bölgelerinde kullanılacak giysilerle bedenimize müspet enerji verebileceği gibi, menfi enerjiler vererek enerji merkezlerimizi bloke edip “hastalanmalara” da yo açabilir.  Dolayısıyla hastalıkların tedavisinde kişinin sadece fiziksel rahatsızlıklarıyla ilgilenmek yanlış olur.  Bunun yanında problemi oluşturan metafizik öğeleri de ortaya çıkarmak gerekir.  Özellikle giysiler, insanların kendilerini değişik renklerle ifade etmelerini sağlarlar.  Kişiliğinize ters düşen renklerle fiziksel ve ruhsal durumunuzu dengelemeniz mümkün olmaz.

İnsanlar renkli giysileri örtünmek için veya dikkat çekmeye yarayan bir araç olarak kullanırlar.  Bunu sadece biriyle anlamak çok yanlıştır.  Halbuki renklerin enerjilerinden giysilerde yararlanıldığı taktirde daha yapıcı ve üretken olabilirsiniz.  Zira bunlar vücudumuzu saran renk filtreleri gibidirler.  Fiziksel ve ruhsal yönden vücuda almamız gereken renk enerjisinin miktarını ayarlarlar.  İnsanların giysilerinde seçtiği renkler, onların kişilikleri hakkında çok şey söyler.  Ayrıca tercih edilen bu renkler kişilerin sağlıklı yaşamalarına yardımcı olurlar.

 Bunları birkaç örnekle şöyle ifade edebiliriz:

– Sarı ve tonlarında giyilen giysiler şişmanlamaya,

– Kırmızı renkli iç çamaşırları, cinsel içgüdünün artmasına,

-Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve mor tonları ciddiyete ve düşünme yeteneğinin artmasına,

– Yeşil ve tonları sükunet ve kalp huzuruna,

– Mavi ve tonları rahatlık ve iç huzuruna,

– Mor ve tonları ise insan ufkunun açılıp beyin fonksiyonlarının normal çalışmasına ve dış etkilerden etkilenmemeye yardımcı olur.

Araştırmalar bize göstermiştir ki, insanda bedeni kuşatan elektromanyetik bir alan vardır.  Buna Aura veya enerji beden adı verilir.  Bedenimizi bulut gibi saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir.  Ayrıca bu enerji alanı içinde yedi adet de, chakra adını verdiğimiz enerji dağıtım merkezleri vardır.  Chakra’lar bedene giren ve beden tarafından yayılan enerjilerin oranlarını düzenlerler.  Ayrıca bedendeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli olan enerjiyi emerek, bunları ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtırlar.  Her bir chakra ayrı bir renge sahiptir.  Chakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Bu yolla tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanmış olurlar.  İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, enerjiye (belirli renklere) karşı duyarlıdırlar.  İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler (öfke, korku, negatif düşünceler vs. ) chakralarda enerji dengesizliği meydana getirir.  Burada, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur.  Chakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkları oluşturur.  Eğer bünyemizde herhangi bir denge bozukluğu başgösterirse, bazı renkleri veya renk kombinasyonlarını kullanarak, iç dengemizi tekrar kurabiliriz.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedirler.  Söz konusu titreşimler chakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilirler.  Omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınırlar.  Böylece fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir.  Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.  Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  Kırmızı – Turkuaz.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk – Mavi.  Sarı – Mor.  Yeşil – Macenta’dır.  Terapide renkler bazen tek başına bazen de tamamlayıcı renkleri ile birlikte kullanılır.  Bu konu uzmanlık isteyen bir iştir.  Çünkü renklerin bilinçsiz olarak kullanılması yarar yerine zarar da getirebilir.  Renklerden en iyi şekilde yararlanmak istiyorsak mutlaka bir renk terapistine başvurmalıyız.  Renklerin Anlamları: Renkler hayatımızın parçası.  Renkler olmasaydı hayat çekilmez olurdu herhalde. . .  Peki renklerin hayatımız nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman Son olarak, renklerin insanların yaşadığı mekanlardaki etkisi konusunda bilgi verir misiniz? İnsan hayatının önemli bir kısmı kapalı mekanlarda geçtiği için bu konu büyük önem arzetmektedir.  Özellikle ev hanımlarının zamanının çok önemli bir kısmı bu kapsamda ele alınmalıdır.  Dolayısıyla insanın bulunduğu mekanın rengi kişiliği ile uyumlu olmalıdır.  Bu amaçla dekorasyonda doğru renkler seçmeli, odanın şeklini doğru ayarlamalıyız.

Oturma Odası: Oturma odası, ev sakinlerinin en fazla vakit geçirdikleri mekandır.  Bu kısımlar için doğal ve yumuşak renkler tercih edilmelidir.  Oturma odalarında dikkat dağıtıcı renklerden uzak durulmalıdır.  Yeşilden mora açık renkler tercih edilmeli, kanepe, halı ve sandalyelerin renkleri duvarların renklerinden koyu olmalıdır.

Yemek Odası: Açık ve orta koyu renklerde olmalıdır.  Yemek odası için seçim yaparken yiyeceklerin doğal renklerini gözünüzün önünde bulundurmalısınız.  Yeşil ve tonlarından uzak durmalısınız.  Çünkü bu renklerin hastalık hissi veren özellikleri vardır.  Masa örtüsü ve peçeteler dikkat çekici sarı tonlarında olmalıdır.

Mutfak: Mutfakta pembemsi sarı tonlu heyecan ve enerji veren renkleri seçmelisiniz.  Bu renkler tembelliği yok eder, enerji verir, yaratıcılığı artırır.  Mutfakta iyi aydınlatma olmalı, mutfak tezgahı canlı renkte olmalıdır.  Mutfakta kullanılan gereçler, mekanın hakim rengiyle uyum içerisinde olmalıdır.

Yatak Odası: Gençler ve yeni evliler yatak odalarında yumuşak ve huzur veren, kırmızıya yakın hoş renkleri seçmeli.  Bu yaş grubundan büyükler ise yumuşak maviye yakın sarımsı renkler seçmelidirler.  Ayrıca seçilecekrenkler bulunulan yerin havasına göre uyum içinde olmalıdır.  Mesela soğuk yerlerde sıcak renkler, sıcak yerlerde serinlik hissi veren renklertercih edilmeli.

Çocuk Odası: Ergenlik çağına gelene kadar çocuk odalarında kırmızı, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve sarı gibi neşe ve canlılık veren renkleri tercih edilmeli.  Daha ileri yaşlarda ise mavinin ve yeşilin tonları kullanılabilir.  Bu odalar için koyurenklerden uzak durulmalıdır.

Çalışma Odası: Bu mekanlarda, insanın anlama ve çalışma yeteneğini artıracak maviden mora kadar olan renkler tercih edilmelidir.

Renklerin dili, yani neyi ifade ettiği konusunda neler söylemek istersiniz? Yaratılan ve görülebilen bütün renkler pozitiftir ve insanı rahatlatır, ona mutluluk verir.  Renklerle kişinin iç dünyasını okur ve insanların hayatını daha düzenli hale getirmiş oluruz.  Renklerin dili, yani insan psikolojisine etkisi şöyledir.  Güneş ışınlarında bulunan altı rengin birbirinden farklı sayısız tonu elde edilebilir.  Renk Uyumu Nedir? İç dekorasyon yaparken, web sitesi ya da bir sunum hazırlarken kullanılacak renklerin seçimi yapılırken, tercihler kadar kullanılan renklerin birbirleriyle uyumu da önemlidir.  Çünkü her renk bir biriyle aynı uyumu göstermemekte ve bazen çok itici sonuçlar elde edilebilmektedir.  Bir biriyle uyumlu ya da birbirini tamamlayan renklerin dengeli bir şekilde kullanılmasına renk uyumu denir.  Renk uyumu için birbirine yakın renkler ile sıcak – soğuk renklerin ve zıt renklerin   özelliklerine göre birbirleri ile belli bir denge içerisinde kullanılmaları esastır.

Renkler İşinizi Kolaylaştırıyor.  İş yaşamında renklerle doğrudan ilişkide olduğumuz diğer bir alan, kullanılan dokümanlardır.  Dokümanlarda kullanılan renkler ve şekiller, şirket hakkında bilgi verirken dokümanda yer verilen konuya ilgiyi yoğunlaştırır Renkler, yaşamımızda tahmin ettiğimizden daha önemli bir yere sahiptir.  Gerek günlük yaşamda gerekse iş yaşamımızda renklerin önemini yadsıyamayız.  İş yaşamımızda renklerin önemini birkaç kategoride ele alabiliriz.  Giyim tarzımızın ve kıyafetlerimizin iş hayatımızı etkilediği gibi bulunduğumuz ortamın renklerinin de motivasyonumuzu doğrudan etkilediğini göz ardı edemeyiz.  Ofislerde aydınlık renkler daha verimli çalışmamızı sağlarken, karanlık, loş odalarda çalışanların verimlerinin çok daha düşük olduğu bir gerçektir.

Görüntüleri etkili olarak sunabilirsiniz Görüntüleri sunmada renk sizin güçlü bir aracınızdır.  Renklerin etkileyici kullanımıyla belgenizden iletmek istediğiniz özellikleri; güç, içtenlik, güvenilirlik vs.  görüntüye verebilirsiniz.  Psikolojik olarak okuyucuyu dilediğiniz tarafa yönlendirebilirsiniz.  Her renk farklı psikolojik etkiye sahiptir.  Bunları ustalıkla kullanarak okuyucularınızı arzuladığınız yöne götürebilirsiniz.  Sonuç olarak, belgelerinize renk eklemek size daha ikna edici ve etkili bir iletişim sağlayacaktır. Renkler belgelerinizi farklılaştırır Dikkati ana noktalara çekmek için, belgenizin özel bölümlerini uygun bir renk kullanımıyla vurgulayabilirsiniz.  Ayrıca, renkleri etkili bir şekilde kullanarak benzersiz ve özgün belgeler yaratabilir ve okuyucularda iyi bir izlenim bırakabilirsiniz.  Renklerin insan davranışları üzerindeki etkilerini göz önüne alırsak, dokümanları bu doğrultuda tasarlayabilirsiniz.  İş hayatında kritik noktalarda ve karar verme sürecinde etkili belgeleri yine renkler vasıtasıyla düzenleyebilirsiniz. Belgelerinizi daha rahat okunur hale getirerek anlaşılır yapabilirsiniz.  Bir belgenin farklı kısımlarını betimlemek için renkler kullanılabilir.  Ayrıca, belirli öğeler için hep aynı rengi kullanarak belgenizi daha anlaşılır yapabilirsiniz.  Kullanabileceğiniz başka bir teknik ise okuyucunun gözlerini istediğiniz yöne yönlendirmek için derecelendirme kullanarak renk farklılıklarını uygulamaktır.

Renklerin önemi ve iletişim aracı olarak gücü Görme duyusuyla renk bilgisi maksadımızı ve kararımızı etkiler.  İnsanların tatma, koku alma, dokunma, görme ve duyma olmak üzere beş duyusu vardır.  Görme duyusuyla aldığımız bilgi bunların toplamda yaklaşık %87’sini oluşturur.  Ve görme duyumuzla aldığımız bilginin yaklaşık % 80’i renk bilgisidir.  Bu figürlerin doğruladığı gibi, edindiğimiz duyusal unsurların büyük bir bölümü renk bilgisi formundadır.  Kısaca, renk bizim hayatımızdaki çok önemli bir mevcudiyettir.  Renkler hayal edebileceğimizden daha çok güce sahiptirler.  Ve bu gücü iş belgelerinize koyarak birçok yeni fırsat yaratabilirsiniz.  Günümüz trendi, şüphesiz “Renklerin Başarısı” na doğrudur. Ya Renkler Olmasaydı? Renksiz bir dünya olsaydı yaşadığımız mekan, her şey tek renk üzerine Nasıl olurdu yaşam hiç düşündünüz mü? Tek düzeliği, renksizliği ve zamansızlığı… Renkler hayatın vazgeçilmezlerinden… Yaratılmış her şey Yaratan’dan ötürü zaten güzel Aynen öyle de yaratılan bütün renkler de özel Siyah olmasa beyazın kıymeti bilinmezdi Kırmızı olmasa, yeşil tek başına güzelliğini sergileyemezdi Renkler kadar birbirine tezat duygularda özel Özlem olmasa vuslatların kıymeti bilinmezdi Gözyaşları olmasa, gözlerimizden süzülen, dudaklarımızdaki tebessümlerin ne anlamı kalırdı? Yaratılmış her şey diğer tezadı ile dengede Mıknatıslarda dahi kuzey güneyi çeker İki aynı kutup birbirini iter Gökyüzünün mavisini yitirdiğini evrendeki tüm renklerin birbirine karışıp neticede alelâde bir gri rengin tüm dünyaya hakim olduğunu hayal edin lütfe Yiyeceklerin çekici renklerini silin gözlerinizden Afiyetle içtiğiniz çorba ile tabağınızın, tabak ile kaşığınızın hatta elinizin, kaşınızın aynı renk olduğunu düşünün Sevdiğiniz insanı nasıl ayır ederdiniz diğer hemcinslerinden? Ya beslenme nasıl olurdu? Çiçeğin kokusunu duyabilmek ama rengini görememek ne kadar tatmin ederdi bizi?

Evren içinde pek de dikkate değer bulmadığımız bu küçük ayrıntıyı yitirdiğimizi düşünelim bir anlığına…Yitirilen birçok güzellik gibi nasıl da büyürdü gerekliliği gözümüzde… Denizin, bulutların ve gökyüzünün rengi aynı, balıkların rengi aynı… Her şey tek düze ve hep aynı Sonsuzluğa aşık insanoğlu için ızdırap dolu olurdu yaşam Oysa dünya öyle güzel renklerle donatılmış ve bu minik “renk” dediğimiz detaya öyle güzel vazifeler yüklenmiş ki İnsanın sadece renkler için dahi her gün şükretmesi gerekiyor.  Renklerin kullanılış ustalığı da, sihirli renkler dünyasının başka bir muamması Öyle ki, karpuzun rengi kırmızı… Zamanımızın araştırmaları insanların kırmızı rengini daha çok tükettiğini kanıtlıyor ve yazın en kavuran sıcaklarında merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz , biz aciz kulları için kırmızı şerbet toplarını yaratıyor Uzmanlar yazın şekerli sıvılar tüketmemizi önerirken her şeyi Yaratan Allah (C. C. ) , zaten kulları için gerekli besin ve gıdaları önceden hazırlayıp onların tam da en ihtiyaç duydukları anlarda onlara gönderiveriyor.  Yine bir araştırma, insanoğlunun “canım çekti” dediği şeylerin, aslında metabolizmasının ihtiyacından kaynaklandığını kanıtlıyor Yani grip olacak bir insanın canı portakal istiyorsa bu bir tesadüf değil Bilakis, Rabbimiz Allah’ın (C. C. ) hastalıkla mücadelede yarattığı vücut için takdir ettiği bir lütfu Aynen öyle de, renginin Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, aromasının hoş kokulu olması da ayrı bir ustalık Renkler aynı zamanda bir savunma mekanizması Siyah beyaz çizgileriyle aslanların gözlerini kamaştıran zebralar yaşamlarını, Allâh’ın (C. C. ) lütfettiği renklerine borçlular Güzel kelebekler, kanatlarındaki göz şeklinde boyanmış benekleri ile bir çok düşmanlarını kendilerinden uzaklaştırabilmektedirler Renk değiştirmede özel yaratılan hayvanlardan bir diğeri olan bukelamunu bulunduğu ortamdan, renkleri itibariyle soyutlamak neredeyse imkansızdır

Gökkuşağının yedi rengini kullanan renk tedavisinin amacı; vücut enerji merkezlerini dengeleyip geliştirmektir.  Böylelikle vücudu kendi iyileşme süreci için uyarmış olur.  Renklerle tedavi enerjisi boşalmış enerji merkezlerini (çakraları) yeniden dengelemek için renkleri kullanır.  Çakralar Gökkuşağının yedi renginden her biri vücuttaki temel yedi çakradan birine karşılık gelir.  Bu çakralar her biri bir diğerine bağlı enerji spiralleri gibidir.  Çakra Sanskritte tekerler/çark manasına gelmektedir.  Aslında Akupunktur hakkında biraz bilgi sahibi olan biri vücutta 300 kadar çakra olduğunu bilir.  Ana çakraları her biri pürüzsüz ve aşağı yukarı hep aynı hızda çalışan ve bir saati ya da motoru çalıştırmaya yarayan bir grup çarkmış gibi düşünebilirsiniz.  Buna göre sağlık bu çarkların pürüzsüz ve düzenli olarak işlemesinden geçer.  Renklerin üzerimizde çok büyük etkileri vardır; zihinsel, fizikseli duygusal ve ruhsal etkiler.  Enerji merkezlerimiz bloke edildiğinde veya boşaldığında, vücudun mekanizması doğru çalışamaz ve bu da farklı konularda bir çok probleme sebep olur.  Renklerin çakralarla alakalandırılması Gökkuşağı renklerinin her biri farklı dalga boylarının ışığı olduğundan her rengin kendine has enerjisi vardır.  Renklerle tedavide vücuda doğru renk uygulanarak bu çakraların yeniden dengelenmesi sağlanır.  Bir renkten faydalanmak için en iyi yöntem o renk üzerinde etraflıca düşünmektir.  Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir.  Renklerde, bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz.  Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir.  Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur.

Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır.  Bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur.  Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

“Eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. ” Çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir.

Renk terapisi geniş yelpazede uygulanmaktadır.  Bunların en önemlileri şöyledir:

  • Renkli ışık:

1 – Işık Kutusu,

2 – Projektör,

3 – Renkli Cam,

4 – Renk Meditasyonu

  • Kumaş ve dekor :

1 – Kıyafetler ( iç çamaşırları )

2 – Örtü ve çarşaflar ; pembe, yeşil, sarı rahat nefes aldırır.

3 – Perdeler.

4 – Duvar ve mobilyalar

5 – Doğa ve bitkiler

  • İmajinasyon : ( Gözde canlandırma )
  • Renkle nefes alma
  • Yiyecek, içecekler, renkli sular

Çakralar için renk terapisi; Renklerle şakralar arasındaki ilişki Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu.  Bu tedavi yöntemi insanda bazı renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır.  “Chakra” (şakra) adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir.  Daha öncede söylediğimiz gibi vücudumuzda 7 tane şakra, “enerji merkezi” vardır.  Bunlar belirli renklerle de uyum halindedir.  Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan şakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır.  Bildiğiniz gibi şakralar kapalı olduğu zaman enerji akımında problem meydana gelmektedir.  Şakralar değişik yöntemlerle açılmakta bu yöntemlerden biride renk terapisidir. Bu terapi için aşağıdaki yolu izlemeniz gerekir:

  • Şakraların renginde yedi adet kumaş hazırlayın.
  • Sakin bir ortamda olayları gözden geçirin ve sizi en çok etkileyen olayın üzerinde durun.
  • Bu renkli kumaşların yararlı olacağına inanarak 3-5 dakika zihinsel olarak yoğunlaşıp , derin nefes alıp verin.
  • Şakraların rengindeki kumaşları tek tek üzerinize yerleştirin.
  • Bu işlemi enerjiyle şarj olduğunuzu hissedene kadar devam edin.

Renk soluması egzersizi Rahat bir konumda oturun veya yatın.  Belkemiğinizin düz olmasına özen gösterin.  Ayak tabanlarını içe dönük bir vaziyette yere doğru tutun.  Gözlerinizi kapatıp derin ve ritmik nefesler alın.  Evrenin sonsuzluğundan kopup gelen saf ve beyaz bir ışık girdabının , kafanızdan girip vücudunuzun en uzak köşelerine kadar yayıldığını ve sonra da ayak tabanlarınızdan çıkıp gittiğini varsayın.  Kafanızın çevresinde ve üstünde hafif pembelikte ve macenta rengi ağırlıklı bir ışık küresinin oluştuğunu hayal edin.  Bu enerji dolu sıcak ışığı, beş kez derin derin soluyun.  Ardından tüm dikkatinizi alnınızın orta kısmında toplayın ve sağlık dolu mor rengi beş kez içinize çekin.  Yavaş yavaş troit bölgesine gelin.  Mavi rengi beş kez hissederek soluyun.  n Dikkatinizi kalbinizle boğazınız arasındaki bölgeye kaydırın.  Serinletici ve taze turkuaz rengini beş kez soluyun.  Biraz aşağı inerek kalp bölgesinde huzur dolu yeşil rengi içinize çekin.  Şimdi vücudunuzun parlak altın sarısı bir haleyle çevrelendiğini hayal edin ve rengi de beş kez soluyun.

Tüm dikkatinizi dalak bölgenizde toplayın ve Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk rengi soluyun.  Biraz daha aşağı inip kırmızı ışıkla çevrelendiğinizi düşünüp bu rengi soluyun.  Bu renk sizi sağlamlaştırır, dayanma gücünüzü arttırır.

Son olarak vücudunuzu beyaz bir ışık fanusunun içinde hayal edin ve beş kez nefes alıp verin.  Biraz daha aşağı inip kırmızı ışıkla çevrelendiğinizi imgeleyin.  Renklerle tedaviye kromoterapi adı verilmektedir.  Çok eski çağlardan beri doğu kültüründen yaygın olarak kullanılan kromoterapi günümüzde batı dünyasında da etkili olara kullanılmaya başlanmıştır. Her rengin vücutta Chakralarda karşılığı bulunmaktadır.  Chakralar vücudun enerji merkezleridir ve modern tıpta yerleri endokrin sistemi bezlerine denk düşmektedir.  Chakralardaki enerji dengesizlikleri sağlık sorunlarına yol açmaktadır.  Bu dengesizlikleri düzeltmek için ilgili chakranın renklerinden faydalanılmaktadır.  Tedavide uygun rengi ışık halinde vücuda vermek, uygun renkli bir taş taşımak yada uygun renkle meditasyon yapmak gibi çeşitli yöntemler kullanılır.  Ayrıca kıyafetlerinizi ve bulunduğunuz ortamı sağlık sorununuzla ilgili renkle ilgili düzenleyerek ilginç sonuçlarda alabilirsiniz.  Eski Hint terapisine göre doğru renkte giysiler giymek ve doğru renkte aksesuvarlar kullanmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor.  Hatta, hayatınızın fırsatını bile bu şekilde yakalayabilirsiniz.  Biraz şansa mı ihtiyacınız var? Bunu kırmızı bir kazak giyerek, bir portakal yiyerek ya da elmas bir yüzük takarak sağlayabilirsiniz.  Hint geleneğine göre hayatınızda şans yaratmak ve aynı anda mutlulukla sağlığı teşvik etmek çevrenizde hangi rengin hakim olması gerektiğini bulmanıza bağlı.  “Bir insanın kendini iyi hissetmesi chakra’larına (insan vücudundaki yedi ana nokta) veya vücut ve buna bağlı fizik enerjisine bağlıdır” diye açıklıyor The Indian Luck Book (Hint Şans Kitabı)’nın yazarı Monisha Bharadvvaj.  “Her chakra negatif ya da pozitif titreşimleri çeker ve özel bir renge bağlıdır.  Bu rengi giymek sizin daha dengeli, mutlu, kontrollü olmanıza yardımcı olur ve buna bağlı olarak dışarıdan aldığınız tepkileri de etkiler.  “Kıymetli taşların gücü de aynı şekilde işler.  “Kıymetli taşlar chakra’lar üzerinde etkisi olan elektromanyetik enerji yayar,” diyor Monisha.  “Renklerine ve etkilenen chakra’ya göre kıymetli taşlar canlılığı arttırabilir, olumsuz etkileri önler, sağlığı korur, kazaları önlemek için gerekli enerjiyi verir ve gelişmeyi hızlandırır. ” Öyleyse kullandığımız renklere dikkat edelim.  Giydiğiniz Renkler Chakra’larınızı, Mutluluğunuzu ve Ruh Halinizi Etkiliyor.  Bir an için her şeyin aynı renkte olduğunu hayal edelim.  Renklerin dünyasına alışmış bizler için, bu durum, ne kadar sıkıcı ve zor olurdu.  Bu durumda cisimleri ayırt etmemiz zorlaşır, canlıların ve tabiatın güzelliği oldukça azalırdı.  Trafik işaretleri, kılık kıyafetler, kullandığımız eşyalar bize çok az şey ifade eder, kısacası günlük hayat, her şeyiyle birbirine karışırdı.

Hayatın renklerini görebilmek Yüce Yaratıcı’nın insana verdiği önemli bir nimettir.  Üzerine ışık düşen bütün varlıklarda bir renk meydana gelmektedir.  Bizim görebildiğimiz her bir madde, yapısına bağlı olarak emdiği veya yansıttığı ışıkların dalga boylarının beynimizdeki algılanmasına göre bir renge sahip olur.  Rengi olmayan bir cisim yok gibidir.  ”Renksiz” olmak bile bir rengi ifade eder.  Işık, göz ve renkler arasındaki bağlantı ve uyum, Yaratıcı’nın birliğini gösterir.  Karanlıkta göremediğimiz bütün renkler ışıkla birlikte ortaya çıkar.  Güneş ışığı içinde yedi renk ve onlardan oluşan milyonlarca renk tonu gizlidir.  Bütün varlıklar, insanın fıtratına uygun renklerle donatılıp süslenmiştir.  Hikmet penceresinden bakıldığında, kâinattaki bütün renklerin bir vazifesi vardır.  Algılayabildiğimiz renkler, insanın düşüncelerine, duygularına, davranışlarına ve zindeliğine tesir eder.  Günümüzde renklerden nasıl istifade edilebileceğine dair araştırmalar yapan enstitüler vardır.

Sabahları güneş, dünyamızı aydınlatmaya başladığında yeryüzünde renkler de kendini gösterir.  Renkler, yeni bir günün ve hayatın başladığının habercisidir.  İnsanda uyku-uyanıklık hallerinin düzenlenmesinde, epifiz bezinden salgılanan melatonin hormonu vazifelendirilmiştir.  Gözler kapandığında ışık ve renklerle olan bağlantı kesilir.  Işığın kaybolmasıyla birlikte melatonin hormonu da salgılanmaya başlar.  Beden uykuya dalar ve uyku sonunda vücut dinlenmiş olur.  Uyku getirici melatonin hormonunun miktarı sabaha karşı azalır.  Gözler tekrar açıldığında, ışık ve renklerle insan tekrar buluşur.  Güneş ışığının rengini insan, açık sarı olarak algılar.  Sarı, zihni uyarıcı bir renk olduğundan, gün ışığı ile birlikte zihnimizin çalışma hızı ve verimliliği artar.  Bu yüzden sarının bulunduğu çalışma ortamları zihnin uyarılmasına yardımcı olur.  Gökyüzü, maviye boyanmış gibidir.  Mavi, insanı sakinleştiren ve huzur veren bir renktir.  Denizleri ve gökyüzünü seyretme, stresin azalmasına ve insanın gevşemesine vesile olur.  Güneş ışığını az alan ülkelerde, kapalı havalar, insanların ruh dünyasına menfî tesir eder.  Bu iklimlerde başka sebeplerin de bir araya gelmesi ile intihara teşebbüs, güneşi bol iklimlere göre daha yüksektir.  Gökyüzünün rengini bir an için kırmızı olarak düşünelim.  Kırmızı bir atmosferin olduğu dünyada insanlar sürekli kırmızı ile uyarılacaktır.  Kırmızıyı yoğun ve uzun süreli algılayan insan, gergin ve sinirli bir ruh hali sergiler.  İnsanlar kırmızı bir gökyüzü altında yaşamak mecburiyetinde kalsalardı, zamanlarının çoğunu dış mekânlar yerine, iç mekânlarda geçirmeyi tercih edeceklerdi.

Koruyucu kalkan olarak renkler Canlılar tesadüfî olarak değil, hayatları korunacak şekilde boyanmıştır.  Çalılıklar arasında ilerleyen bir ceylanın mor olduğunu düşünelim.  Bu durumda ceylanlar, düşmanları tarafından kolaylıkla avlanabileceğinden nesillerini devam ettirmede zorlanacaklardı.  Toprak üzerinde yaşayan hayvanların birçoğunun renkleri, bu yüzden tabiatta bulunan bitkilerin ve toprağın renklerine benzer.  Dikkat çekici ve göz alıcı renklerin kuş ve balıklarda daha fazla olması, renklerin hayatı korumada rol aldıklarını destekleyen bir tespittir.  İnsanda var olan renkler de hayatı korumaya yöneliktir.  İnsan kanı kırmızıdır.  Kanın renksiz bir sıvı (misal olarak su gibi) olduğunu bir an için düşünelim: Bu durumda birçok kanama sonradan fark edilir, bu da insan için tehlikeli sonuçlar doğururdu.  Ateşe sarı renk veren Sonsuz Kudret, bu şekilde ateşin hemen fark edilmesini ve onun tehlikelerine karşı tedbir alınmasını kolaylaştırmıştır.  İnsan kanının kırmızıyla, ateşin sarıyla renklendirilmesi tesadüfî değildir.  Çünkü renkler içinde kırmızı ve sarı uyarıcı ve dikkat çekici renklerdir.  Renklerin günlük hayatı kolaylaştırıcılığı Ayırt etme, sınıflama ölçüsü olan ve hayatı kolaylaştıran renkler, günlük hayatın her alanına girmiştir.  Bazı renkler (siyah, beyaz veya sarı) toplumun etnik yapısını tarif eder.  Kılık kıyafetlerden, ticarî hayattaki ürünlere kadar kullanılan renkler, önemli mesajlar iletir.  Kullandığımız renkler, bizlerden bazı mesajları çevremize iletir.  Renklerin şuuraltı tesirleri oldukça fazladır.  Misal olarak kahverengi tonların çok fazla kullanıldığı mekanlarda, insanlar sıkılır ve uzun süre kalamazlar.  Bu durum kahverenginin insanda oluşturduğu şuuraltı bir tesirdir.  Odada uçan siyah bir şey görüldüğündeki tepki, farklı renkte uçan şeyler görüldüğünde oluşan tepkiden farklıdır.  Ticarî hayatta, firmalar, ürünün üretiminde, paketlenmesinde ve reklamlarında insan psikolojisini de hesaba katarak, renklerdeki uyumu sağlamaya çalışırlar.  Sarı, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve kırmızı, sinir sistemini uyararak iştahın açılmasına yardımcı olur.  Fast-food restorantlar, marketler, göz alıcı renkleri kullanarak iştahın açılmasını ve fazla ürün satılmasını sağlar.  Üretici firmalar, ürün renginin yaşa, cinsiyete ve o toplumun kültürüne uygun renkler olmasına dikkat ederler.  Yaşadığımız şehirlerin renkleri, iklime ve coğrafî özelliklere göre değişir.  Sıcak iklimlerde yaşayanların daha açık renk bina yaptıkları ve daha açık renk kıyafet giydikleri bilinen bir gerçektir.  Eğer çöllerde yaşayan kişiler sürekli koyu renkli kıyafet giyselerdi, sıcaklık onlar için daha da çekilmez bir hâl alırdı.  Aynı şekilde binaların yüzeylerinin de mümkün olduğunca açık renk olmasına sıcak memleketlerde dikkat edilmektedir.  Soğuk iklimde yaşayan insanlara baktığımızda, daha çok koyu renk kıyafetler tercih ettiklerini görmekteyiz.  Aynı şekilde bu ülkelerde (Rusya, Kuzey Avrupa ülkeleri) daha çok koyu ve kapalı renkli evler tercih edilmektedir.

Renklerin insan psikolojisi ve davranislari üzerinde önemli etkileri olduguna dikkat çeken uzmanlara göre, sevilen renkler ayni zamanda kisiligi de ele veriyor. Psikiyatrist Nihat Kaya´ya göre, son 10 yildir gelistirilmeye çalisilan kromoterapinin (renklerle tedavi) geçmisi ilk çaglara kadar uzaniyor.  Bu yöntemin islevini çesitli içimlerde ve sistemler içinde renkler kullanilarak kisilerin sinir sistemleri dengelemek ve böylelikle bazi hastaliklarin önüne geçmek olusturuyor.  Kromoterapide uygulanan baslica sistemler, “hastalarin giysilerinin rengini degistirmek, pencerelerinde ayri renklerde cam kullanmak, lambalarin rengini farklilastirmak, suyla belli renk birlesimi olusturmak” seklinde siralaniyor.  Kromoterapide renk dengelerinin yani sira meditasyon, iyi beslenme, uygun bir çevre düzeni gibi ayrintilar da önem tasiyor.  Kromoterapide renkler ve anlamlari ise söyle Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Renkler üç temel gruba ayrılır:

  1. Ana renkler grubu; kırmızı, sarı ve mavi.
  2. Ara renkler grubu; yeşil, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert renk, mor
  3. Ana ve ara renklerin karışımından meydana gelen gruptur.

Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyasını en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır.  Her insanın renklere karşı verdiği tepki aynı değildir.  Bir insana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk ve itici gelebilir veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün yükleyebilir.  İnsanların renkten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir.  herkes kendine uygun olan rengi bilmeyebiir, bazı insanlar hangi renkle barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir.  İnsanlar renk seçerken o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler.

Renk Bilim Nedir? Tarihte yapılan araştıtmalarda tapınaklardaki renklerden yola çıkarak eski Mısırlıların renklere ve renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görmek mümkün.  Çin ve Hind uygarlıklarında da görülen benzer olgular şifacı din adamlarının, insanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurduları görülür.  İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir.  Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir.  Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.  Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır.  Günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak da kullanılabileceğini ortaya koymuştur.

Renk Terapisi Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur.  Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür ki bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar.  Işık eksik ve yetersiz olduğu takdirde, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.  Yapılan araştırmalara göre, insanda bedeni kuşatan “Aura” ya da “enerji beden” adı verilen elektromanyetik bir alan vardır.  Bedeni saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir.  Vücudu saran enerji alanı içinde yedi adet de, çakra adı verilen, her biri ayrı renge sahip olan enerji dağıtım merkezleri vardır.  Çakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Böylece tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanır, insanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, belirli renklere karşı duyarlıdır.

İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler çakralarda enerji dengesizliği meydana getirir.  Bu durumda, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur ki çakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkların doğmasıne neden olur.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedir.  Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilir ve omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınır.  Bu sayede fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir.  Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.  Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  Renk terapisinde renkler tek başına kullanılabileceği gibi tamamlayıcı renklerile de kullanılabilir. .  Renklerin bilinçsiz olarak kullanılması gerekir.

Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir.  Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir.  Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır.  Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur.  Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli renkler ortaya çıkar.  Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer.  Ne var ki gökkuşağını oluşturan renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür.  Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur.  Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar.  Örneğin: sarı bir elbise, bütün ışığı emer, sadece sarı rengi ayırıp yansıtır.  Biz de o elbiseyi sarı olarak görürüz.

Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Renkleri üç temel gruba ayırabiliriz.  Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana renkler grubudur.  İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur.  Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı=Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, Kırmızı+mavi=Mor gibi.  İlk gruptaki renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup renkler oluşur.  Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır.  Her insanın renklere karşı verdiği tepki aynı değildir.  Bir insana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk ve itici gelebilir.  Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine hüzün yükleyebilir.  İnsanların renkten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir.  Bazı insanlar hangi renkle barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir.  İnsanlar renk seçerken o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler.  Belirli özellikleriyle renkler, uyarıcı oldukları kadar çökkünlük yaratıcı, yapıcı oldukları kadar da yıkıcı, itici yada çekici olabilirler.  Ayrıca her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsur da taşır.

Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların renklere ve renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz.  Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir.  Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz.  Oradaki şifacı din adamları da insanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kurmuşlardır.

1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir.  Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir.  Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.  Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır.  Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.  Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır.  Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır. ” Güneş giren eve doktor girmez. ” Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır.  Işığın, insanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz.  Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur.  Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür.  Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar.  Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz.  İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!.  Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.

Araştırmalar bize göstermiştir ki, insanda bedeni kuşatan elektromanyetik bir alan vardır.  Buna Aura veya enerji beden diyoruz.  Bedenimizi bulut gibi saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir.  Ayrıca bu enerji alanı içinde yedi adet de, chakra adını verdiğimiz enerji dağıtım merkezleri vardır.  Chakra’lar bedene giren ve beden tarafından yayılan enerjilerin oranlarını düzenlerler.  Ayrıca bedendeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli olan enerjiyi emerek, bunları ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtırlar.  Her bir chakra ayrı bir renge sahiptir.  Chakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Bu yolla tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanmış olurlar.  İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, enerjiye (belirli renklere) karşı duyarlıdırlar.

İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler (öfke, korku, negatif düşünceler vs. ) chakralarda enerji dengesizliği meydana getirir.  Burada, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur.  Chakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkları oluşturur.  Eğer bünyemizde herhangi bir denge bozukluğu başgösterirse, bazı renkleri veya renk kombinasyonlarını kullanarak, iç dengemizi tekrar kurabiliriz.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedirler.  Söz konusu titreşimler chakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilirler.  Omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınırlar.  Böylece fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir.  Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.

Her rengin bir de tamamlayıcı rengi vardır.  Örneğin: Kırmızı – Turkuaz.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk – Mavi.  Sarı – Mor.  Yeşil – Macenta’dır.  Terapide renkler bazen tek başına bazen de tamamlayıcı renkleri ile birlikte kullanılır.  Bu konu uzmanlık isteyen bir iştir.  Çünkü renklerin bilinçsiz olarak kullanılması yarar yerine zarar da getirebilir.  Renklerden en iyi şekilde yararlanmak istiyorsak mutlaka bir renk terapistine başvurmalıyız.  Yağmurdan hemen sonra çıkan güneşle birlikte, gökkuşağına da merhaba der dünya. . .  Belki de bilirsiniz, gökkuşağının altından geçen herkesin cinsiyetini değiştirdiği dedikodusunu. . .  Keşke kendi orijinal cinsiyetine zorsuntu vermiş olanlar, gerçekten de gökkuşağının altından geçebilseler ve kendilerine has olan kimliklerini yeniden kazanmış olsalar. . .  Biz gökkuşağını aklımıza her getirdiğimizde, hep İzmir-Turgutlu kara yolunu üzerindeki dümdüz ve yemyeşil olan üzüm bahçelerini hatırlarız. Ve de, o güzelim gökkuşağının insanlara göz kırpan renkler armonisini. . .  Sanki sonsuzluktan akıp gelen ilahi bir ritmin, notalara bürünmesini beklemeyen bir acelecilikle, görüntüye bürünmüş olarak karşımıza çıkıvermesidir gökkuşağı İşte bu nedenle biz; renklerle koklamayı, renklerle işitmeyi çok severiz.  Severiz çünkü renklerle temiz hava arasında, renklerle notalar arasında kanımızca tam bir uyum, ahenk ve ritim söz konusudur. . . ? Duygularını notalara dökenler, notaları sesleri ile zenginleştirenler, tınılara ve şiirlere elbise giydirip bir anlamda onlara ölümsüzlük aşısı yapanlar, aslında hayatı hep (ama hep) renklerle anlatmışlardır.  Gülüm Pekcan ve dans grubu da, hayatı ve renkleri doğaçlama dans figürleri ile anlatmaya çalışarak, renklerin kıvrak figürlerle nasıl da sevecen anlatılabileceğini seyredenlere gösterirler.

Genellikle sesler arası ahenk, tını, nota ve renkler sanki birbirinin ayrılmaz birer parçası gibi yorumlandığı için, Cemre Müzik de bu konuda bir adım atarak, ?Dünyanın Renkleri Türkiye?de, Türkiye?nin Renkleri Dünya?da? sloganıyla hareket etmekte ve etnik, mistik, tasavvufi ve klasik Türk müziği dalında 18 ayrı CD çalışmasını ve İstanbul?un kültürel yerlerini tanıtan 6 video filmini, Türkiye?nin renkleri olarak dünyaya aşılamaktadır.  Yine Amiate Records?un 60 yapımdan oluşan tüm dünya müziklerini de, dünyanın renklerini Türkiye?ye taşıyarak yapmaya çalışmaktadır

İsterseniz bu birlikte paylaşacağımız makalenin içinde; yaşadığımız şu hayata, giydiğimiz elbiselere, seçtiğimiz renklere, içinde olduğumuz iş dünyamıza, arkadaşlarımıza, onların evlerine, kuracağımız ilişkilere, yalnızca renklerin gözüyle, renklerin kokusuyla, renklerin diliyle bakalım bir kez de. . .  İnanın böylesi bir bakışı biz çok seviyoruz. . .  Umudumuz o ki siz de çok sevecek ve hoşlanacaksınız!. .

O halde haydi gelin hep birlikte renklere dokunmaya ve renklerin dünyasından hayatı anlamaya, hissetmeye çalışalım. Bilindiği gibi temel renkler olan mavi, kırmızı ve sarı herhangi bir rengin karışımı ile elde edilemezler.  Bu üç renk genellikle diğer bütün renklerin üretilmesine kaynaklık yapar.  Ara renkler ise temel iki rengin karıştırılması ile oluşturulur.  Kırmızı + Sarı = Portakal rengini, Mavi + Kırmızı = Mor rengini, Mavi + Sarı = Yeşil rengini ortaya çıkarır.  Orta renkler ise temel ve ikincil renklerin isimlerinin birlikte kullanılmasıyla ifade edilir.  Renkleri yaşanılan hayat bağlamında yorumlayan Terörle Mücadele Daire Başkanlığında görevli Psikolojik Harekat Uzmanı Necati Alkan: ?. . Neden yalnızca siyah rengi kullanarak bir cehennem resmi çiziyorsunuz?. .  Oysa ben, gökkuşağındaki bütün renkleri kullanıyor ve elimdeki boyalarla, rengarenk, cıvıl-cıvıl, ışıl-ışıl bir cennet resmi çiziyorum.  Çizdiğim bu tablonun içerisinde ben mutlu / huzurlu yaşarken, dileyen herkesi de burada yaşamaya davet ediyorum. . ? demektedir.  Aynı Kayserili bir iş adamına; ?2 X 2 kaç eder?? diye sorduklarında, tebessüm ederek ?alırken mi verirken mi gülüm?? biçiminde karşı bir soruyla, yani rakamsal grilik içinde kalan bir yanıtlama ile yaptığında olduğu gibi. . .  Kanımızca, siyah ve beyaz kolay olmayan renklerdir.  İnsanları fazlasıyla yorar.  Gri ve grinin tonları ise insanı fazla yormaz ve mücadele etme düşüncesi uyarmaz.  İticilikten daha çok; esnekliği, iddiasızlığı ile dikkatleri çeker denilebilir.

Aslında Çandar?ın yukarıdaki bu anlatımı gökkuşağındaki her rengin, hem de farklı farklı renklerin birlikte bulunmasının güzelliğine / gerekliliğine parmak basmaktadır, Aynı bizim Galatasaray taraftarı olmamıza karşın; sarı-lacivertli Fenerbahçe?nin şampiyon olmasını kutlamaktan da haz aldığımız gibi.  Çünkü tutkulu bir sarı-kırmızılı olmak, sarı-laciverte ya da bordo-maviye veyahutta siyah-beyaza saygı göstermemizi hiç de engellemiyor engellememelidir.  Hem sarı-lacivert olmasa, sarı-kırmızının da hiçbir önemi ve anlamı kalmaz.  Ayni şekilde siyah-beyaz ve bordo maviler yoksa, sarı-kırmızının hiçbir değeri olmayacaktır.  Kanımızca, tek bir renkten oluşan yalnızca iki ayrı takımın var olması, Bunun aksi ise, yani ?çok renkliliğin?, ?çok sesliliğin? olduğu devletler ise, demokratik ülkeler, özgür toplumlardır.  Zaten ?haki? rengin yeşil?e hem de büyük harflerle yazılarak ?ete kemiğe büründürülmüş? bir ?Yeşil?e dönüşebileceğini de Türkiye örneklemesiyle, Susurluk kazası ve Hizbullah vahşetleri sonrasında da görmedik mi?. .  Ya da; ?vallahide billahi de hiç görmedik?, ?hiçbir şey görmedik? değil mi?. .  Yani neyin görülüp görülmeyeceğinin bile; yasalarla, tüzüklerle, yönetmeliklerle, genelgelerle, yönergelerle, belirlendiği bir ülkede, elbette görülecek olan bir şeylerde hiçbir zaman görülmez görülemez aslında. . .  Kanımızca böylesi şeyler yalnızca rüyalarda görülür ve böylesi rüyalara da kabus adı verilir. . .  O kadar işte!. .  Şimdi de ele aldığımız konuyu bir fıkra ile zenginleştirerek yola devam edelim.  Sovyetler Birliğinin dışa böylesi açılmadığı ve bir bütün halinde olduğu dönemlerde, Sovyet yurttaşlarından bir tanesi Lenin?e ?geri zekalı? diye hakaret eder.  Adamı apar topar mahkemeye çıkarırlar ve hakim adama 20 yıl hapis cezası verir.  Mahkemenin 20 yıl hapis cezası verdiği kararının gerekçesinde ise şunlar yazılmaktadır.  ?. . . verilen 20 yıl hapis cezasının 6 ayı devlet büyüklerine hakaretten, 19 yıl 6 ayı ise devlet sırlarını açığa vurmaktan. ?dır.

Renkleri anlatırken bile politize olmuş değerlendirmelerin içine dalmanın verdiği dayanılmaz zevkin ve aydınlanma(ma)nın oluşturduğu hafiflik içinde, yeniden makalenin merkez konusu olan renklere dönersek; yerküreyi çevreleyen dominant renklere göz gezdirmemizde yarar vardır. . .  Ormanlar koyu yeşildir hep.  Yeni yetişen otlar ve fidan ağaçlar ise açık yeşil.  Gökyüzü ise uçsuz bucaksız bir şekilde açık mavi.  Peki ya gece?. .  Gök yüzündeki renklerle dans eden hareketliliği inceleyecek olursak, bulutlu açık mavilerin koyu maviye, koyu mavinin laciverte ve ?gündüzün en yakın olduğu an, gecenin en karanlık olduğu zamandır? anlatımıyla ifade edildiği şekliyle en siyaha ulaştığı anların bileşkesi. . .  İşte bu en koyu siyahın olduğu an, aynı zamanda aydınlığın geldiği anın başlangıç noktasıdır da aslında. . .

Güneş ise sıcaklığını hissettirdiği oranda sarıdır, hem de alabildiğine sarı. . .  Bu nedenle de geçiciliği anlatımındaki gibianlatımı ile ifade edildiği gibi. . .  Her gün yenilenen bu sancılı doğum ile birlikte; karanlığı kovma ve zor olan bir şeyi başarma söz konusudur sanki. . .  Güneşin doğuşu nasıl sancılı ise, batışı da aynı onun gibidir aslında.  Hem de her gün iki kez yaşanılan anlamlı, bir sancıdır bu Güneş, Nemrut’a çıkan herkesi kendine gebe bırakıyordu.  Var olduğundan beri doğmayı hiç aksatmayan güneşe artık bir güneş doğurmak da bizim boynumuzun borcu . . .

Nemrut, adı gibi zalimce uzaktır yerden.  Ama bu 2150 metreye tırmandığınız zaman bu durum zulüm olmaktan çıkar, armağana dönüşür.  Çünkü zirvede bir hazine seni bekler.  Güneş her sabah hazineye bir altın taç ekler.  Binlerce yıldır bu böyledir . . .  İyi de bunlar kitap bilgisidir.  Bilgiyi yaşamak gerekir.  Amaç, güneşin doğuşuna ermekse, yola geceden çıkılır.  Kahta’dan bir arabaya binilir, bir buçuk saat dağın karnında gidilir.  Sonra inilir, bir yarım saat zirveye yürünür.  Dağ karanlığı ile gece ayazı, yıldızları buğulu üzüm salkımlarına dönüştürür.  Tırmandıkça susarsın.  Susadıkça ağzına bir yıldız tanesi atarsın . . .  Tabii karanlıktan korkanlar geride kalırlar.  Dağın eteklerindeki kahvede havanın alacalanmasını beklerler.  Onlar tırmanırken bastıkları yerleri görmek isteyeceklerdir.  Gece kuşu olup zirveye uçmak isteyenlerse yollarına devam edeceklerdir.  Karanlık onların bedenlerini yutsa da, ayak seslerine dokunmayacaktır.  Ayak seslerinin milliyeti yoktur.  Kaygan taşlar, ayakların Alman, Amerikan, İsviçreli, İngiliz, İtalyan ya da Türk oluşuna göre ses çıkarmaz.  Rüzgar da ayrımcılık yapmaz, dünyanın bir ucundan kalkıp gelen yabancı konuklarla, ev sahiplerinin yüzünü aynı şiddetle keser.  Uğultusunu bütün kulaklara eşit dağıtır.  Yaza güvenip ince giyinenlere hiç acımaz.

Güçsüz ve sakat bacaklarla, yaşlı kalplerin imdadına katırlar yetişir.  Katır sırtında bile olsa zirveye ulaşmaya can atanlar nedense hep yabancıdır.  Cefayı sefaya dönüştürmenin bedeli iki-buçuk milyon liradır.  Katırcı Yasin’in aklı bunu almakta zorlanır.  ?Gerçi bizim ekmek paramız ama gecenin ikisinde yollara düşmeye bence değmez.  Adam 85 yaşında, katıra bile zor tutunuyor.  Gavuristan’ından kalkmış gelmiş, bu yaştan sonra güneşin doğuşunu Türkiye’den izlesen ne olur, izlemesen ne.  Çok meraklıysa güneşi kendi memleketinde doğursun. ? . . .  Bir koleksiyoncu olan yaşlı adam ise farklı düşünmektedir Yasin?den.  Çünkü o, bir güneş doğumu koleksiyoncusudur.  Belleğine dünyanın her köşesinden bir doğuş kazımıştır.  Sıkıntılı günlerinde onları hafıza albümünden çıkarır, yeniden yeniden seyrederek rahatlar.  ?Dünyanın bu sekizinci harikasının üstüne güneşin nasıl doğduğu parçası eksik kalmıştı, şimdi tamamlanacak? der.  Katırcının ise aklı iyice karışır.  Tepeye vardığınızda ortalık ağarmaya başlamıştır.  Bütün yıldızlar ışıktan kaçmıştır.  Yeni günü beklemeye yalnız iki yıldız dayanabilmiştir.  Güneşin gelişine daha yarım saat vardır.  Kıvrımları yavaş yavaş belirginleşen heykeller, bu sabahın dağcılarını seyre dalar.  İnsanlarla heykellerin bakışması olağanüstüdür.  Alaca aydınlığın gölge oyunları, heykelleri insanlaştırır, insanları heykelleştirir.  ?Ben böyle mistik bir manzara görmedim? diye bağırır birisi.

Doğuş yaklaştıkça herkes platform üzerinde yerini alır.  Kameralar, fotoğraf makineleri hazırlanır.  Ama güneş bir türlü doğmaz.  Güneş belki ?Önce Doğu Toros sıradağlarının ihtişamına bakın? der.  2 bin metre aşağıda uzanan ovanın, Fırat’ın geçitleri ve Atatürk Barajı’nın göletleriyle süslenen sükunetine dikkat çeker.  GAP’ın çevre illeri nasıl da sahil yerlerine dönüştürdüğünü hatırlatmak ister.  Gözler iki dağ arasındadır ama güneşin acelesi yoktur.  Güneş ihmalci de değildir.  Evrendekilerin en dakiğidir.  Ama bu seyir terasında, gözlerini güneşin çıkacağı iki dağın arasına dikenler her nedense ayıp eder: ?Hadi ya, niye doğmadı güneş hala?? ?Hani 5’te doğacaktı?? ?Belki rötar yapmıştır? ?Lastiği patlamıştır. ? ?Doğsa da gitsek artık, çok üşüdüm. ? Çene yarıştırmaktan, güneşin gönderdiği öncü ışık oyunlarını bile göremezler.  Halbuki önce beş ton kızıl gerilmiştir ufka.  İki soluk alımının ardından kızıllar kaçışmış, yerini 5 ton kayısılar, 7 ton portakallar, 9 ton limonlar almıştır.  Işık, dağları bir griye, bir yeşile, bir mora boyamıştır.  Gözlerimiz bunların hangi tonuna yetişeceğini bilemez.  Renkler, havadaki kokuları bile değiştirmiştir.  Karanlıkta başka kokan dağ çiçekleri, ışığı yedikçe kendine yeni kokular seçmeye başlar.  Güneşin doğmasından hemen önce; dağ, taş, börtü-böcek taptaze yeni bir gün kokmaya başlarlar.

 Görünmez bir el sanki güneşi düştüğü kuyudan çıkarmaya çalışır.  Altın küre, milim milim yukarı taşınır.  Son bir gayretle dağların arasından kurtulur ve göğe asılı kalır.  ?Güneş seyircileri? arkalarını ona hemen döner.  Dağdan inmeye dururlar.  Bir kısmı heykellerle fotoğraf çektirme yarışına düşer.  Kuşların bu doğuşa nasıl eşlik ettiğini duymazlar bile.  Tabii ilk ışıklarla birlikte Toroslar’ın geceliklerini çıkartıp günlük giysilerini nasıl giyindiklerini de göremezler.  Öndeki sıra dağların elbisesinin yeşil, kahve ve bej , arkadakilerin ise gri, mor veKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk olduğunu da.  Kalabalığın mevzilendiği platformdan uzakta, kayaların arasında, yalnızlıklarını koruyan bir köşe bulup, güneşi sükunet, hayranlık ve saygıyla seyredenler de vardır tabii . . .  Onlar dinlerken yaşadıkları anın ihtişamını sanki kuşanmış gibidirler.  Coşku, dillerine şiir olarak vurur.  İçinde güneş geçen bütün şiirler birer çiğ damlası gibi heykellerin üstüne düşer . . .  Güneşe bir süre çıplak gözle bakabilmek, içindeki ışık şelaleriyle yıkanmak müthiştir.  Sürekli bakınca güneşe, içinden bir sürü başka güneşler doğuyordur sanki.  Güneş biraz yükselince dağın batı terasına doğru yönelir, tam o sırada insan, en az güneşin doğuşu kadar etkileyen başka bir manzara ile karşılaşır.  Güneşin ışıkları, dağın gölgesini ovaya düşürmüştür şimdi.  Nemrut’un sivri zirvesi 30-40 km’lik bir mesafeye, dev bir üçgen halinde yayılmıştır . . .

Soğuk hâlâ titretir.  Ben battaniyelerine sıkı sıkı bürünmüş insanları izlerken, güneşin çıplak heykelleri bir battaniye gibi sarıp, ?Siz de üşüdünüz mü?? diye sorduğunu, onların tahrip olmuş bedenlerini teselli ettiğini hayal ettim.  Oysa şiirselliğin bu kadarı akla zarardır.  Meğer güneş, dünyanın 8’inci harikası olarak nitelenen ve UNESCO tarafından da dünya kültür mirası listesine alınan bu heykellerin düşmanlarından biriymiş.  Güneşin, rüzgarla işbirlikçiliği; heykelleri tahrip ediyormuş.  Yağmur ve kar suyunun etkisiyle su alan heykeller gündüz deli gibi yanmaya, geceleri çılgın gibi titremeye dayanamıyor, genleşip patlıyormuş.  Böyle giderse birkaç yıl sonra toz-toprak olup bitecekmiş . . .  Kuşku ve umut arasında sallanan kalbimi Kahta’da bıraktım.  Ve anladım: Güneş, Nemrut’a çıkan herkesi kendine gebe bırakıyordu.  Var olduğundan beri doğmayı hiç aksatmayan güneşe, bir güneş doğurmak bizim de boynumuzun borcuydu.

İnsanı renklerle yudumlamak Güneşin rengarenk olan doğumunu cümleleri ile içimize sindirdikten sonra, şimdi de maviliklere doğru bir göz gezdirelim isterseniz. . .  Okyanuslar ve denizler hep mavi mavi masmavidirler.  Önce cam gibi parlak, berrak, temiz bir mavi.  Derinlik arttıkça koyu mavi ve en derin olan yerlerde, yani ışığın bile girmek için okyanustan izin almasının gerektiği yerlerde ise, alabildiğine gizemli ve belki de ürkütücü olan mavinin siyahlığı, masmavi bir siyahlık ya da koyu lacivertlik söz konusudur. . .  Aynen camın beyaz olmasına karşın, üst üste koyulan beyaz camların sonradan yeşile çevrilmesi ve arkasını göstermeyen ve görüntüyü yansıtan bir ayna parlaklığı biçimine dönüşmesinde olduğu gibi. . .  Aslında yeşil ve mavi renkler, suyun serinliği ile gök yüzünün derinliğini bize telkin etmektedirler.  Bu nedenle huzur ve rahatlık hissi veren bu renkler, eşyaları olduklarından küçük ve uzak gösterirler.  Mavi ve yeşilin koyulaşması ise; ürkütücü derinliğe, büyüklüğe ve belki de korkudan / endişeden doğacak olan sıkıcılığa da kapı açabilir zaman zaman. . .

Dağları boyayan ressam, genellikle kahverengi ile özdeşleştirir o yükseklikleri.  ?Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinde geçer? diyen Yunus Emre de; belki, ?uzun ince bir uğraş? sonucu kolaylıkla kahverenginin üzerinden aşacakların öğretmenler olduğunu ifade etmektedir. . .  Toprak da kahverengi ile ifade edilir hep. . .  Orta Doğu ülkelerinde toprak gibi sessiz ve örtücü olan insanlara ?Toprağın babası? anlamında Ebu Turap? derler!. .  Kahverengi toprak değil midir bütün kirlerimizi örten, ölülerimizi sarıp sarmalayan ve içine alan sonsuza dek. . .  Yediklerimizin yetiştirilme merkezi de topraktır her zaman.  ?Gözünü toprak doyursun? demez miyiz kızdığımız aç gözlülere Kan kırmızı diye satılır karpuz ve domates pazarlarda.  Hem de her domates satıcısının, pazar yerindeki tentesinin genellikle kırmızı olması ile tam da bir uyum içinde. . .

Kanımızca, renkler hiçbir şekilde bireyi ikincil derecede bırakacak kuvvette olmamalıdır.  Renkler kişinin cilt rengine, vücut yapısına, kişiliğine ve kendi özelliklerine göre seçilmelidir.  Elbette bu seçim yapılırken güzel olan taraflar ortaya çıkarılmalı, buna karşılık aksaklık gibi algılanabilecek olan noktalar da renk oyunları ile gizlenmelidir.  Parlak olan renkler resmi olmayan partiler ve spor kıyafetler için uygunken; yumuşak, koyu ve mat renklerin ise resmiyet hissi uyandırdığı bilinmelidir.  Yolculuk sırasında, sokaklarda salaş bir şekilde dolaşırken veya polisin bir kişiyi sivil olarak takip ettiği durumlarda; elden geldiğince az dikkat çeken ve yumuşak renklerle uyum sağlamış bir kıyafetin seçilmesinde sayısız yararlar vardır.  Renkler her zaman kişiliği tamamlamaktadır / tamamlamalıdır.  Bir kişi hakkında değerlendirme yaparken, onun kullandığı renkleri gözlemleyerek genellikle doğru bir fikir sahibi olabiliriz.  Dinamik, canlı bir kimse, canlı ve parlak kontraslarla kendini ortaya koyarken, daha az canlı olanlar ise yumuşak renklerle uyuşurlar.

Yukarıdaki bu genel değerlendirmelerimizden sonra, şimdi de polisin amir ve memurlarının, daha etkin bir iletişim kurmaları bağlamında, her rengi ayrı ayrı ve biraz daha derinlemesine incelemeye çalışalım. . .  Kanımızca, polisin etkin iletişiminde, kurulan ilişkilerden her zaman haklı çıkması ya da haklı olması başlı başına nihai bir amaç değildir.  Aksine polisin her iletişiminde ve kurduğu ilişkilerinde mutlu olunması ve istenilen sonuca kavuşulmasına çalışması, gerçekten de en önemli bir anahtar unsurdur ki, renklerin dili de bu anlamda katalizör görevi gören bir olgudur.

Şimdi bu makaleyi okuyan herkes bir an için kendisini bir holding sahibi olarak düşünsün ve kendi şirketine bir güvenlik müdürü alacak olsun.  Gazetelere bu konuyla ilgili günlerce verilen ilanlardan sonra, başvuru yapmış kişilerle bire bir yapılan görüşmelerde şu masum soruyu yöneltiliyor olsun; ?. . . Sizin CV?nizi inceledik.  Gerçekten de başarılı bir insansınız.  Sizi güvenlik müdürü olarak şirketimizde görmek isteriz.  İlk planda da 5000 dolar bir aylık vereceğiz.  Ayrıca size bir de 2000 model BMW araba vermeyi düşünüyoruz.  Bu makam arabası şeklinde değil de, sizin kendinizin süreceği, sürekli sizde kalacak olan ve fakat bütün masraflarının şirketçe karşılanacağı bir araç olacak.  Acaba ne renk bir araba isteriniz?. . ? Oldukça masum bir şekilde sorulmuş olan bu soru, aslında soruyu yanıtlayacak olan kişinin karakter tahlilinin yapılmasına aracılık edecek olan, profesyonelce hazırlanmış bir (puşt) sorudur.  Ve verilecek her yanıta göre, farklı farklı değerlendirmelerin yapılması söz konusu olur denilebilir dedikten sonra şimdi de gelin renkleri tek tek incelemeye başlayalım.

Ekranda gördüklerimizin renkleri & kıyafetleri Tüm dünyada sanatçılardan politikacılara kadar pek çok meslek grubunda çalışanların profesyonel anlamda ?imaj danışmanları?ndan yardım aldıkları bir iletişim çağında yaşamaktayız.  Görüntü, sözlü-sözsüz iletişim, protokol kuralları ve bunların püf noktaları ile ilgili konularda uzmanlaşan ve renklerle dans ederek, en uyumlu / en verimli ortamı sağlayacak şekilde bunlarla oynayabilen kişilere imaj danışmanı denilmektedir ki kanımızca her polis amiri de bir anlamda imaj danışmanıdır / olmalıdır.  Böylesi bir imaj danışmanın yardımları ile yapılacak olan bir renk analizi sonrasında, ele alınan kişinin giyim ve makyajı konusunda o bireyin kişiliğine en uygun olan bir tarzın yaratılması söz konusu olmaktadır ki böylesi bir çalışmanın üzerinde gerçekleştirildiği kişiler, hem kendilerini çok daha profesyonel hissetmekte, hem de kendi kendilerine daha da fazla güven duymaya başlamaktadırlar.

Giyim danışmanı Ferruh Karakaşlı: ?. . . İmaj yansıtmak istediğimiz görüntüyken, stil kendimize özgü tarzımız, moda da sürekli yenilenen trend ve akımlardır.  Stil modanın ötesinde bir kavram.  Moda bu anı yansıtıyor, stil ise daha kalıcı bir özellik taşıyor.  İmaj ise yenilenebilen ve değiştirilebilen dış görünüm ve bize ait olan özelliklerin bütünüdür. . . ? değerlendirmesini yapar.  İmaj bu anlamda, duruşumuz, davranışımız, konulara olan yaklaşımımız, dış görünüşümüz, önceliklerimiz, bir anlamda dışarıya yansıttığımız bir görüntü bir resimdir diyebiliriz. . .  Kesinlikle imajın içinde giyimin ve renklerin de önemli bir rolü vardır ve bu anlamda ?iyi bir izlenim için ikinci bir şansımız yoktur? değerlendirmesini de hak vermemiz gerekir.

Koyu renkler biçiminde üst başlık altında toplayabileceğimizKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, siyah, bordo, koyu gri gibi renkleri daha çok politikacılar, bankacılar ve avukatlar giyimlerinde seçmektedirler.  Bu renkler genellikle, başarı, güven, otorite, ciddiyet ve iş bitiriciliği simgelemektedir.  Midium tondaki renkler olarak adlandıracağımız mavi, yeşil ve kahverengi gibi renkler eğitimciler ve hastane personeli tarafından kullanılır.  Yaklaşılabilir, arkadaş-dost canlısı, sevecen görünümlü olmak amacıyla bu renkler giyilebilir.

Nötr renkler olarak adlandırılan bej, haki ve hardal renkler ise çok fazla fikir beyan etmekten hoşlanmayan ve birazda tutucu olanların kullandıkları renklerdir.  Pastel renkler (uçuk pembe, uçuk sarı, uçuk mavi gibi renkler) sadeliği, gençliği ve masumiyeti simgelemektedir.  Canlı ve parlak renkler olan portakal, çingene pembesi, kırmızı gibi renkler ise, dinamizmi, yüksek enerjiyi, zaman zamanda agresifliği ve seksüelliği simgelemektedir.

Amerika ve İngiltere de yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, lüks bir takım elbise giyerek işlek bir caddede karşıdan karşıya geçen kişiye insanlar yol vermekte ve onun yolunu kesmezlerken, ayni kişinin işçi kıyafeti dolaşması durumunda, ayni kavşakta karşıdan karşıya geçmesi durumunda ise, kendisine yol verilmemekte ve o kişinin geçmesini çevresindeki kişiler beklememektedirler.

Yine BMW, Porsche ve Mercedes gibi arabalarda seçilen baskın renk iseKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, metalik renkler ve özellikle de metalik gridir.  Ancak spor arabalarda ise yoğunluklu olarak kırmızı renklilik de bir yoğunlaşma söz konusudur.  BMW ve Mercedes gibi arabalarda genellikle uçuk yeşil ve açık mavi renklerin kullanılmaması da bu anlamda bir diğer örnekleme olarak düşünülebilir.  Çünkü bu iki renk daha çok yerli üretim olan arabalarda ya da ucuz Japon yapımı aile tipi arabaların renklerinde sıklıkla görülür.

Doğru giyim dediğimiz kıyafet seçimi her şeyden önce, doğru ortamda doğru giyinmiş olmayı gerektirir.  Yani kişiler öncelikle ortama uygun giyim ve renkleri seçmelidirler.  Ayrıca kişi kendi yapısına da uygun giyinmiş olmalıdır.  Burada anlatmak istediğimiz, hem fiziksel özellikleri hem de hayata bakışı kapsayan bir durumdur.  Fiziksel özellikler denilince insanın ten rengine uygun giyinmesi anlaşılır.  Kişiler fiziksel özellikler bakımından aynı mevsimler gibi ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olarak dört ten grubuna ayrılır.  Koyu tenliler kış grubuna girer ve onların kışın seçmesi gereken renkler, lacivert ve siyahtır.  Gömlek olarak da mavi tonlarını seçmelerinde yarar vardır.  Sonbahar tipi denilen kişiler ise kahve ve yeşilin tonlarıyla iyi anlaşırlar.  Amerika da birçok politikacının seçimleri kaybetmesinde doğru giyinmemelerinin rolü vardır.  Finans kurumlarında veya bankalarda bizi yeşillerle , morlarla veya sarılarla karşılayan bir kişiye paramızı teslim etmekte zorlanırız.  Genellikle böylesi durumlarda karşımızdaki kişinin üzerinde ciddiyeti temsil eden lacivertler, koyu maviler ve siyahlar görmek arzularız.  Yine yoğun bir iş gününün ardından bir sanatçıyı dinlemek için bir yere gitmişsek orada da koyu takım elbiselerin içinde olan bir kişiyi görmek istemeyiz.

Bu bölümün girişinde satır başlığı olarak ifade ettiğimiz imaj danışmanlarına en çok gereksinim duyan kesimlerin başında hiç şüphe yok ki televizyon dünyasında çalışan ve ekrana her gün çıkanlar gelmektedir.  Çünkü her gün milyonlarca insanın karşısına çıkan spikerler ve sunucular, eğer işlerine ve tiplerine uygun kostümler giyerlerse ve kıyafetlerindeki renklerle oynamasını bilirlerse, daha genç ve dinamik bir görüntü sergileyeceklerdir.  Onların görüntülerinin ve kıyafetlerinin aşağıda irdelenmesi sonucunda, biz de kendi dünyamızda başkaları ile iletişim kurarken, doğru olan benzeri uygulamaları yapacak, yanlış olanları da onların örneklemelerinde görerek yapmamaya çalışacağız.  Şimdi de ekranda en çok görünen spikerlerin kıyafet ve renkleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunalım

Renklerin verdiği mesajları, polisi tanıma ve tanıtma bağlamında kendine özgü ve içten cümlelerle özetleyen özel harekat amiri Ahmet Bağcı: ?. . İnsan ne kadar da mükemmel bir makine! Renklerden, ifadelerden, bedenin hareketlerinden, kokudan; kısacası çevremizdeki her şeyden, ne de güzel şeyler anlıyor, hissediyor.  Mutlu oluyor, onure ediliyor, esef duyuyor, tedirgin oluyor ve korkuyor. . .  Bilmediğimiz ne kadar da çok şey var.  Aslında öğrenmeyi arzulamıyor da değiliz.  Fakat neyi nasıl yapacağımızı, kimden neleri nasıl soracağımızı bilmediğimizden, yol almamız bir hayli zor oluyor.  Ah be Hocam!. .  Hem bizim, hem de yetişen çocuklarımızın içinde ne cevherler var da, işlenmediğinden / eğitilmediğinden, sosyal bir cahil olarak şekilleniyor ve karnını doyurmaya çalışırken de hayatı noktalayan anlamsız insanlar oluyoruz.  Bilgi toplumu polisi olma yolu na oldukça geç girmiş olsak da; insanlardan, renklerden, kokulardan zevk almaya ve (eski yaşantımla kıyasladığımda şimdilerde) araştırıp öğrendikçe daha da mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaya başladım. . .  Aracımın rengiyle, gözlerimin sesiyle vücudumun diliyle, mimik ve jestlerimle bu ülkenin yurttaşlarına hepinizi çok seviyorum ve size ?kurban olayım? diyorum Bilgi toplumunda, anlaşabileceğimiz, bir araya gelebileceğimiz, sevebileceğimiz, tolerans ile dinleyebileceğimiz bir dili, bir rengi kullanıyor olsak. . .  Ve, siyahı-beyazı, sağı-solu ile ?kurban olayım? herkese, hepinizi çok seviyoruz desek . . .  Yeter ki iyi şeyler yapalım, mutlu yaşayalım düşüncesini polis olarak bir şekilde ifade edelim de, bu hangi dil, hangi renk ile olursa olsun, ama mutlaka olsun. . ? demektedir.

Ağzın bal yesin senin sevgili Ahmet!. .  Ne güzel ve yalın bir şekilde bizim duygu ve düşüncelerimizi yansıtırsın!. .  Ve bu bağlamda, gerçekten de yüzlerce teşekkürler Polis Akademisi ve Koleji ile Afyon, İzmir, Aksaray, Yozgat, Afyon, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum, Balıkesir, Nazilli, Malatya polis okullarındaki öğrenci arkadaşlara!. .  Ve binlerce teşekkürler Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğü, TBMM, Asayiş, APK, Eğitim, Pasaport, Güvenlik, Terörle Mücadele, Koruma, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Daire Başkanlılarında verdiğimiz kurslar bağlamında tanıştığımız binlerce amir ve memur olan polislere. . .  Çünkü sizinle birlikte olduğumuz her derste, biz de sizinle birlikte yeni yeni bilgileri öğrendik durduk. . .  Bizim söylemek isteyip de lafı döndürüp-dolaştırdığımız, sağdan-soldan alıntılarla süslemeye çalıştığımız, ?kıl ile-yün ile? ve renklerin dili ile ifadeye döktüğümüz duyguları / düşünceleri, çoğu zaman siz; ne de kıvrak bir biçimde, yalın, açık ve net olarak ifade ettiniz. . .  Bazen ?gözlerimi kaparım vazifemi yaparım? dediniz acı acı.  Bazen de ?benim adım Hıdır elimden gelen budur? haklı anlatımını kullandınız.  Ama hiç yılmadınız ve güzele doğru koştuğunuzu da göstererek. . .

Çevremizde olan pek çok şey, kendi dili ile bize bir şeyler hem de çok önemli bir şeyler anlatmaktadır, yeter ki biz de bunu anlayacak his, duyacak kulak, görecek göz olsun!. .  Böylesi bir göz, kulak ve hislerimiz yoksa bile çok da üzülmemek gerekir.  Üzülmemelidir çünkü bunlar kazanılabilir. . .

Bunların kazanılması için öncelikle bu isteniliyor olmalı, sonra da çok okumalı, sürekli kendimizi geliştirmeli, uygulamaya yönelik tecrübelerden yararlanmalı, ?bir çiğnemlik sakızın varsa bir bilene çiğnet? yada ?herkes sakız çiğner ama komşunun kızı Fahriye abla bir aşka çiğner? anlatımlarında da gördüğümüz gibi konusunda uzmanlaşmış deneyim sahiplerinin sohbetlerinde bulunmalı, bilgi birikimimizi kesinlikle yazılı ve sözlü materyaller haline getirip başkaları ile de paylaşmalıdır.

İşte bunların yapılası sonucunda hücrenin dili de, mikrobun dili de, bedenin dili de, yemek yemenin dili de, hayvanların dili de, doğanın dili de, gezegenlerin dili de, güneşin dili de, renklerin dili de rahatlıkla okunabilecek ve okunulan her ayrı dilden kelimelere sığdırılamayacak derecede zevk ve mutluluk alınacaktır. . .

İşte bunun için herkes başka başka makalelerden, kitaplardan, söyleşilerden, panel ve konferanslardan, kısacası çevremizde olan her şeyden / her olaydan, gökkuşağının renkleri gibi rengarenk alıntılar yapacak.  Çünkü biz de, aynı MÖ 190-159 arasında yaşayan Şair Terentus?un söylediği şekliyle ?. . . bir insanız ve insanla ilgili olan hiçbir şeye kayıtsız kalamayız. ? İşte bu nedenle de, çeşit-çeşit alıntılar yapılacak, polisle ilgili olan, polisi tartışan, polis yazan, polisi sanık sandalyesine oturtan, polisi en kahraman haline getiren her şey sürekli okunulacak ve uygulamada edindiğimiz tecrübeler başkaları ile paylaşılacak. . .

Sonra bu alıntılar, bilgi birikimleri karşı karşıya getirilecek, günlerce, aylarca ve hatta yıllarca tartışılıp duracak.  Daha sonra bir alıntıda karar kılınacak.  Ve sonra, internetten kitaplara, makalelerden ilk el kaynaklara kadar; elimizin vardığı, dilimizin döndüğü, gücümüzün yettiği bütün materyallere / insanlara, yeniden dönülecek ve yeniden alıntıların yapıldığı kaynaklara bakılacak. . .  Ama bulunamayacak artık, o beğendiğimiz ve kendisinden alıntı yaptığımız gerçek eser. . .  Bulunamayacak artık; bizim onda, onun da biz de hayat bulduğu alıntı.  Ve düşüneceğiz yeniden kendi kendimize yoksa kimse söylememiş miydi bunu Peki o zaman biz mi uydurduk yoksa bütün bunca kocaman kocaman şeyleri?. Biz mi söyledik bütün bunları?. Ve işte bunu dediğimiz an, yaptığımız o alıntıların hepsi de tamamıyla bizim olacaktır artık. İşte gerçek olan, alıntı olmayan, ama hala bir yerlerden alıntı olmuş olan ve artık başkalarının senden alıntı yapacağı bütünüyle sana ait olan alıntı budur. Ve bunu biz söylemişizdir artık. Hem de her şeyi ile biz söylemişizdir.  Ne zaman ki bunu söyleyen polisin amir ve memurları çoğalacak; o zaman her şey çok ama çok daha güzel ve renkli olacaktır!. Renklerin dili çalışması da böylesi bir düşünceyle durgun gibi gözüken suya atılan bir taştır işte. Umuyoruz ki çevresine yaydığı / yayacağı halkalar çok çok ve kalıcı olsun. Selam ve dostlukla! Hepimiz renklerden olumlu ya da olumsuz yönde etkileniriz.  Her insanın renklere olan tepkileri birbirinden farklıdır.  Bazısı kırmızıda neşe bulurken, bazısı bu renkte bunalır.  Kimine sarı ölümü ya da ayrılığı anımsatırken, kimine baharı ve çiçekleri Hatırlatır Renk ailesi yaşamımızda, güçlü ve etken bir biçimde yerini almıştır.  Açık mavi bir görüntü, hepimize huzur, güven, memnuniyet verirken, kara bulutlarla kaplı, koyu, sisli bir gökyüzü içimizi karartıp, stresli ve karmaşık bir ruh hali yaşatabilir.

Güneşin güzel ışığı bizlere sevinçli, mutlu anlar yaşatırken, yılın her mevsimi bize değişik bir duyguyu yaşatır. Gece gökyüzünde dolunay gördüğümüzde bazılarımız heyecanlı anlar yaşarken, bazılarımız olumsuz duygulara kapılabilir.  Renk terapide, vücuda enerji kazandırmak için kırmızı astral bedene denge ve ahenk vermek için yeşil, potasyum sodyum arasındaki dengeyi yeniden kurmak için menekşe rengi tercih edilir.  Pembe Aşk, Dostluk, Acıma, Cömert Duygular, Gevşeme Genel anlamda: Kırmızının yoğunluğunun hafifletilmiş halidir.  Hassas duyguları ve duygu karışımlarını, rahatlama ve gevşemeyi, ahlak ve şeref duygularını, genel başarıyı temsil eder.  Kişilik: Pembe insanlar, kötülüklere karşı direnen ve üstesinden gelebilen kişilerdir.  Ahlak ve şeref duyguları gelişmiştir.  Aşk ilişkilerinde çok duygusaldırlar Stres altında dahi gevşemeyi bildiklerinden ve kin duygusunu asla taşımadıklarından genelde başarılı olurlar.  Çevrelerindeki insanlara karşı duygularında cömerttirler ve ruhani iyileştirme özelliğine sahiptirler.  Sarı Çekicilik, Hareket, Bilgi, Neşe, Konfor Genel anlamda Sarı hava elementinin rengidir.  Güneşi, hububatı ve düşünce gücünü temsil eder. Akıl, hareket, seyahat, iletişim, kehanette bulunma ve güveni temsil eder.  Kişilik Sarı insanlar, zeka ve akıl yolu ile elde ettikleri bilgiyi çevrelerine aktarırlar ve ikna yeteneğine sahiptirler.  Neşeli ve kıskanç kişilerdir.  Mükemmel bir analitik zihne sahiptirler ve olayların çözülmesinde güvenilir kişilerdir. Kehanette bulunabilirler.  Hareketlidirler ve seyahati severler.  Ancak koyu sarılar patronluk taslayabilir, kontrol arzusu ve egoizm gösterebilirler.  Siyah Karşı Durma, İnkar, Yok Etme Genel anlamda: Evren ve uzay boşluğunu temsil eder, siyah renklerin yokluğudur.  Bazı kültürlerde bilgeliği temsil eder.  Siyah şeytani bir renk değildir.  Negatif anlamda şaşkınlık, karışıklık, üzüntü, kayıp ve yas tutma anlamları taşıyabilir.

Siyah insanlar olayları kendi süzgeçlerinden geçirip değerlendirirler ve sistemlere uymayan şeylere karşı büyük direnç gösterirler.  Bu sessiz bir karşı koymadır, büyük reaksiyonlardan önce gizli inatçılık güderler.  İnandıkları şeyler için sonuna kadar uğraşır ve asla yılmazlar, ancak ifadelerinde hep bir parça yakınma, hüzünlenme ve hayıflanma saklıdır.  Yoğunlaşma, Telepati, Büyü, Şüphe, Hayvanlar Kahverengi, yeryüzü, toprak ve bir anlamda da dünyanın bereketliliğini temsil eder.  Ev hayvanları, hayvanlarlada bağlantılıdırlar.  Kayıp eşyaların büyü yolu ile bulunmasında, telepati ve tanıdıkların korunmasını temsil eder.  Negatif anlamda kararsızlık, şüphe, enerji emmeye kadar anlamlar ifade edebilir.  Kahverengi insanlar tanıdıklarına çok bağlıdırlar ve onları korumaya çalışırlar.  Ev hayvanlarını sever ve bakarlar.  Telepati özellikleri vardır.  Koyu kahverengi kişiliklerde aşırı şüphe ve her konuda kararsızlık görülür ve genelde eneji tüketirler.  Yeşil Para, Şans, Hırs, Tutuku, Kıskançlık, Büyüme Genel anlamda: Parayı şansı, finansal alanda başarı, bereketliliği, hasadı ve iş birliğini temsil eder.  Yeşil toprak elementinin rengidir ve gezegenimizin bereket ve verimliliğinin yanısıra hayatın kendisini temsil eder.  Kişilik Dengeli ve oturmuş, tabiatla barışık ve bağlantılı bir kişiliği temsil eder.  İş ortamlarında grup çalışmalarına yatkındırlar, hırslıdırlar ve parasal anlamda şansları yüksektir.  Hayırsever ve iyileştirme gücüne sahiptirler.  Biraz kıskançtırlar.  Koyu yeşil kişilikler uyumsuzluk, aşırı kıskançlık ve aşırı tutku gösterebilirler.  Koyu mavi kişilikler içine kapanık, korku, endişe ve ihtiyatlı olma ihtiyacı hissederler, çok değişken tepkisel, depresif ve boyun eğici davranabilirler.  Temel Chakra Bel kemiğinin alt kısmında yer alır.  Bu chakranın rengi, kırmızı’dır.  Temel chakranın görevi insana hayat veren yaşam enerjisinin akordunu kontrol etmektir.  Dalak Chakrası: Bu chakra daha çok böbrek üstü bezleri ve böbrek merkezindeki splenik merkezle ilintilidir.  Rengi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk’dur.  Vücuda fiziksel açıdan, hayat enerjisi ve coşku sağlar.  Bunu da sevgiden ve gıdalardan elde ettiği hayat enerjisi ile yapar.  Güneş sinir ağı Chakrası: (Solar pleksüs) Böbrek bölgesi ile göğüs kafesi arasında yer alır.  Sinir sistemi, karaciğer ve pankreas ile ilgili önemli organları yönetir.  Rengi sarı’dır.  Kalp Chakrası: Bu chakra, kalp ve kan dolaşımı üzerinde otorite kurmuştur.  Yeşil renktedir.  Boğaz Chakrası: Boynun alt kısmında bulunur.  Metabolizmada denge sağlayan tiroid ve paratiroid bezleri ile ilintilidir.  Bu chakranın sağlıklı çalışması halinde duygu ve fikirlerimizi rahatlıkla ifade edebiliriz.  Rengi mavi’dir.  Alın Chakrası: Beynin alt kısmında yer alır ve Endokrin bezlerinin fonksiyonlarını kontrol altında tutar.  Vücudun bütün olarak faaliyet göstermesi bu chakra ile ilintilidir.  Uyku durumunu ayarlar.  Zihni dinlendirir.  Görme, duyma, koku alma duygularını canlı tutar.  Çivit mavisi renktedir.  Taç Chakra: Beyin ve pinael bezlerinin fonksiyonlarını idare eder.  Pinael bezler, derimize renk veren melatonin hormonunun dengesiyle ilgilidir.  Ruh durumumuz bu chakra ile direkt ilgilidir.  Taç chakra, mor, eflatun, menekşe ve macenta renkleriyle çalışır.  Yeşil sakinleştirir. .  mavi huzur verir. .  sarı enerji sağlar. .  Renklerle ilgili bilmediğimiz çok fazla şey var aslında.  Artık çağımızda doğal terapilerde renklerin gücü kullanılıyor.  Ve bedenin dengesini sağlamadan tutun, ruhsal rahatsızlıklara kadar bir çok alanda renkler derman olabiliyor.  Her gün üzerinize giydiğiniz giysilerle ilgili olarak, onların size “yakışıp yakışmadığını” söyleyen dostlarınız, aslında farkında olmadan o giysinin renkleriyle ilgili yorum yaparlar.  Kırmızı bir bluz giymişseniz, “Seni açmış” diyebilirler.  Üzerinizde mavi varsa, “teninle uyum sağlamış” gibi bir yorum yapabilirler. .  Ve bütün bu yorumlar esas olarak, renklerin yansıttığı o enerjiden kaynaklanıyor.  Yani seçtiğiniz renkler, bir anlamda. sizin ruh halinizi de yansıtıyor.  Doğal bir ortamı özleyip, “bir kafamı dinleyemedim” diye hayıflandığınızda, aslında hep “masmavi bir deniz” düşler pek çok insan.  Yani dikkatinizi çekerim; asıl olarak düşlenen, denizin “masmavi” olanı. .

“Doğal terapi” Sonuç olarak, bir yemyeşil doğa parçasını da seyretsek, bir deniz kenarının bize “iyi geldiği”ni de söylesek, burada bir “doğal terapi” söz konusu. . .  Yeşil rengin insanı rahatlattığı, . morun dengeyi gerçekleştirdiği, denizin mavisinde ise huzurun bulunduğu gibi tanımlamalar, renklerin anlamını ve etkisini kendine iş edinmiş uzmanlar tarafından uzunca bir süredir ifade ediliyor.  Artık, “renk terapisi” bir çok uzmanın kullandığı bir yöntem.  Yeni tanışmalarda şuna da dikkat ettiniz mi, bilmiyorum: İlk karşılaşmalarda insanın karşı tarafa yaydığı enerjinin baş aktörü de renk! Dolayısıyla, ilk randevuda, karşısına simsiyah elbiselerle gelen bir insanın daha ilk dakikadan itibaren huzursuzluğunu anlayabiliyor bir renk terapisti.  Çünkü siyah, genellikle (Baştan ayağı simsiyah giyilmişse eğer) karamsarlığın da rengi.

Ruhsal ve fiziksel olarak sağaltıcı etkisi var. Peki renk terapisi nedir? Bedenimizin metabolizmasında sağlıklı bir akış sağlamak ve birtakım dengesizlikleri ortadan kaldırmak için renklerden yararlanma”.  Özü bu renk terapisinin.  Onların insana verdiği farklı enerjileri var ve renk terapistleri bu “enerjilerin” farkında.  Aslında bizler de, aldığımız bir hediyede, ya da taktığımız bir takıda renk seçerken , farkında olmadan ruh halimizi yansıtıyoruz.  Elimizin gittiği rengin bir anlamı var çünkü.  Renkler sadece ruhsal anlamda iyi gelmiyor, bir çok hastalığı sağaltmada da onların enerjisinden yararlanılıyor.  Bazı uzmanlar, bedenin hasta bölgesine renkli ışık vererek, kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlamayı amaçlıyor.  Hiç düşündünüz mü? Bazı renkleri sever ve bazı renkleri ise itici buluruz. Niçin böyledir bu tercihlerimiz? Neden farklıdır ve neden her insana adeta özeldir. İnsanın doğası her açıdan çok komplike olmasının yanında ihtiyaçlarına göre ve yaratılışına uygun bir çok değişimi kendi içinde barındırmaktadır. Her insanın sevdiği, ve hatta kendisi ile özdeşleştirdiği renkler vardır. Hani hepimiz biliriz ”zevkler ve renkler tartışılmaz” diyerek bazılarımızın diline neredeyse pelesenk olmuş bir cümle geliştirmişizdir. Zaman zaman farklılıklarımızı bu cümleyi kullanarak aşmaya çalışırız.

Renkler bizim için hem tedavi amacıyla ve hem de kendi kişilik özelliklerimizin tespiti açısından önemlidir. Bugün artık ülkemizde son yıllarda renk terapisi giderek yaygınlık kazanmaya başlamış ve bu yolla insanın enerji bedeninde ihtiyacı olduğuna karar verilmiş bölgelerine zihinsel yöntemlerle ve daha başka metodlarla bu renk terapileri yapılmaya başlanılmıştır. Sadece ihtiyacı olduğuna karar verilmiş bölgelere uygulanılmasının dışında insan aurasının düzeltilmesi, beyinde alfa dalgası hakimiyetinin oluşturulması, sindirim sorunlarının tedavisinde, zihinsel performansın arttırılmasında, kişinin psikolojik ve ruhsal dengesindeki dalgalanmaları ortadan kaldırmak amacıyla kullanımı hızla artmaktadır.  Renklerin şifadaki anlamları ve tercih edilme sebepleri

Her renk bedendeki bazı rahatsızlıkları ortadan kaldırmak için kullanılma potansiyeline sahiptir. İyileşmenin sayısız farklı yollarından sadece birisidir renkler ve aslında en doğalıdır da. Kullanmayı bilmeli ve bunu bilimsel gerçeklikleri göz ardı etmeksizin yapmalıdır. Renkleri değerlendirmeyi becermek ve olabildiğince onların gücünü şifayı elde etmekte kullanmak için insanın sessiz ve sakin rahatsız edilmeyeceği bir ortamda sadece zihnini kullanması yeterli olmaktadır. Başlangıçta teknik her ne kadar kolay olsa da belki uygulayıcının kendisini yaptığı işe tam konsantre edememesine bağlı olarak iyi sonuçlar alınmayabilir. Uygulamaya devam edildikçe bir çok insan oldukça anlamlı sonuçlar elde etmekte gecikmez ve renklerin şifa verici etkisini deneyimleme imkanına kavuşur.

Uygulamanın pratik olarak anlatımı bir başka yazının konusudur. Biz şimdilik renklerin ne anlama geldikleriyle ilgili sizlere kısaca bilgiler vermek istiyoruz.

Çakraları etkiliyor Kendine özgü bazı iyileştirici özellikleri bulunan renkler, direk olarak çakralarımızı da etkiliyor.  İnsan bir takım ruhsal sorunlarla boğuştuğu anda, ilk önce çakraların bloke edildiğini söylüyor uzmanlar.  Dolayısıyla, denge sorunu bulunan bu noktalar bir çok hastalığa neden oluyor.  Çakralarda enerji blokajları meydana geliyor bu durumda.  İşte buna son vermek amacıyla, renkler de bazı olumlu etkiler sağlıyor.  Renk terapisi ile bedenin bozulan dengesi değiştirilebiliyor.  Uzmanlar bu sağaltım sırasında renklerin etrafa bir “titreşim” yaydığını belirtiyorlar. Renk gözlüğü ile tedavi Bedenimizin “elektromanyetik yapısı”nı, renklerin direk olarak etkilediğini vurguluyorlar.  Doğal Terapi Uzmanı Işık Kırgız, yıllardır renk terapisi uyguluyor.  Kırgız’ın “renk terapisi” hakkında verdiği bilgi ise şöyle: “Renklerden yayılan titreşim, bedenimizdeki elektromanyetik yapı ile etkileşim halindedir. .  Renklerin titreşimleri çakralar tarafından emilir.  Sonra, omurgalara iletilirler.  Omurgalara ulaşan titreşimler, sinirler yardımıyla ihtiyacı olan uvuzlarımıza ve denge sorunu olan sistemlere taşınırlar.  Bu akışın ardından, bedenin bir takım duyusal ve zihinsel şikayetleri azalır” Renk terapisi çok farklı yöntemlerle gerçekleştiriliyor.  Son yıllarda çok gelişme gösteren bu terapide, bazı merkezlerde yardımcı bir alet kullanılıyor.  “Renk gözlüğü? adı verilen bu aleti ilk kez Ruslar bulmuş.  Gerçek gözlüğe biraz benzeyen bu alet, aynen gözlük takar gibi gözünüze yerleştirdiğinde, bedenin gereksinimi olan renk veya renkler belirlenebiliyor.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renklerin hikayesi, insanlık tarihi kadar eskidir.  İnsanlar, önce mağaraları ve duvarları, sonra yüzlerini ve vücutlarını, sonra da yaşadıkları iç mekanları ve kullandıkları objeleri boyamaya, renklendirmeye başlamışlardır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkler, tarihsel gelişimi içinde; dini ritüellerde, doğum, ölüm, kutlama, kutsama ya da veda ve yas törenlerinde, bazen korunmak için, bazen korkutmak için, bazense gizlenmek için, güzelleşmek, etkilemek için, kimlikleri tanımlamak için, zaman zaman da şifa için kullanılmıştır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renklerin Oluşumu Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır.  Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız.  İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalga boylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünen ışık denir.  Renkler için genelde kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu ‘çok seslilik’ söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Doğada kırmızı, sarı ve mavi olmak üzere 3 ana renk vardır.  Bu renklerin birbirleriyle ikili olarak eşit oranda karıştırılmasıyla da Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, yeşil ve mor ara renkleri elde edilir.  Bu renklerden diğer renkler türetilir.  Farklı renklerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla birbirinden farklı milyonlarca renk oluşur.  Renkler Bizi Çağırıyor.  Renklerle yaşarız hayatı.  Duvarlarımızın, eşyalarımızın, çantamızın ya da kahve kupamızın bizi yansıtsın isteriz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk O günkü ruh hâlimize göre giyiniriz fıstık yeşillerini, koyu kahveleri, vişne çürüklerini.  Tatil düşlerimiz turkuaz mavisi, aşkımız pembedir.  İş yerini canlı renklerle tasvir edenimiz çok azdır.  Peki, başımızı çevirdiğimiz her şeyle bu kadar ilişkiliyken, acaba renkleri doğru kullanabiliyor muyuz?Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Doğrusuyla yanlışıyla kullandığımız renkler hayatımızı ne kadar etkiliyor? Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retina tabakasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen emilip kısmen de yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar farklı renkler ve farklı tonlar olarak algılanır.  Günümüzde renkler, fiziğin ve optiğin olduğu kadar, inşaat, iç mimari ve dekorasyon dallarının, psikolojinin ve antropolojinin, satış, reklam ve pazarlamanın araştırma alanları arasında da yer almaktadır.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk kırmızı kadar olmasa da enerji ve heyecan veren bir renktir.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk seviyorsanız cesur ve maceracı bir kişiliğe sahipsiniz demektir.  Bu rengin insanları gülmeyi ve güldürmeyi severler.  Svadhishtana ya da kuyruk sokumu chakra’sı Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk enerjiyi emer; idrar sistemine, cinselliğe ve üremeye bağlıdır.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk neşenin ve eğlencenin rengidir.  Ne zaman giymelisiniz? Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk yaşama zevkini, aşkı ve kişisel motivasyonu artırır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sorunlarınızı çözmeniz zor gözüküyorsa Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renkdan kaçının.  Ne yemelisiniz? Yumurta sarısı, havuç biber, balkabağı ve portakal hava kirliliğine ve güneş yanığına karşı korur.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ışın ikinci enerji merkezini kontrol eder.  Bu rengin beden içinde en etkin olduğu yer, adele sistemidir.  Dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarında Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renk tedavi amacıyla kullanılabilir.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renknun aşırı kullanımı, sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu nedenle onun tamamlayıcı rengi olan maviyi de beraberinde kullanmak gerekir.  Rengin gerçekte ne olduğunu ve bizi her açıdan, ne kadar etkilediğini hiç düşündünüz mü?Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk eğer renkler, fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal dünyamızı derinden etkileyebilme gücüne sahiplerse, onları hayatımıza mutluluk getirmek veya sağlığımızı düzeltmek için kullanabilir miyiz? Bütün bu soruların cevaplarını öğrenmeye çalışacağız.

Renkler Nedir? Güneşten çok çeşitli enerji seviyelerinde fotonlar gelmektedir.  Ancak bu fotonlar arasındaki görünür ışık çok dar bir alanı kaplamaktadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk güneşten gelen ışık parçacıkları maddeye çarptığında işte ışığın bir kısmı yukarıda anlattığımız şekilde madde tarafından soğurulur soğurulmayan diğer kısım ise maddeye çarpıp dışarı geri yansır.  Nihayet cisimden yansıyan ışık gözümüzün retinasına çarpar.  Retinaya çarpan bu ışık işareti sinir akışına dönüşür ve beynimize kadar ulaşıp görüntüyü oluşturur.  Durumu birkaç örnekle daha anlaşılır hale getirebiliriz.  Bir Morpho Kelebeğini sarı kelebek ele alalım.  Kelebekte pterin adı verilen pigmentler Sarı hariç bütün güneş ışığını soğurmaktadırlar.  Kelebeğe çarpıp kelebekteki pigment molekülünün elektronları tarafından soğurulmadan dışarı yansıtılan ışık parçacıkları sahip oldukları enerji sarıya denk geldiği için beynimiz tarafından sarı renk olarak algılanmaktadır.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk cismin rengi ışık kaynağından gelen ışığın özelliğine ve sözkonusu cismin bu ışığın ne kadarını dışarı yansıttığına bağlıdır.  Örneğin bir elbisenin rengi güneş ışığında veya bir mağazada bakıldığında aynı değildir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bir cisim şayet beynimiz tarafından siyah olarak algılanıyorsa güneşten gelen bütün ışığı soğuruyor ve dışarı hiç ışık yansıtmıyor demektir.  Aynı şekilde eğer cisim güneşten gelen ışığın tümünü birden yansıtıyor ve hiç ışık, soğurmuyorsa beynimiz tarafından beyaz olarak algılanmaktadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu durumda üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken noktalar şunlardırKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Siyasetçiler hangi ortamlarda ne renk giyinmeli? İmaj yaratırken neye dikkat etmeli? İşte bakın bu da farklı bir disiplin alanının renkle bağını gösteren çarpıcı bir örnektir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Yolsuzluk skandallarının medyaya yansıdığı dönemlerde dikkat edin, siyasetçiler açık renk takım elbiseler, döpiyesler giyinmektedirler.  “Temizlik”, “saflık”, “masumiyet” mesajı iletmek için elbette. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renklerin dilini anlamak, renklerle izleyicilere iletiler göndermek, iletişime yepyeni boyutlar kazandırmaktadır.  Sinema sanatında, reklâm fotoğraf ve filmlerinde, grafik tasarımda (afiş sanatı, kitap kapağı, ambalaj tasarımı vs. . . ) anlamı güçlendirecek en önemli öğelerden biri renktir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk firmalar ürünleri satabilmek için gerek ambalajlarında, gerek reklâmlarında özellikle renklerden faydalanırlar.  Bazı temel renk kuralları tasarımımızda bize ışık tutabilir.  Renkler çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır.  En yaygın olarak bilineni ise sıcak ve soğuk renk ayrımıdır.  Sıcak renkler dalga boyu yüksek olan sarı, kırmızı ve Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk; soğuk renkler ise dalga boyu düşük olan mavi, yeşil ve mordur.

Yeşilin içindeki sarı arttıkça ısınır ve sıcak renk paletine yaklaşır.  Azaldıkça soğuklaşır ve mavileşir.  Sıcak renkler daha çabuk algılanır.  Öncelikle bunu bilelim. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk görsel bir tasarım içinde yer alan renklerden ilk önce sıcak renkler algılanır.  Sıcak renk hem önce görünendir hem de en yakında olan gibi algılanır.  Soğuk renkler ise bizden uzakmış duygusu oluşturur.  Bu temel bilgi çoğu zaman tasarımcının ve fotoğrafçının görsel derinlik problemini çözebilmesi için gereklidir.  Yeşil gibi soğuk bir zeminde mesajı okutmak istiyorsak seçilen tipografik karakterin rengi kırmızı gibi sıcak bir renk olmalıdır ki mesaj öne fırlasın. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk aynı şekilde fotoğrafta da ana öğenin sıcak renklere sahip olması görsel etkiyi arttırır.  Yeşil bir yaprak üzerindeki kırmızı bir uğurböceğinin yer aldığı fotoğraf yeşil bir yaprak üzerindeki çekirgeden daha etkili ve çekicidir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Akciğerlerin ve solunum sisteminin güçlenmesi, tiroidin uyarımı, paratiroidin önlenmesi, spazmolitik (rahatlatıcı), süt üretimine destek, midenin uyarımı, kabul edilmeyen yiyecekler sonrasında kusturucu, gaz giderici, kemik ve doku oluşumunu teşvik eder.  Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sıcaklığı, cömertliği yansıtır, hafif ve eğlencelidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk aynı zamanda iştahı arttırır ve sabah ayağa kalkmaya yardımcı olur.  Portakal rengi akciğerleri, pankreasları ve dalakları güçlendirir ve kalbin aktivitesini uyarır.  Bu renk duyguları dengeler.  Tüm Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkleri, yalnızca baskın bileşene (sarı veya kırmızı) bağlı olarak aynı anlama ve etkiye sahiptir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk parlak ve sıcak bir renkdir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Gün doğumu veya günbatımı, kayısı, mandalina, portakal gibi lezzetli meyvelerle bağlantılıdır.  Kızılderililerde cesaret ve fedakarlığı simgelerdi.  Kırmız daha agresif ve tutkulu olduğundan, yorgunluğun üstesinden gelmeye yardımcı olan duygusal uyarıcı olarak mutlu ve güzel renk bir renktir Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk yukarıdaki hususlardan ötürü, depresyonların tedavisinde faydalı bir ek yardım oluşturmaktadır.

Yapılan çeşitli deneylere göre renkler insanların koku ve tat alma duyuları üzerinde de etkili olduğu saptanmıştır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk örneğin sarı ve Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ekşi hissi uyandırır.  Çünkü akla limonu ve portakalı getirir.  Kırmızı, pembe tatlı hissi uyandırır.  Çünkü elma ve çileği akla getirir.  Mor ve yeşil acı hissi uyandırır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk çünkü patlıcan ve biberi hatırlatır.  Mavi ve yeşil tuzlu hissi verir.  Lahana ve pırasayı hatırlatır.  Açık renk kokular daha yumuşak ve çiçekli koktuğu; koyu renkli kokuların ise daha ağır ve baharatlı olduğu duygusuna kapılırız. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk genel olarak gençler çiçek kokularını (açık renkli parfümleri), yaşlılar baharat kokularını (koyu renkli parfümleri) tercih eder.  Baktığımız zaman giyim kuşamda da gençler açık ve parlak renkleri; yaşlılar koyu ve silik renkleri tercih ederler.  Renk kullanımında en cesur davrananlar çocuklardır.  Çünkü onlar gereksiz kısıtlamalar içine girmezler.  Renkleri özgürce kullanırlar.  Öğrendikleri kültürel kıstaslar yoktur, renk uyumu bilgisi yoktur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renklerin bireylerin çeşitli psikolojik dürtü, güdü ve ihtiyaçları üzerine de etkili olduğu, yapılan çeşitli deneylerle ortaya çıkartılmıştır.  Örneğin açlık duygusu üzerinde Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, kırmızı ve sarının iştah artırdığını; mavi, turkuaz ve yeşilin susuzluk duygusunu arttırdığı, kırmızının ve eflatunun cinsellik güdüsünü arttırdığı, pastel tonların annelik ve şefkat duygusunu çağrıştırdığı, mavi ve yeşilin sessizlik, sükunet duygusunu arttırdığı saptanmıştır.  Yapılan çeşitli araştırmalarda, mor, kırmızı, altın sarısı ve siyah gibi renklerin prestije önem veren kişiler tarafından tercih edildiği görülmüştür. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renklerin reklam uygulamaları açısından diğer önemli etkileri ise şöyle belirlenebilir: Ürünün fark edilme ve tanınmasını, okunaklılığının arttırılmasını, ürüne kimlik kazandırılmasını, reklâmın ikna gücünün arttırılmasını, ürünün tanınmışlığının arttırılmasını sağlamaktadır.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renklerin, harekete geçirebilen, sakinleştirebilen, heyecanlandırabilen, rahatsız eden, dinginleştirebilen hatta üşüten ve ısıtan bir gücü vardır.  Işığın yetersiz olduğu durumlarda hem bitkilerde hem de insanlarda çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkması bilim adamlarını bu konu üzerinde çalışmaya yöneltmiştir.  İnsan vücudunun ışığa tepki gösterdiği fark edilince ışık ve rengin insan üzerindeki etkisi bulunmaya çalışılmış, bu çalışmaların sonunda da ortaya renk terapisi çıkmıştır.  Renkler çağrışımlarla duyguları anlatır.  Dünyanın pek çok ülkesinde “renk bilim merkezi” vardır.  Tokyo, Pekin, New York, Paris, Londra… Bu merkezlerde birtakım hastalıklar renklerle tedavi edilmektedir.  Örneğin migren tedavisinde mor ve eflatun kullanılır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk fiziksel bir oluşumdur ve ışıkla birlikte var olur.  Önemli bir tasarım öğesi olduğu gibi aynı zamanda sembolik bir değeri vardır.  Tek başına renk mesaj verebilir, davranışları yönlendirebilir, insan fizyolojisi üzerinde etkiye sahiptir.  Bu fizyolojik etki rengin bir sembol olarak olumu ve kullanımında etkin olur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk doğada renk canlılar arasında önemli bir yaşamsal etkiye sahiptir.  Çoğu zaman hayvanlar renk yardımıyla avlanır, renk değiştirerek hayatta kalır ve ürerler.  Renk aynı zamanda doğal bir çekicilik unsurudur.  Renkler insan davranış ve karar mekanizmalarında çok etkin rol oynarlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk grafik tasarımda (ambalaj, afiş, kitap kapağı, CD kapağı, web sayfası vs. . ) renk üzerinde çalışılması ve dikkatle plânlaması gerekir.  Çünkü grafiğin en önemli hammaddelerinden, diğer bir deyişle yapıtaşlarından birisidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk ve ton değerleri sayesinde biçimleri, tipografiyi, ön plânı görünür kılar veya arka plâna iteriz.  Renk, görsel hiyerarşiyi organize etmek aşamasında önemli bir etmendir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert renk cismin rengi ışık kaynağından gelen ışığın özelliklerine bağlıdır.  Cismin rengi kendi yapısındaki moleküllerin elektronlarının hareketine bu elektronların hangi ışığı soğurup hangisini soğurmayacağına bağlıdır.  Cismin rengi retinaya çarpan fotonu beynimizin nasıl algılayacağına bağlıdır.  Bu şartlar altında gördüğümüzün cismin gerçek hali olduğunu asla söyleyemeyiz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk cismin rengi kesinlikle görecelidir ve gördüğümüz rengin hangi aşamadaki halinin gerçek olduğundan emin olamayız. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Bu noktada bir kere daha durup bir düşünelim gözle görülemeyecek kadar küçük bir madde olan atomun çekirdeğinin etrafında inanılmaz bir süratle dönen elektronlar mevcut yörüngelerinden bir anda kaybolup alt yörünge adı verilen bir başka mekana geçiyorlar.  Bu geçiş için alt-yörüngede boş bir yerin olması da şart.  Bu esnada ihtiyaç duydukları enerjiyi foton soğurarak temin ediyorlar.  Sonra asıl yörüngelerine geri dönüyorlar.  Bu hareket esnasında insan gözünün algılayabileceği renkler oluşuyor.  Üstelik sayıları trilyonlarla ifade edilebilecek kadar çok atom üstelik her saniye hiç durmadan bunu yapıyorlar.  Bizler de hiç kesintisiz bir görüntü elde ediyoruz.

Soğuk ve Sıcak Renkler Nedir? Renkler, şiddetlerine ve insanlar üzerindeki ruhsal etkisine göre ikiye ayrılırlar.  Sıcak Renk Nedir? Bize ateşi ve sıcaklığı hatırlatan, canlı, dikkat çeken, insana enerji veren ve canlılık hissi uyandıran renkler sıcak renkler olarak adlandırılır.  Sıcak Renkler (Kırmızı, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, Sarı) Ateşin ve sıcaklığın renkleri olan ve insanda sıcaklık ve canlılık hissi uyandıran Kırmızı, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve Sarı renkler sıcak renklerdir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Bu renklerin kayısı rengi, pembe, altın sarısı gibi farklı tonları da sıcak renkler sınıfına girer. Kırmızıda ateşin sıcaklığını, Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renkda güneş ışığının etkisini, sarıda da ışık ve aydınlığı duyarız.  Bu renkler, havadaki titreşimi kuvvetli olduğu için diğer renklere göre gözü daha önce etkiler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Çocukta renk anlayışı başladığı zaman kırmızıya bakıp ona atılması, ilkel toplulukların en çok önem verdiği renklerin sıcak renkler oluşu bundandır.  Varlıkların ışık alan kısımlarında daha çok sıcak renkler hakimdir.  Bu renklerin ruhsal etkisi neşe, canlılık, harekettir.

Soğuk Renk Nedir?.  İnsana soğukluğu ve serinliği hatırlatan renkler soğuk renkler olarak adlandırılır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk soğuk Renkler (Yeşil, Mavi, Mor) Soğukluğu hatırlatıcı etkilerinden dolayı mavi, yeşil ve mor renkler soğuk renklerdir.  Bu renklerin, buz mavisi, gök mavisi, leylak gibi farklı tonları da soğuk renk gurubundandır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sıcak renklere göre titreşimi az olan bu renkler, gözü ikinci derecede etkiler.  Ruhsal etkisi hüzün, rahatlık ve durgunluk olan bu renkler, gölgeli kısımlarda daha çok yer alırlar.  Çizgilerde olduğu gibi renklerde de zıtlık vardır.  Bir resimde iyi bir uyum kurulabilmesi için renklerin sıcak soğuk durumlarının önemle ele alınması gerekir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sadece soğuk renklerin ya da sıcak renklerin bulunması iyi bir etki bırakmaz.  Soğuk renklerin hakimiyetinde yapılan bir resimde sıcak renklerle, sıcak renklerle yapılan bir resimde ise soğuk renklerle bir denge kurulmalıdır.  Model hazırlarken de bu özelliğe dikkat etmelidir.  Örneğin sıcak renklerin çoğunlukta olduğu bir modelin fonu, soğuk renklerden hazırlamalıdır.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renkli resim çalışmalarında, renkler arasındaki geçişleri (pasajları) boyarken soğuk ve sıcak renkler arasındaki uyuma özellikle dikkat etmelidir.  Bir eşyada ışıklı ve gölgeli kısımlar sıcak tonda olabilir, bu durumda uyum sağlanması için geçişlerde soğuk renkler aranmalıdır.  Eğer eşyanın ışıklı ve gölgeli kısımları soğuk tonda ise ışıklı kısımları ya da geçişleri sıcak renklerle boyamaııdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk karıştırmalarında soğuk bir renge sıcak bir renk katınca, bu rengin soğukluk etkisi gittikçe azalır.  Sıcak bir renk, soğuk bir renkle karıştırıldığında, sıcaklık etkisini kaybeder.

Ara renk nedir? Ana renklerin ikili olarak ve eşit oranlarda karışımından meydana gelen renkler ara renkler ya da yardımcı renkler olarak adlandırılır.  Ara renkler nelerdir? İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk, karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısı olur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Mavi için Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, kırmızı için yeşil, sarı içinse mor tamamlayıcı renk işlevi yapar.  Aynı zamanda birbirlerine karşıt olan bu renkler, birlikte kullanıldıklarında da denge oluştururlar.  Ana renklerin farklı oranlarda karıştırılmasıyla güneş ışınlarında bulunan altı rengin birbirinden farklı sayısız tonu elde edilebilir.  Renk Uyumu Nedir? İç dekorasyon yaparken, web sitesi ya da bir sunum hazırlarken kullanılacak renklerin seçimi yapılırken, tercihler kadar kullanılan renklerin birbirleriyle uyumu da önemlidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Çünkü her renk bir biriyle aynı uyumu göstermemekte ve bazen çok itici sonuçlar elde edilebilmektedir.  Bir biriyle uyumlu ya da birbirini tamamlayan renklerin dengeli bir şekilde kullanılmasına renk uyumu denir.  Renk uyumu için birbirine yakın renkler ile sıcak-soğuk renklerin ve zıt renklerin özelliklerine göre birbirleri ile belli bir denge içerisinde kullanılmaları esastır.

Renkler İşinizi Kolaylaştırıyor.  İş yaşamında renklerle doğrudan ilişkide olduğumuz diğer bir alan, kullanılan dokümanlardır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk dokümanlarda kullanılan renkler ve şekiller, şirket hakkında bilgi verirken dokümanda yer verilen konuya ilgiyi yoğunlaştırır.  Renkler, yaşamımızda tahmin ettiğimizden daha önemli bir yere sahiptir.  Gerek günlük yaşamda gerekse iş yaşamımızda renklerin önemini yadsıyamayız.  İş yaşamımızda renklerin önemini birkaç kategoride ele alabiliriz.  Giyim tarzımızın ve kıyafetlerimizin iş hayatımızı etkilediği gibi bulunduğumuz ortamın renklerinin de motivasyonumuzu doğrudan etkilediğini göz ardı edemeyiz.  Ofislerde aydınlık renkler daha verimli çalışmamızı sağlarken, karanlık, loş odalarda çalışanların verimlerinin çok daha düşük olduğu bir gerçektir.

Görüntüleri etkili olarak sunabilirsiniz Görüntüleri sunmada renk sizin güçlü bir aracınızdır.  Renklerin etkileyici kullanımıyla belgenizden iletmek istediğiniz özellikleri; güç, içtenlik, güvenilirlik vs.  görüntüye verebilirsiniz.  Psikolojik olarak okuyucuyu dilediğiniz tarafa yönlendirebilirsiniz.  Her renk farklı psikolojik etkiye sahiptir.  Bunları ustalıkla kullanarak okuyucularınızı arzuladığınız yöne götürebilirsiniz.  Sonuç olarak, belgelerinize renk eklemek size daha ikna edici ve etkili bir iletişim sağlayacaktır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renkler belgelerinizi farklılaştırır Dikkati ana noktalara çekmek için, belgenizin özel bölümlerini uygun bir renk kullanımıyla vurgulayabilirsiniz.  Ayrıca, renkleri etkili bir şekilde kullanarak benzersiz ve özgün belgeler yaratabilir ve okuyucularda iyi bir izlenim bırakabilirsiniz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renklerin insan davranışları üzerindeki etkilerini göz önüne alırsak, dokümanları bu doğrultuda tasarlayabilirsiniz.  İş hayatında kritik noktalarda ve karar verme sürecinde etkili belgeleri yine renkler vasıtasıyla düzenleyebilirsiniz.

Belgelerinizi daha rahat okunur hale getirerek anlaşılır yapabilirsiniz Bir belgenin farklı kısımlarını betimlemek için renkler kullanılabilir.  Ayrıca, belirli öğeler için hep aynı rengi kullanarak belgenizi daha anlaşılır yapabilirsiniz.  Kullanabileceğiniz başka bir teknik ise okuyucunun gözlerini istediğiniz yöne yönlendirmek için derecelendirme kullanarak renk farklılıklarını uygulamaktır.  Renklerin önemi ve iletişim aracı olarak gücü Görme duyusuyla renk bilgisi maksadımızı ve kararımızı etkiler.  İnsanların tatma, koku alma, dokunma, görme ve duyma olmak üzere beş duyusu vardır.  Görme duyusuyla aldığımız bilgi bunların toplamda yaklaşık %87’sini oluşturur.  Ve görme duyumuzla aldığımız bilginin yaklaşık % 80’i renk bilgisidir.  Bu figürlerin doğruladığı gibi, edindiğimiz duyusal unsurların büyük bir bölümü renk bilgisi formundadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Kısaca, renk bizim hayatımızdaki çok önemli bir mevcudiyettir.  Renkler hayal edebileceğimizden daha çok güce sahiptirler.  Ve bu gücü iş belgelerinize koyarak birçok yeni fırsat yaratabilirsiniz.  Günümüz trendi, şüphesiz “Renklerin Başarısı” na doğrudur.

Ya Renkler Olmasaydı? Renksiz bir dünya olsaydı yaşadığımız mekan, her şey tek renk üzerine Nasıl olurdu yaşam hiç düşündünüz mü? Tek düzeliği, renksizliği ve zamansızlığı… Renkler hayatın vazgeçilmezlerinden… Yaratılmış her şey Yaratan’dan ötürü zaten güzel Aynen öyle de yaratılan bütün renkler de özel Siyah olmasa beyazın kıymeti bilinmezdi Kırmızı olmasa, yeşil tek başına güzelliğini sergileyemezdi Renkler kadar birbirine tezat duygularda özel Özlem olmasa vuslatların kıymeti bilinmezdi Gözyaşları olmasa, gözlerimizden süzülen, dudaklarımızdaki tebessümlerin ne anlamı kalırdı? Yaratılmış her şey diğer tezadı ile dengede Mıknatıslarda dahi kuzey güneyi çeker İki aynı kutup birbirini iter Gökyüzünün mavisini yitirdiğini evrendeki tüm renklerin birbirine karışıp neticede alelâde bir gri rengin tüm dünyaya hakim olduğunu hayal edin lütfen… Yiyeceklerin çekici renklerini silin gözlerinizden Afiyetle içtiğiniz çorba ile tabağınızın, tabak ile kaşığınızın hatta elinizin, kaşınızın aynı renk olduğunu düşünün Sevdiğiniz insanı nasıl ayır ederdiniz diğer hemcinslerinden? Ya beslenme nasıl olurdu? Çiçeğin kokusunu duyabilmek ama rengini görememek ne kadar tatmin ederdi bizi?

Evren içinde pek de dikkate değer bulmadığımız bu küçük ayrıntıyı yitirdiğimizi düşünelim bir anlığınaKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Yitirilen birçok güzellik gibi nasıl da büyürdü gerekliliği gözümüzde… Denizin, bulutların ve gökyüzünün rengi aynı, balıkların rengi aynı… Her şey tek düze ve hep aynı Sonsuzluğa aşık insanoğlu için ızdırap dolu olurdu yaşam Oysa dünya öyle güzel renklerle donatılmış ve bu minik “renk” dediğimiz detaya öyle güzel vazifeler yüklenmiş ki İnsanın sadece renkler için dahi her gün şükretmesi gerekiyor.  kullanılış ustalığı da, sihirli renkler dünyasının başka bir muamması Öyle ki, karpuzun rengi kırmızıKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Zamanımızın araştırmaları insanların kırmızı rengini daha çok tükettiğini kanıtlıyor ve yazın en kavuran sıcaklarında merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz , biz aciz kulları için kırmızı şerbet toplarını yaratıyor. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Uzmanlar yazın şekerli sıvılar tüketmemizi önerirken her şeyi Yaratan Allah (C. C. ) , zaten kulları için gerekli besin ve gıdaları önceden hazırlayıp onların tam da en ihtiyaç duydukları anlarda onlara gönderiveriyor.  Yine bir araştırma, insanoğlunun “canım çekti” dediği şeylerin, aslında metabolizmasının ihtiyacından kaynaklandığını kanıtlıyorKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Yani grip olacak bir insanın canı portakal istiyorsa bu bir tesadüf değil Bilakis, Rabbimiz Allah’ın (C. C. ) hastalıkla mücadelede yarattığı vücut için takdir ettiği bir lütfu Aynen öyle de, renginin Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, aromasının hoş kokulu olması da ayrı bir ustalık Renkler aynı zamanda bir savunma mekanizması Siyah beyaz çizgileriyle aslanların gözlerini kamaştıran zebralar yaşamlarını, Allâh’ın (C. C. ) lütfettiği renklerine borçlular Güzel kelebekler, kanatlarındaki göz şeklinde boyanmış benekleri ile bir çok düşmanlarını kendilerinden uzaklaştırabilmektedirlerKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk değiştirmede özel yaratılan hayvanlardan bir diğeri olan bukelamunu bulunduğu ortamdan, renkleri itibariyle soyutlamak neredeyse imkansızdır

 Renklerle tedaviKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir.  Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir.  Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu değişikliklerin birçok nedeni vardır ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar ve negatif düşüncelerdir.  (Streslerdir. ) Renkleri tek başına ya da başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz. Eğer vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik alanı etkiler.  Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen auramızın da kötü etkilenmesine neden olur.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir.  Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur.  Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

Renklerle bedenimizin enerji merkezleri arasındaki ilişkisiKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle bedenimizdeki enerji merkezleri arasındaki ilişkiden söz etmek istiyorum.  Vücudumuzda 7 tane “enerji merkezi” vardır.  Bunların her birinin kendine ait bir rengi vardır.  Yani her bir enerji merkezinin kendine ait bir ana rengi vardır.  Fakat bu enerji merkezleri diğer renklerden de yardım alabilirler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Her bir enerji merkezinin kendi rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı renk diyoruz.  Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle tamamlayıcı unsurlar oluştururlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Herhangi bir tedavide kullanılan ana ve tamamlayıcı renk tablosu şöyledir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Renkler bize birçok biçimde ve görünüşte görünüyor.  Bizler özgür gözle en az 2000 farklı renk tonunu algılayabiliriz.  Odanın bütün resmi ve sinerjisi farklı renklerin kombinasyonu ile yaratılır.  Gerçek şu ki, renkli bir dünya vasıtasıyla tüm görsel izlenimlerimizin % 87’sini elde ediyoruz.  İnsanlar renkleri kullanır ve bu şekilde kendisini ifade eder.

Biraz şansa mı ihtiyacınız var?Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Bunu kırmızı bir kazak giyerek, bir portakal yiyerek ya da elmas bir yüzük takarak sağlayabilirsiniz.  Hint geleneğine göre hayatınızda şans yaratmak ve aynı anda mutlulukla sağlığı teşvik etmek çevrenizde hangi rengin hakim olması gerektiğini bulmanıza bağlı. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk “Bir insanın kendini iyi hissetmesi chakra’larına (insan vücudundaki yedi ana nokta) veya vücut ve buna bağlı fizik enerjisine bağlıdır” diye açıklıyor The Indian Luck Book (Hint Şans Kitabı)’nın yazarı Monisha Bharadvvaj.  “Her chakra negatif ya da pozitif titreşimleri çeker ve özel bir renge bağlıdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu rengi giymek sizin daha dengeli, mutlu, kontrollü olmanıza yardımcı olur ve buna bağlı olarak dışarıdan aldığınız tepkileri de etkiler.  “Kıymetli taşların gücü de aynı şekilde işler.  “Kıymetli taşlar chakra’lar üzerinde etkisi olan elektromanyetik enerji yayar,” diyorKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Monisha.  “Renklerine ve etkilenen chakra’ya göre kıymetli taşlar canlılığı arttırabilir, olumsuz etkileri önler, sağlığı korur, kazaları önlemek için gerekli enerjiyi verir ve gelişmeyi hızlandırır. ” Öyleyse kullandığımız renklere dikkat edelim.  İyi şanslar.  Giydiğiniz Renkler Chakra’larınızı, Mutluluğunuzu ve Ruh Halinizi Etkiliyor.  Güneş ışığının sahip olduğu elektromanyetik enerji dünyamızdaki doğal yaşamı devam ettirir.  Işık yeterince alınmazsa canlılar hayat enerjisini tam olarak alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi metabolizmanın sağlıklı ve dengeli bir şekilde çalışmasını sağlamak için renk enerjilerinden faydalanmak için yapılan terapidir.  İhtiyaç olan renk vucuda çeşitli yöntemlerle sağlanır.  Reiki, müzik, sarjlı sular ve renk şuruplarıyla ihtiyaç duyulan renk vücuda yüklenir.

Renk bir enerjidir.  Giysilerimiz bizim hem ayıracımız hemde renk süzgeçimizdir.  Renklerin büyülü dünyası hakkında fikir sahibi olmak için her şeyden önce ışık kavramını incelememiz gerek ışık rengi oluşturan bir tür elektromanyetik enerjidir.  Güneş tarafından, çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığa ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır.  Örneğin koyu renkte görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar.  Açık renkli nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar.  Parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar.  Işığı oluşturan dalga boylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterir.  Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli renkler ortaya çıkar.  Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür.  Gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur.  Kromoterapi adıyla bilinen renk tedavisi eski Mısır’da, Çin’de ve Hindistan’da çok eskiden beri biliniyordu.  Bu tedavi yöntemi insanda bazı renklere ait merkezler olduğu teorisinden yola çıkmaktadır.  Chakra adı verilen bu merkezler belirli organları yönetir.  Bunlar belirli renklerle de uyum halindedir.  Organik veya psikolojik nedenlerden dolayı bu merkezler görevlerini yapamaz duruma gelince, hem idare ettikleri organlarda bazı hastalık belirtileri görülmeye başlanır, hem de uyum halinde bulundukları renk titreşimleri azalarak bu renge olan ihtiyaçları artar.  Kromoterapi de bu duruma gelen hastaya aksayan chakranın rengiyle ilgili tedavi uygulanır.  Ayrıca bu merkezin uyum hali içinde bulunduğu renkle ilgili besinler tavsiye edilir.  Bazen bu renk merkezi ile ilgili metaller taşınması da önerilebilir.  Tedavi esnasındaki süre kromoterapi uzmanının tavsiyesine göre yapılır.

Günlük yaşantımızda hepimizin renklerden etkilendiği bilinen bir gerçektir.  Bulunduğumuz mekanlarda canlı renkler bize huzur ve mutluluk verirken, donuk ve soluk renkler ise bizlere sıkıntı verir.  Renkler karşısında neden değişik ruh halleri yaşıyoruz? Ruh halimizi, renkler ne yönde etkiler? Renklerin gizemli dünyasını öğrenmek istiyorsak önce ışığın ne olduğunu anlamamız gerekir.  Işık, şekli ve rengi oluşturan, bir tür elektromanyetik enerjidir.  Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, cisimlerden yansıyıp, gözümüz tarafından algılandığında, ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın bir yansımasıdır.  Işık bir cisme çarparak yansıma yapana dek, gözümüzle görebilme olanağımız yoktur.  Renk ise, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık, değişik dalga boylarına dönüştüğünde, emildiğinde veya kırıldığında çeşitli renkler ortaya çıkar.  Bu tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer.  Ne var ki gökkuşağını oluşturan renkler, renk tayfının küçük bir bölümüdür.  Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği mevcuttur.  Cisimler ise, güneş ışığını oluşturan renkleri kendi özelliklerine bağlı olarak, emer ve yansıtırlar.  Renk, bir ışık frekansının belli oranda yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar.  Renkleri kendi içlerinde ise, üç temel gruba ayırabiliriz.  Birincisi; kırmızı, sarı ve mavi’nin bulunduğu ana renkler grubudur.  İkincisi, bu üç rengin çeşitli kombinasyonlarda biraraya getirilmesi sonucunda oluşan gruptur.  Örneğin: Sarı+mavi=Yeşil, Kırmızı+sarı=Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, Kırmızı+mavi=Mor gibi.  İlk gruptaki renklerle, ikinci gruptaki renklerin karıştırılması sonucunda ise, üçüncü grup renkler oluşur.  Renkler, dünyamızda 4 Ana Unsur olan: Hava,Toprak,Su,Ateş ile birebir etkileşimleri vardır.  Kırmızı renk Ateş’i, Sarı renk Hava’yı, Yeşil renk Su’yu, Mavi renk ise Toprak’ı simgeler.  Makro uzayda ise, Renk evrenleri vardır ve 2 Ana Renk’den oluşur, bunlar; Kırmızı Ötesi Evrenler ve Mor Ötesi Evrenlerdir.

Kırmızı ötesinde yer alan evrenler (cehennemler) sıcak ve yakıcı, Mor Ötesi Evrenler (cennetler) ise huzur verici ve ilahidir.  Renklerin bir başka özelliği ise, bilinç dünyamızın en derin noktalarına kadar uyarma gücüne sahip olmalarıdır.  Her insanın renklere karşı verdiği tepki farklıdır.  Bir insana huzur veren mavi renk, bir diğerine soğuk veya itici gelebilir.  Veya birine heyecan veren kırmızı, bir diğerine üzün verebilir.  İnsanların renkten etkilenmelerini meydana getiren olgular, kişilik oluşumları, hayat koşulları ve bilinçaltında bastırılmış olan isteklerdir.  Bazı insanlar hangi renkle barışık olduklarını bilirken bazıları ise bu konuda tamamen bilinçsizdir.  İnsanlar renk seçerken, o rengin kendilerine getireceği yararı veya zararı düşünmezler.  Sonuçta her renk, kendine özgü bazı tedavi edici ve dengeleyici unsurları da içersinde taşır.  Renk bilim nedir ve Nasıl doğmuştur? Tarihe baktığımızda eski Mısırlıların renklere ve renklerle yapılan şifaya çok önem verdiğini görebiliriz.  Bu sebepten Karnak ve Teb gibi tapınaklarda renk kullanmışlar ve renk şifacılığını pekiştirmek için, renk salonları inşa etmişlerdir.  Aynı şeyi kadim Hind ve Çin uygarlıklarında da görebiliyoruz.

Oradaki şifacı din adamları da insanın yedi katlı doğası ile güneş tayfının yedi rengi arasındaki bağlantıyı temel alarak, bir renk bilim sistemi kur muşlardır.  1670 yılında İngiliz fizikçi Ishaac Newton, karanlık bir odada güneş ışığının önce bir delikten odaya girmesini sağlamış, sonra bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini bir beyaz perdeye aksettirerek, yedi rengi elde etmiştir.  Newton, beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra ile dizilişine Spektrum Solares (Güneş tayfı) adını vermiştir.  Daha sonra güneş ışığını meydana getiren renk tayfı üzerinde araştırmalarına devam ederek, renk bilimini, bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.  Newton’dan sonra Chevreul, Helmhotz, Young gibi fizikçiler ve kimyagerler, bu proje üzerine eğilerek çalışmaları hızlandırmışlardır.  Ancak günümüzde fizik ve metafizik alanında yapılan araştırmalar, renklerin bir terapi aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur.  Bugün dünyada birçok psikolog ve psikiyatr renkleri bir terapi aracı olarak kullanmaktadır.  Dünyanın her tarafında bilinen bir atasözü vardır: “Güneş giren eve doktor girmez. ” Işık, tabiatın bir ilacı ve en güzel tedavi aracıdır.  Işığın, insanlar ve bitkiler üzerindeki fiziksel etkilerini hepimiz biliyoruz.  Kaynağını güneşten alan ışık, elektromanyetik enerjilerle doludur.

Bu enerjiler dünyadaki doğal hayatı devam ettirirler.  Bitkiler, güneşten gelen enerjiyi yapraklarında bulunan klorofil sayesinde yakalar ve karmaşık moleküllere dönüştürür.  Bu da bitkinin canlılığının devamını sağlar.  Bu olaya kısaca fotosentez diyoruz.  İşte ışık ile hayat arasındaki bağlantı!.  Işık eksik ve yetersiz olduğu zaman, canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız mutsuz ve sevgisiz canlılar yeterli hayat enerjisini alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi, metabolizmada sağlıklı bir denge sağlamak için renk enerjilerinden faydalanma işlemidir.  Araştırmalar bize göstermiştir ki, insanda bedeni kuşatan elektromanyetik bir alan vardır.  Buna Aura veya enerji beden adı verilir.  Bedenimizi bulut gibi saran bu enerji alanı, ışık, (renk) elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli olarak etkileşimdedir.  Ayrıca bu enerji alanı içinde yedi adet de, chakra adını verdiğimiz enerji dağıtım merkezleri vardır.  Chakra’lar bedene giren ve beden tarafından yayılan enerjilerin oranlarını düzenlerler.  Ayrıca bedendeki fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli olan enerjiyi emerek, bunları ihtiyaç duyulan bölgelere dağıtırlar.  Her bir chakra ayrı bir renge sahiptir.  Chakraların fiziksel bedene doğrudan bağlı oldukları tek yer, salgı bezleri ve omurga sistemidir.  Enerji merkezleri vasıtasıyla emilen enerjilerin vücuda yayılması, dolaşım ve sinir sistemlerinin yardımıyla gerçekleşir.  Bu yolla tüm organlar, dokular ve hücreler enerjilerden eşit olarak faydalanmış olurlar.

İnsanı ayakta tutan bütün bu sistemler ve organlar, enerjiye (belirli renklere) karşı duyarlıdırlar.  İnsanın içinde bulunduğu duygusal değişiklikler (öfke, korku, negatif düşünceler vs. ) chakralarda enerji dengesizliği meydana getirir.  Burada, belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur.  Chakraların dengesiz çalışması fizik bedende hastalıkları oluşturur.  Eğer bünyemizde herhangi bir denge bozukluğu başgösterirse, bazı renkleri veya renk kombinasyonlarını kullanarak, iç dengemizi tekrar kurabiliriz.  Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedirler.  Söz konusu titreşimler chakralar tarafından emildikten sonra, direkt olarak omurgalara iletilirler.  Omurgalara ulaşan bu enerji dolu titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınırlar.  Böylece fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir.  Renklerle tedavi üzerinde çalışırken karşılaşılan en büyük sorun ise, ihtiyaç duyulan renklerin belirlenmesidir.

Renk Işık Tedavisi, Kromoterapi Işık ve Rengin Enerji İlkeleri natüropati uygulamasındaki modern cihaz destekli metotların bir parçasıdır.  Bu tedavi çok eskiye dayanır, çünkü renk ışık tedavisi, köken itibarı ile güneş ışığıyla tıbbi tedavi anlamına gelen Helioterapiden türemiştir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk fiziksel anlamda ışık ve renk, iyi tanımlanmıştır.  Güneş ışığı, elektromanyetik spektrumun bir parçası olup yaklaşık olarak %42’si kızılötesi ışınlardan (“termal radyasyon”) , %51’i görünür ışıktan ve yaklaşık %6’sı mor ötesi ışınlardan (UV-ışını) oluşur.  Gözlerimizle görebildiğimiz ışık, yani, elektromanyetik spektrumun optik olarak fark edilebilir aralığı, 380 ila 780 nm dalga boyları arasında değişir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Kızılötesi ışınlar genel olarak ağrı tedavisi için termoterapide kullanılırlar.  UV-ışını dermatolojide, örneğin UV-B ışını (özellikle 311 nm) sedef hastalığının, UV-A ışını ise (320-380nm) atopik egzamanın tedavisinde kullanılır.  Güneş ışığı spektrumunun her rengi, organizmamızda belirli bir reaksiyona neden olur.

Reaksiyon düzeyleri farklıdır.  Renklerin duygusal ve ruhsal etkilerinin yanı sıra metabolik ve yapısal düzeyde etkileri bulunur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Işık ve renk, vücudumuzca cilt ve gözler, aynı zamanda Çakralar (vücudumuzun ötesindeki enerji organları) ve besinler aracılığıyla emilir (bu bağlamda ikinci derece bitkisel boyalar büyük rol oynar).  Vücudumuzun dışarıdan yalnızca ışık almayıp aynı zamanda, “BioFoton radyasyonu” olarak da bilinen ultra zayıflıkta bir hücre radyasyonu (“luminesans”) vermesi özellikle heyecan vericidir.  Bu ışık, hücre bölünmesinden kaynaklanır ve eşevrelidir, yani lazer benzeri bir düzeni vardır.  “Vücudun kendi ışık üretiminin” varlığı hakkındaki bilgileri Rus Alexander Gurwitsch’in araştırmalarına ve Alman Profesör Fritz-Albert Popp’un onlara dayanan çalışmasına (“Der Mensch ist ein Lichtsauger”) [İnsan Işık Emici bir Cihazdır*] borçluyuz.  *İnsan ışıklı vakum temizleyicisidir, olarak da tercüme edilebilir! Işığın işi: Hücre iletişimi Vücudumuz karmaşık bir şekilde organize edilmiştir.  Her bir hücrede saniyede aynı anda yaklaşık 30. 000 ila 100. 000 kimyasal reaksiyon gerçekleşir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu, vücutta eşzamanlı olarak tasarlanan 1. 000. 000. 000. 000. 000. 000=1 kentilyon reaksiyon demektir! Vücuttaki bütün doku fonksiyonlarının yüksek derecede organize edilmiş etkileşimini garanti etmede yalnızca ışık, dolayısıyla fotonlar, bu süreçleri sayısal açıdan yeterli hız ve kesinlikle yönetebilecek gibi görünmektedir.  Potsdam’daki “Institude for Advanced Sustainability Studies” Bilim Direktörü Carlo Rubbia, bunu araştırdı. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk 1984 yılında Simon van der Meer ile birlikte Nobel Fizik Ödülünü aldı.

Birlikte, maddenin, dolaysıyla gördüğümüz ve dokunabildiğimiz her şeyin birleşmiş olduğu bilmecesini çözdüler.  Temel olarak dünyamızın yalnızca 1 milyarda biri kütleden oluşur, geriye kalansa saf enerjidir.  Enerji kuantlarının kütle parçacıklarına oranı 1. 000. 000. 000 (milyar) / 1’dir.  Basitçe söylemek gerekirse:Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk enerji süreçleri, maddesel süreçlerden daha ağır basar.  Bugün DNA, insan hücresi radyasyonunun en önemli depolama yeri olarak görülmektedir.  “Biyolojik organizmaların iç düzeni güneş ışığıyla bağlantılıdır. ” Işık, Salınım ve Enerjidir (Dalga-Parçacık Düalizmi) Işık, bir yerden bir yere hareket ediyorsa, bir dalga gibi davranıyordur.  Güneşten yayılan ışık dalgalarını belirleyen, frekansları ve dalga boylarıdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk dalga boyu= bir dalganın genliğinin bir sonrakine uzaklığı (ölçü birimi nanometre, nm / 1 nanometre = metrenin milyarda biri, 10-9 metre) Frekans= zaman birimi başına salınım süreçlerinin sayısı (ölçü birimi Hertz, Hz), yani, bir saniyeden sonra belirli bir noktaya ulaşan dalgaların sayısı Işık bir organizma tarafından alınıyorsa, bir parçacık gibi davranıyordur.  Işığın e küçük parçacığına “foton” denir.  Fotonlar bir dalganın ve bir parçacığın özelliklerine sahiptirler, dolayısıyla bilginin ve enerjinin taşıyıcılarıdırlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk uzak Doğu Tıbbının Perspektifi Çin Tıbbının bakış açısına göre ışık enerjisi parlaklık ve sıcaklık Yang ilkesine (“dağların güneşli yanı”), karanlık ve soğukluk ise Yin’e (“dağların gölgeli yanı”) atfedilmiştir.  “Yaşam nefesimiz” Çi, ışığın da içlerinde olduğu farklı enerji kaynaklarından beslenir: Kalıtsal enerji, Besin enerjisi, Nefes enerjisi, Savunmacı enerji, Kozmik enerji (güneş ışığı!), Cinsel enerjidir Renk Terapisi Organları Tedavi Eder.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk, ışık yoksunluğunun vücutta işlev bozukluğuna yol açtığı teorisine dayanan bir enerji çalışması şeklidir.  Her renk kendi frekansı ve titreşimine sahip olduğundan, vücudun belirli bölümlerini tedavi etmek için belirli renkler kullanılır.  Vücut, sırayla rengin titreşim desenine tepki verir ve disfonksiyonu düzeltmek için çalışır.  Renksiz bir dünya, ne kadar tatsız tuzsuz olurdu değil mi? Siyah, beyaz bir dünya soğuk ve duygusuz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk yaşamımızın ve sağlığımızın bir parçasıdır, enerjileriyle ruhsal ve fiziksel durumumuzu etkilerler.  Her renk kendi titreşimleriyle ışık saçar ve vücut dengeyi korumak için güneş ışınlarından gelen renkleri filtreleyerek ihtiyaç durumuna göre absorbe eder.  Terapide renk spektrumunun bir ucunda kırmızı, bir ucunda mavi vardır.  Kırmızı canlandırıcı ve uyarıcı etki yaparken, mavi sakinleştirici ve rahatlatıcı etkiye sahiptir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk gördüğümüz renkler, soğurulmayıp, yansıtılan renklerdir.  Bir ışık huzmesi spektrumun tüm renklerini kapsar.  Örneğin; bir yaprak, yeşil dışındaki tüm renkleri soğurup sadece yeşili yansıttığı için yeşil görünür.  Renk terapisinde vücutta aktif enerji merkezi olarak çalışan çakraların kendine özel temel renginin olduğu kabul edilir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Güneş ışığının sahip olduğu elektromanyetik enerji dünyamızdaki doğal yaşamı devam ettirir.  Işık yeterince alınmazsa canlılar hayat enerjisini tam olarak alamayacaklarından kendilerini sağlıksız, mutsuz ve sevgisiz hissederler.  Renk terapisi metabolizmanın sağlıklı ve dengeli bir şekilde çalışmasını sağlamak için renk enerjilerinden faydalanmak için yapılan terapidir.  İhtiyaç olan renk vucuda çeşitli yöntemlerle sağlanır.  Reiki, müzik, sarjlı sular ve renk şuruplarıyla ihtiyaç duyulan renk vücuda yüklenir.  Renk bir enerjidir.  Giysilerimiz bizim hem ayıracımız hemde renk süzgeçimizdir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkler ve Enerji Einstein bütün kütleleri enerjinin fonksiyonu olarak açıklamıştır.  Bu teori(İzafiyet Teorisi) bir kütleye yüksek hızda bir titreşim uygulandığında kütlenin enerjiye dönüşeceği fikrini yansıtıyor.  Demek ki katı maddeler düşük hızla titreşen enerjidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bizlerin bir kütle olduğunu, katı enerji olarak bir fanus içine konduğumuzu düşünün.  Enerji gücümüzü nasıl hızlandıracağımızı keşfedebilirsek fiziki bedenimizin moleküler yapısını değiştirebiliriz.  Aslında şifa vermek budur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sağlığımız için enerjiyi doğru kullanmalıyız.  Bu pozitif ve güçlü enerjiyi hepimiz enerji dolu güç santralleriyiz.  Bu da reiki ile terapinin önemini destekliyor.  Renklerin büyülü dünyası hakkında fikir sahibi olmak için her şeyden önce ışık kavramını incelememiz gerek ışık rengi oluşturan bir tür elektromanyetik enerjidir.

Güneş tarafından, çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığa ışığı görmüş oluruz.  Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Örneğin koyu renkte görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar.  Açık renkli nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar.  Işığı oluşturan dalga boylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterir.  Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır.  Işık değişik dalga boylarına dönüştüğünde çeşitli renkler ortaya çıkar.  Renkler Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun sadece çok küçük bir bölümüdür. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk gerçekte her rengin birçok tonu ve çeşidi vardır.  Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ancak renklerle tedavinin temelini tüm bu bilgiler oluşturur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk çünkü değişik frekanslardaki ışıklar (renkler) vücudun çeşitli bölgelerindeki enerjilerle bir iletişim halindedir.  Kromaterapi olarak da bilinen renk terapisi, belli renklerin şifalı enerjileri harekete geçirdiği fikrine dayanır.  Terapi zihin ve bedeni tedavi etmek ve dengeKronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk sağlamak için gökkuşağının yedi rengini kullanır.  Renk spektrumu ışık enerjisinin farklı frekans ve dalga boylarından oluşur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Ayurvedik tıp renklerin enerjisini denge ve şifa sağlamak için kullanır.

Renklerin belli şifa nitelikleri (örneğin kırmızı, enerji verici; mavi, teskin edici) telkin ettiği ve her renk tarafından üretilen titreşimlerin kişiyi dengelediği söylenir.  Renk terapisiyle ilgilenen holistik hekimler genellikle renk spektrumunun yedi rengiyle vücudun çakralar olarak bilinen yedi özel bölgesi arasında bağlantı kurmaktadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk terapisi kaynağını binlerce yıldır Hindistan’da uygulanan bir tıp türü olan Ayurvedadan alır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Ayurveda her bireyde evrenin beş temel elementin bulunduğu fikrine dayanır: toprak, su, hava, ateş ve eter (boşluk).  Bu elementler bireyde o kişinin karakteri ve yapısına özgü belli bir oranda bulunur.  Sağlıksız yaşam alışkanlıkları ya da dış güçlerin etkisiyle bu elementlerin dengesi bozulduğunda hastalık ortaya çıkar.  Ayurvedik tıp bu dengenin yeniden kazanılması için spektrumda doğal olarak bulunan renkleri kullanır.  Renk terapisi antik Mısır ve Çin’de de uygulanmıştır.  Geleneksel Çin tıbbında (GÇT) her organ bir renge denk gelir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Qigong’da iyileştirici sesler, her biri sırayla belli bir organ ya da duyguya karşılık gelen bir renk ile özdeşleştirilmiştir.  Yogada, çakralar vücudun belli spiritüel enerji merkezlerini oluşturur.

Renklerin terapötik etkisi temsil ettikleri çarka ile bağlantılıdır: Kundalini enerjisi insan organizmasının sınırsız potansiyelini barındıran, açığa çıkmayı bekleyen, uyur durumdaki gizli enerjidir.  Aura, insan bedeninden yayılan enerji alanıdır ve belli bir renk çemberinden oluşur.  Auralar kişiye özeldir ve diğer aura alanlarından etkilenir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Alkol, sigara, stres, dengesiz beslenme aura alanını zayıflatırken, güneş ışığı, egzersiz, meditasyon, olumlu düşünmek ve doğal olmak aura alanını güçlendirir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Aurada mor ve lavanta rengi sinir sisteminde konsantrasyonu arttırıp, rahatlama sağlarken, yeşil gevşeme, sarı ve Cinselliği Uyaran Işık Tedavisi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ise uyarıcı etki yapar.  İç organlar ve kan dolaşımında ise koyu lacivert yumuşatıcı, dengeleyici rol oynarken, yeşil rahatlatıcı, kırmızı uyarıcı etkilidir.  Mavi renk heyecan ve stresi azaltıp tansiyonu düşürürken, kırmızı vücut ısısını arttırır.  Renkler terapötik olarak sayısız şekilde uygulanabilir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Ayurvedik tıp uygulayıcıları hastalarının terapötik tonları dolayısıyla seçilen renkte giysiler giymelerini sağlar.  Depresyon hastaları yükseltici ve enerji verici özellikleri dolayısıyla seçilen kırmızı ve Cinselliği Uyaran Işık Tedavisi Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk giysiler giyebilir.  Hastalar aynı zamanda tedavinin iyileştirici etkilerini artırmak için renk-filtreli ışık kaynağı ile ışık banyosu yapabilirler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renknin Ayurvedik tıpta önerilen bir başka yöntemi ise suyu renkle tedavi etmek ve sonra ona yüklenen iyileştirici özellikler nedeniyle o suyu içmektir.  Bu uygulama için bir bardak suyun etrafı ve üzeri renkli kağıt ya da renkli plastik bir örtü ile kaplanır ve bardak doğrudan gün ışığına bırakılır böylece su o rengin iyileştirici özelliklerini ve titreşimlerini soğurur.  Renkler belli sakinleştirici ya da iyileştirici etkiler elde etmek için çevresel olarak da kullanılabilir.  Boya, duvar ve pencere uygulamaları, mobilyalar ve dekoratif aksesuarlar belli renk ailelerinden seçilebilir.  Kıyafetler iyileştirici özellikleri nedeniyle belli renklerde seçilebilir.  Renk terapisi, terapötik etkiyi artırmak için hidroterapi ve aromaterapi ile birlikte kullanılabilir.  Spalar ve holistik hekimler, şifalı esansiyel yağlar eklenmiş ılık ya da sıcak suyun ve renk terapisinde kullanılan parlak tonların yararlarını birleştiren renk banyoları ya da suları önerebilir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkler farklı ışık frekanslarından oluştuğundan holistik hekimler bazen belli müzik ve ses terapisi türlerini de birlikte kullanabilmektedir.  49.  Titreşimsel Teknik olarak bilinen benzer bir yöntem, renk spektrumu tarafından üretilen sessiz titreşimleri sesli karşıtlarına tercüme etmek için matematiksel bir formül kullanır.  Görsel renkler ile sesli frekans karşıtları birleşince renk frekansının terapötik değerinin arttığı düşünülmektedir.  Spektrumun yedi renginden her birine belli bir şifa niteliği atfedilmiştir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk herhangi bir tedavi uygulamadan önce, Ayurvedik tıp uygulayıcıları hastayı eksiksiz şekilde muayene eder ve “prakriti”sini (tabiatını) tespit etmek için hasta ile mülakat yapar.  Prakriti kişinin ömrü boyunca değişmeden kalır.  Tedavi için seçilecek renklere, kişide üç doshanın (vücut tipleri) dengesi veya dengesizliğine göre karar verilir.  Kişinin mizacına ve vücut tipine karşılık gelen üç dosha -vata, pitta ve kapha- bulunur.  İnsanların çoğu biri ağır basacak şekilde üç doshanın (tridosha) birleşimidir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bazı durumlarda, holistik hekimler hastanın aurasının fotografik bir görüntüsünü ya da hastanın elindeki elektrik sinyallerini okuyan özel bir kamera kullanarak kişisel enerji alanını kaydetmek isteyebilir.  Kamera hastayı, vücudunun etrafını çevreleyen farklı renkler şeklinde görüntüler.  Bu renkler hastanın özgün aura enerji yapısını saptamak ve bu auraya hangi tür renk terapisinin tamamlayıcı olacağına karar vermek üzere analiz edilir.  terapisi her ne kadar gevşemeyi artırma, genel sıhhati düzeltme ve bazı bozukluk ve hastalıkların tedavisinde ek ya da tamamlayıcı terapi şeklinde etkili de olsa ciddi kronik ya da akut sağlık sorunları olan kişiler tedavi için yalnızca bu terapiye bel bağlamamalıdır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk herhangi bir kronik ya da akut sağlık sorunu olan kişi diplomalı bir tıp hekimine danışmalıdır.  Renk terapisinin yaygın uygulamalarının bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.  Ayurvedik tıp Hindistan’da binlerce yıldır yerleşik olan sağlam bir tıp uygulamasıdır.  Buna karşın Birleşik Devletler’de tamamlayıcı bir uygulama olarak görülür.  Yine de Ayurvedik spalar ve tıbbi uygulamaların sayısının artmasıyla son zamanlarda popülerliği giderek artmaktadır.  Renk terapisinin yararları geniş ölçüde araştırılmamıştır ve halen alopatik tıp topluluğu tarafından bir yan tedavi olarak görülmektedir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Eğitim ve Sertifikasyon Renk terapistleri ya da Ayurvedik tıp uygulayıcıları olarak çalışan kişilerin özel bir sertifika ya da diploma almalarına gerek yoktur.  Dişil Enerjinin Titreşimleri Ayaklarımız ağrıyor, belimiz sızlıyor, zihnimiz karmakarışık, bir türlü bu dağınık odayı toparlayamıyor; iş, görev ya da zorunluluk halini alınca da yaşam enerjimizi kaybediyoruz.  Bu öyle hemen olmuyor; kirleticileri biriktirme sürecimiz, vücudumuzda blokajların oluşması ruh ve beden halimize göre hızla değişebiliyor. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk özellikle kadınlarda erken yaşlanma, hücre kaybı, menopoz ve ağrılı adet dönemi gibi travma yüklü ruh halleri görülebiliyor.  Kadın danışanlarımın çoğu, yaşadıkları zihinsel ve bedensel ağırlıklardan bir an evvel kurtulma arzusuyla geliyor bana.  Bedenimiz bir uzmana görünmesi gerektiğini söyler bize; ama çoğu kişi ona kulak asmadığı için ancak zorunlu ilaç kullanımına ramak kala bir uzmanın kapısını çalar.  Sorunlarımızın özüne inmek, tarafsız bir analiz ve sağduyu ister.  Bunu her zaman başaramayız.  Takılıp kaldığımız ağrılı regli dönemleri ya da aşırı sinir halleri, hormonlarımızın nasıl da tahribata uğradığını bize bir kez daha gösterir.  Kontrol edilemez bir hal aldığında ise bir uzmana gitmek ve destek alma zamanı gelmiştir.  Kadınlar için renk terapisi,Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk biz kadınların en çok haz aldığı haller, bir buket çiçeğin narinliğinde, özel bir kokunun en alt notasında gizlidir.  Birçoğumuz sevilmek için yanıp tutuştuğumuz halde bir kuru dal bile alamayan ruh halimizin içinde kıvranır dururuz.  Bazen “Bir kuru dalını mı gördüm” diye dile getiriveririz oracıkta.

Bir kuru dala bile hasret kalmış dişil enerji oracıkta bırakıverir tüm cesaretini ve üretim gücünü.  Çiçeklerin ve renklerin eş duygu durumları için hazırlanmış preparatlarını sabah, akşam dil altınıza damlatmak ve akşamları ılık bir banyodan sonra kendi başınıza bile yapabileceğiniz birkaç basit masaj tekniğini uygulamak şifa kanalınızı açmanızı sağlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk (kromaterapi) kaç seanstan oluşur? Renk terapisi, ilk konsültasyondan sonra, bu konudaki farkındalığınızı geliştirmeyi ve renkleri yaşamınıza nasıl katmanız gerektiğini öğretmeyi amaçlayan 5 seanslık bir çalışma paketi ile başlar.  Konsültasyon, terapistinizle aranızda geçen özel görüşmedir; rahatsızlıklarınızı dile getirir, size sorduğu soruları cevaplayarak neden terapiye ihtiyaç duyduğunuzu anlatırsınız. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk yine bu seansta terapistinizin vereceği bazı testleri çözersiniz ve terapistiniz bunu analiz eder.

Ayrıca terapistiniz Bach çiçek kartları ve renk likit (sıvı) preparatlarıyla (kullanıma hazır duruma getirilmiş karışım, müstahzar) yapılan meditasyon çalışması hakkında da bilgi verir size.  Bu, farkındalığınızı arttırmak için her seansta gerçekleştirilen bir çalışmadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk her seans ortalama 90-180 dakika sürer.  İkinci seansta, Bach çiçekleri analizi üzerinde durulur; bu hem sizin hem de terapistinizin işini kolaylaştırır.  Bazen kendimize bile dürüst olamıyoruz.  İlk terapi seansında gerçekleştirilen Bach çiçekleri testi bu açıdan önemli.  Bach çiçek kartları yardımı ile cevaplayacağınız 100 adet sorudan oluşan bu test sayesinde çiçeklerin titreşimlerine merhaba dersiniz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk yine ikinci seansta, terapistiniz size çiçek özleri likit preparatlarını nasıl kullanacağınızı anlatır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Çiçeklerin sizde nasıl tepkiler uyandırdığını hissetmeye odaklanır ve bu konuda notlar alarak çalışmayı sürdürürsünüz.  Halsizlik, burun akıntısı ya da görmediğiniz rüyalar gibi küçük reaksiyonları (tepkime) dikkate alarak çiçeklerle aranızdaki iletişimi keşfetmeniz önemlidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Tedavinin seyrini görebilmek için 21 günlük ilk kürü düzenli uygulamanız gerekir.  Üçüncü seansta, renk meditasyonu ve çiçek nefesi çalışmaları gibi eğlenceli, canlandırıcı egzersizleri öğrenir ve uygulamaya başlarsınız.

Edindiğiniz farkındalık sayesinde ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi çiçeklerden ve seçilmiş özel renklerden toplamaya başlarsınız.  Dördüncü seansta, kendi kendinize uygulayabileceğiniz gece reçetelerini öğrenirsiniz.  Terapistiniz, hangi çiçek özleri ile nasıl çalışacağınızı uygulamalı olarak gösterir size. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Adım adım renk terapisi Konsültasyon Sizi buraya getiren rahatsızlıklar ve bunların nedenlerini saptamaya yönelik analiz çalışmasıdır. Soru cevap şeklinde ilerleyen bir ön çalışmadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk ve Nefes (pranayama) Nefes çalışmaları ile çiçek özlerinin difüze edilmesi (yayılma, geçişme), meditatif hale geçebilme, algıların açılması ve çiçek özlerinin titreşim boyutunda sizinle doğru orantıda çalışmasını sağlamak için yapılan bir biorezonans tekniğidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk nefes çalışması enerjiyi hareketlendirerek, beyne daha fazla oksijen gitmesini ve çiçek özlerinin burun yolu ile difüze edilmesini sağlar. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Beyine giden titreşimler, uyarılar, hızla limbik sistemde dağılır.

Nefes çalışmasında hem renklerin hem de çiçeklerin titreşimlerinden faydalanılır.  Her nefes, ihtiyaç duyduğunuz titreşimi o çiçeğin özü ile alabilmenizi sağlar; yeter ki doğru çiçek ve doğru renk etkinleştirilmesi gereken çakra alanı ile uyumlu hale getirilsin. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert   renk Meditasyonu Çakra renkleri ile yine çakralar üzerindeki alanlarda yapılan bu çalışmada 7 temel çakra rengi kullanılır.  Bu çalışmada, başlangıçta renk sıvı preparatları ya da renk kartlarının yardımına başvurulsa da zamanla içsel renk tonlarınızı kendi başınıza algılayabilecek düzeye gelirsiniz. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Masaj Terapisi Yine çiçek ve renklerin enerjisine başvurulan, terapiyi destekleyen bir uygulamadır.  Sinir sıkışmasından ötürü ağrıyan bölgelere, duyu hassasiyetini kaybeden uzuvlara ve kronik baş ağrılarına yönelik bir çalışmadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu çalışmada terapistiniz size Kahuna ve Efloraj tekniklerini uygular.  Çiçek ve renk titreşimleri seans sonunda bioenerji dengelemesi ile tamamlanır.  Bach Çiçekleri 38 farklı çiçek özünden oluşturulmuş bu birbirinden farklı çiçek özlerini, Avrupa’nın birçok ülkesinde bulunan, sertifikalı dükkânlardan kolaylıkla temin edebilirsiniz.  Yeter ki elinizde terapistinizin verdiği çiçek reçeteleri olsun.  38 farklı psikolojik ve ruhsal hal için Edward Bach tarafından tam 50 yıldır uygulanan bir çiçek terapisi yöntemidir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu terapi yöntemi Kanada, İngiltere gibi ülkelerde insanları depresyondan kurtarmak için kullanılıyor.  Bach sıvıları kesinlikle ilaç değildir; 38 farklı çiçek özünün ve ağaç kabuğunun kullanıldığı Homeopatik bir tedavi yöntemidir.  Terapistiniz vereceği çiçek özlerinin kullanım alanlarını ve saklama koşullarını size ayrıntılarıyla anlatır.  21 gün boyunca veya ihtiyaç durumuna göre sürekli de kullanabileceğiniz, panik atak gibi dertlere deva olan bu sıvı preparatları çantanızda bile rahatlıkla taşıyabilirsiniz.  Renklerle Ezoterik Çalışmalar Hepimiz farklı titreşim boyutlarında yer alırız.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Hiç birimiz bir diğerine benzemez; bu bizim yaşam ritmimizdir.  Bu ritmi bulabilmek, ona uyum sağlayabilmek için yapılan bu çalışma, konsantrasyonumuzun güçlenmesi, yaratıcı ağ kanalımızın açılması, kök çakranın blokajlardan temizlenmesi için yapılan bir çalışmadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Lavantanın ve mor rengin etkince kullanılacağı bu ezoterik çalışmada hem eğlenir hem de farkındalığınızı tazeleyebilirsiniz.  İçinde olumlamaların bulunduğu, mumlar, çiçek öz esansları ve renk mantraları ile dolu meditatif bir gece çalışma biçimidir.  Günümüzde sanat eserleri genenikle galerilerde, müıelerde ve tiyatrolarda sergi1enirken, sıradan insanların günlük hayatlarında sanat eserlerine sıkça rastlamak pek mümkün olmuyor.  Sanatın tedaviye yardımcı etkisi de sıradan insanlarm hayatlarından soyutlanmış ve teknolojinin son teknikleriyle yetişhrilmiş uzmanların alanlarına hapsedilmiş durumdadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk insan hayatının her yönünde kendini hissettirmesi gereken sanatın, sadece galerilerde ve müzelerde göze çarpması ve gündelik hayattan soyutlanması, beraberinde tek dize hayatı ve buna bağlı olarak bazı ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.  Sanattan mahrum olmaktan ötürü meydana gelen birçok ruhsal bozukluk yine sanat kullanılarak tedavi edilebilmektedir.  Sanat terapisinin tarihi oldukça eskilere dayanmaktadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Sanatın bazı hastalıklann tedavisine yardımcı olduğu binlerce yıldır bilinmekte ve başanyla uygulanmaktadır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk eski medeniyetlerden beri uygulanan sanat terapisi bazen hikaye anlatırru.  dans, müzik, d. rama, bazen de şiir, görsel sanatlar kullanılarak icra edilmiş ve insanın gelişimini destekler bir psiko-sosyal ortam oluşturulmaya çalışılmıştır.  Son zamanlarda sanat terapisinin uygulama alanları oldukça genişlemiştir.  Sanat terapisi daha yaygın kitleler tarafından uygulanmaya başladıktan sonra, sanat terapisi duygular hakkında konuşmaktan öteye geçip, daha karmaşık şekillerde kendini göstermeye başlamıştır.  Herhangi bir sebepten ötürü duygusal rahatsızlığı olanlar pasif durumda duygulannı terapiste anlatmalçtan ziyade, sanat galerilerine gidip kendilerini: değişik şekillerde ifade etmeyi tercili etmektedirler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk çeşitli renk tonlarını kuııanarak duygularım ve onları rahatsız eden içsel çıkmazlarım resim halinde ifade çabaları ya da çeşitli maddelere (toprak, maden gibi) şekiller vererek4 iç dünyalarını somut bir şekle sokma çabaları sanat terapisinin uygulama alanlarına girmektedir.

Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk İç dünyalarını kelimelerle yeterince ifade edemeyen çocuklar için ~anat terapisi uygulamaları gittikçe yaygınlaşmaktadır.  Malchiodi’yeS göre özelikle hasta çocuklar, hastalıklarıyla ve tedavileriyle ilgili duygu ve düşüncelerini kelimelerden ziyade sanat aracılığıyla daha iyi aktarabilmektedirler.  Hasta çocuklardan sanat aracılığıyla elde edilen bu veriler, çocukların psikososyal durumları hakkında doktorlara önemli ipuçları vermektedirler.  Bu sayede doktorlar çocukların hangi alanlarda daha fazla yardıma ihtiyaçları olduklarım tespit edebilmektedirler.  Sanat terapisinin bazı uygulamalarında kişinin birçok rengi bir arada kuııanarak kendini ifade etmesi istenmekte ve kişinin duygusal dengesini sağlamasına yardımcı olunacaktır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Mahnke tarafından yapılan bir araştırmada renk terapisi esnasında bir rengi defalarca, normalden fazla olarak kullananların aşırı duygusal tepki, dikkatini yoğunlaştıramama, etrafındaki şeylerden kolayca rahatsız olma gibi olumsuzluklar gösterdikleri saptanmıştır. ? Özellikle son zamanlarda resimle yapılan sanat terapilerinde iki farklı bakış açısı dikkati çekmektedir: Resimlerde kullanılan renklere yoğunlaşan terapiler ve şekiilere yoğunlaşan terapiler.  Bazı araştırmacılar s resimlerde kullamlan renklerin en az yapılan şekiller kadar sanat terapisi uygulanan kişi hakkında bilgi verebileceğini ileri sürmüşlerdir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Hatta, sanat terapisinde terapi uygulanan kişinin ortaya koyduğu çalışmalarda önce renklerin, sonra şekillerin incelenmesinin daha uygun bir uygulama olacağını belirtenler de vardır.  Renk terapisi, yukarıda değinildiği üzere terapinin uygulandığı kişinin aktif rol oynamasıyla yapılabileceği gibi, terapi edilen kişi pasif durumdayken de renk terapisi uygulanabilir.  Shifra Stein,lO Dr.  Shelly Wu’nun renk terapisi haklandaki çalışmalarım inceleyerek renklerin gündelik hayatta nasıl kullanıldığım örneklerle açıklarruştır.

Bazı renklerin rahatlatıcı, bazı renklerin de insanda hareketliliği artırdığı bilinmektedir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk mesela, kırmızı ve Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk renkleri yüksek enerjili renklerdir.  Bu renkler özellikle “fast-food” hazır yemek lokantalannda müşterilerin sindirimini hızlandırmak ve onların hareketliliğini artırmak için kullanılmaktadır.  Müşterilerinin lokantalarında fazlaca kalmamalarım sağlamak için başvurulan bu yol, renklerin insanlar üzerindeki etkilerine güzel bir örnek teşkil etmektedir.  Limon sansı çok neşeli bir renk olmasına rağmen özellikle gençlerin odalarında hakim renk olarak kullanıldığı takdirde sinir sistemine aşın uyarı etkisi yapabilir.  Dolayısıyla bu tip açık renkleri kullanırken rahatlatıcı renkler (açık mavi gibi) ile denge sağlanmalıdır.  J2 Eğitim alanında öğrencilerin motivasyon problemlerinin ortadan kaldınlmasında renk terapisine başvurulmaktadır.  Zentall ve Kruczek,13 renk terapisini aktif dikkat problemi olan çocuklar üzerindc deneyerek ilginç sonuçlara varmışlardır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk zZentall ve Kruczek’e göre aktif dikkat problemi olan çocuklar bu problemi olmayan çocuklara kıyasla çevreleri tarafından daha az uyarılmış olduklarından sürekli olarak aktivite peşinde koşturup dururlar.  Zentall ve Kruczek bu bilgiden hareketle aktif dikkat problemi olan çocuklara bazı görevler vererek, onlara yapacakları işlere uygun renk terapisi uygulamışlar vc bu çocukların hiperaktif davramşlanndan kaynaklanan dikkat eksikliğinde önemli miktarda azalış tespit etmişlerdir.  Bir başka deyişle, aktif dikkat problemi olan çocukların, içinde bulundukları duruma ve verilen aktiviteye uygun renkler kullanılarak yapılan renk terapisiyle bu çocukların dikkat eksiklikleri önemli ölçüde giderilebiliyor.  Yine Zentall ve Kruczek’inl4 çalışmasında varılan sonuca göre aktif dikkat problemi olan çocuklara verilen görevleri daha cazip hale getirmek için kullanılan ama verilen göreve uygunluk arz etmeyen renklerin seçilerek yapıldığı renk terapisinde çocukların dikkat eksikliklerini gidermede başarı sağlanamamıştır.

Bu da demek oluyor ki, sadece rengin dikkat çekici olması, renk terapisinde olumlu sonuç almaya yetmeyebiliyorY Kullanılan renklerin çocukların yaptıkları işlere ve içinde bulundukları psiko-sosyal duruma uygunluk arz etmesi durumunda renk terapisinden başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Yirminci yüzyıl ile birlikte ilaca dayalı sağlık sektörünün yaygınlaşmasıyla ilaçsız tedavi şekillerinden olan renk tedavisi eski öneminj yitirmeye baş~amıştır.  Fakat son yıllarda sağlık sektöründe doğal yöntemlerle tedavinin tekrar popülerliğini kazanmasıyla, alternatif tedavi şekli olarak ele alınan renk tedavisine olan ilgi artmıştır. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Yapılan denemelerde renklerin dikkati toplama, tetikte olma, yazı körlüğü (dyslexja), saldırganlık seviyesi ve stres seviyesi üzerinde önemli etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.  Hastanelerde, okullarda ve hatta hapishanelerde renk terapisi kullanılarak bu kurumlardaki iç çevresel faktörlerin iyileştirilmesi sağlanmaktadır.  Mesela, kırmızı bir tonu ile yapılan terapilerle migren tedavisi; pembe rengin tonlarıyla stres tedavisi başarıyla yapılmaktadır.  Araştırmacılara gÖfe pembenin bir tonuyla (Baker-Miller pembesi) yapılan renk tedavisinde gergin kasıarın birkaç saniye içinde gerginliğini kaybettiği tespit edilmiştir. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bu yüzden Baker-MilIer pembesi dünyada birçok hapishanede kullanılmaktadır.  L6 Renk terapisinin uygulandığı bir başka alan da uzay çalışmalarıdır.

Rus bilim adamları uzay yolcularının psikolojik durumlarını değiştirmek için tasarlanan bir dizi renkli lensler geliştirerek bu lensleri kullanan uzay yolculanmn daha uzun süreli çalışabildiklerini, daha iyi konsantre olabildiklerini ve daha az sayıda hata yaptıklarını tespit etmişlerdir.  17 Özetle, binlerce yıldır başarıyla kullamlan sanat terapisi son zamanlarda tekrar ilgi odağı olmuştur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Sanat terapisi özellikle sağlık alanında alternatif tedavi yöntemi olarak gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır.  Hindistan doğumlu Dinshah Ghadiali, 12 Renkli Kromoterapi Sistemini (numarasız olan Akupunkturla daha az ilgiliydi; “Işık ve Rengin İlkeleri” konusunda daha çok Dr. Edwin D. Babbit’ten etkilenmişti ve farklı hastalıklar için sayısız renk ışık ışınlama tedavi programları geliştirdi.  Renk tedavisi hakkında çok şey bilmek zorunda olmadan da şunu biliriz:Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Kırmızının uyarıcı (güçlendirici) etkisi vardır, Mavi ise sakinleştirir (yatıştırır).  Uyumun ve Dinshah Ghadiali’ye göre “psişik dengenin” rengi olan yeşilleyse neredeyse yanlış hiçbir şey yapamayız: Yeşilin dengeleyici etkisi vardır.  Renk Meridyen Tedavisi Christel Heidemann’ın Renk Meridyen Tedavisi de oldukça etkilidir.  Bu tedavi, her bir meridyeni test bulgularına göre bir renkle sınıflandırır.  Bir fizyoterapist olarak bağ dokuları hakkında çok şey biliyordu.

Ana meridyenlerin cildin bağ dokularının altında ilerlediği ve “patolojik” akupunktur noktalarının bağ dokularında “şişme” veya “sertleşme” şeklinde tezahür ettikleri bilgisine dayanarak, “doğru” rengin bağ dokularına ve denk gelen meridyeni ahenkleştirdiğini, “yanlış” renkleri ise semptomların güçlenmesine neden olduğunu ortaya çıkardı. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Heidemann, önce on iki ana meridyeni Itten’e göre 12 rakamlı renk çemberinde sınıflandırdı, daha sonra renkleri Çin Meridyen saatinde gösterdi.  Böylece ortaya, Renk Tedavisine başlayanların güvenle kullanabileceği Renk Meridyen Sistemi çıktı.  Gün Ortası-Gece Yarısı Kuralı çerçevesinde her bir meridyen bir aktivasyon rengine sahiptir ve uygun yatıştırıcı veya sakinleştirici rengi alır-ve örneğin, Kalp Meridyenine atfedilen sarıdır, beklendiği gibi kırmızı değil (Ateş Elementi).  Bunlar, güneş ışığıyla olan ilişkilerinden (öğle 12’de güneş en tepe konumundadır ve en parlak halindedir: açık sarı) ve güneşin günün seyri içindeki ışık koşullarının sonucudur. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Aktivasyon renklerini meridyenlerin güçlendirme noktalarına, sakinleştirici renkleriyse yatıştırma noktalarına uygulamak kullanışlı ve yararlıdır, elbette bilinen kurala uygun olarak: “güçlendirmek, yatıştırmaktan iyidir. ”Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Çin enerji öğretilerine kısmen aykırı duruyor.  O, spritüal-bilimsel gözlemlerine [beşeri bilimler alanında] dayanarak Ağaç ve Su elementlerini birbiriyle değiştirdi.  Sonuç olarak Karaciğer ve Safra Kesesi organlarını Su Elementinde, Böbrek ve İdrar Torbasını ise Ağaç Elementinde sınıflandırdı.  Bu nedenle tedavi noktaları TCM sonuçlarından ayrılır.  Ne var ki, benim deneyimim, Heidemann’ın sınıflandırdığı renklerin de TCM’de olduğu gibi geleneksel güçlendirme ve yatıştırma noktaları üzerinde etkili olduğu yönündedir.  Enerji Sistemlerinin Renk ile Dengelenmesi İlk adım her zaman en zorudur.

Bu nedenle derslerimde kolay öğrenilebilir renk kavramlarını iletmeye çalışırım. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Rezonans, her zaman çok güzeldir.  Işık ve rengin çalışmak için en kolay biçimi, Çakraların ışın yayımıdır.  Gizli enerji merkezleri olarak Çakralar, çevreden enerji ve renk “salınımlarını” alabilir ve geri verebilirler. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk Her bir Çakra, vücudun bir bölgesiyle, organıyla, sinir ağlarıyla, hormon bezleriyle ve duygusal-ruhsal yaşam temalarıyla yakın ilişki içindedir.  sarı renk, gün ortasını ve güneşin en tepe konumunu temsil eder.  Işık-biyolojik bakış açısına göre, böylece, güneş ışığının mavi ışık kısmı, en yüksek düzeyini öğle vaktinde bulur.  Bu bizi gün boyunca uyanık ve zinde tutar, gece sağlıklı bir uyku uyumamızı sağlar.  Renkler her zaman işe yarıyor! Işık ve renkler dalga boyları ve frekanslarına göre tanımlanır, ancak bugünkü olanaklarla henüz tam anlamıyla fark edemediğimiz birçok başka renk niteliği [bile] her renkte bir yankı uyandırıyor. Kronoterapi olarak Göz, kulak, burun, ağız, sinüslerine faydalı lacivert  renk bana göre, vücut, bir rengin farklı niteliklerinden hangisinin o an kendisi için en yararlı olduğunu seçebilecek yetenektedir.  Benim önerim: Yeni başlayan biri olarak, başlangıçta sistem içinde kalın.  Daha sonra, farklı öğretmenlerin çeşitli renk tedavi sistemleri çok iyi bir şekilde kombine edilebilir.  Basit bir Işın Yayım Tedavisi Lambası Kurmak için Talimatlar Aksesuarlar: 1 Flaş lambası (örneğin Mini MagLite AA tipi), 1 Mini MagLite aksesuar seti, 7 PAR 30 renk geçirgenleri/filtreler (Çakra renklerinde, metne bakınız, Ebay’den bulunabilir), 1 Motif zımba, çember çapı 2,2 cm (örneğin Efca, el sanatları malzemesi), 2 Pil,

Renk geçirgenlerini motif zımba ile zımbalayın.  Renk filtresini flaş lambasının ışık boşaltma konumu üzerine yerleştirin, filtreyi, aksesuar setindeki şeffaf plastik diskle kapatın ve bağlantı için esnek halkayı (aksesuar setinden) takın.  Hazır! Size tanıtmak istediğim bir başka ışın yayım tedavi konsepti de belirli akupunktur noktaları üzerinde basit Renk-Enerji Dengesidir

indeks: Color therapy, art Iherapy, aııernative treatment, renk, zihin, beden, duygu, denge, canlılık,  Spor, fiziksel sağlığı, zihinsel sağlığı, ruhsal sağlığı, Akciğer, stres, kas, Doku, Enerji, Ezoterik, çarka, Homeopatik, Nefes, pranayama, color, Renk Meditasyonu, Renk terapisi, sanat terapisi, alternatif tedavi,

——

loading…

——

.

Anne Sütü Gözde Kaşıntı, Nezle, Kızarıklığa Faydalıdır.

Kırmızı Pancar Mide Ağrısı Gideriyor.

http://faydaliyasam.com/kanser-hucrelerini-oldurun-pancar-kereviz-ve-havuc-suyu-iksiri/

Bilgi kaynaklarımız:
www.google.com
www.faydaliyasam.com

UYARI:
Hastaliklari teşhis, tedavi etmek 1219 sayılı Tababet Kanunu’na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu web sitesinde yer alan bilgiler sağlıklı ve faydali yaşama hakkında tavsiye niteliğinde olup paylaşımlar ve konularımız tavsiye ettiğimiz ürünlerimiz ilaç değil, faydali yaşama besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Paylaşılan metinlerde ve Kürlerin içerisinde geçen bitkilerin kullanımından önce, adı geçen bitkilere alerjiniz olup olmadığını kontrol ettirdikten sonra kullanmanız tavsiye olunur. Hayata sağlıklı, afiyet içinde, faydali yaşamanız dileklerimizle.

—–


—–


—–


——


——


—–

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir